Waters of Life

Biblical Studies in Multiple Languages

Search in "Turkish":
Home -- Turkish -- Acts - 121 (The shipwreck on Malta)
This page in: -- Arabic -- Armenian -- Azeri -- Bulgarian -- Cebuano -- Chinese -- English -- French -- Indonesian -- Portuguese -- Russian -- Serbian -- Tamil -- TURKISH -- Urdu? -- Uzbek -- Yiddish

Previous Lesson -- Next Lesson

Elçilerin İşleri - MESİH'in Zafer Alayı!
Studies in the Acts of the Apostles
Bölüm 2 - Diğer Uluslara Verilen Vaazların Raporları Ve Antakya'dan Roma'ya Kadar Kurulan Kiliseler - Kutsal Ruh Tarafından Görevlendirilen Elçi Pavlus'un Hizmeti (Elçilerin İşleri 13 - 28)
F - SEZARİYE’DEN ROMA'YA GEMİYLE YOLCULUK (Elçilerin İşleri 27:1 - 28:31)

2. Denizde Fırtına ve Malta’da Gemi Kazası (Elçilerin İşleri 27:14-44)


Elçilerin İşleri 27:27-37
On dördüncü gece İyon Denizi’nde sürükleniyorduk. Gece yarısına doğru gemiciler karaya yaklaştıklarını sezinlediler. Denizin derinliğini ölçtüler ve yirmi kulaç olduğunu gördüler. Biraz ilerledikten sonra bir daha ölçtüler, on beş kulaç olduğunu gördüler. Kayalıklara bindirmekten korkarak kıçtan dört demir attılar ve günün tez doğması için dua ettiler. Bu sırada gemiciler gemiden kaçma girişiminde bulundular. Baş taraftan demir atacaklarmış gibi yapıp filikayı denize indirdiler. Ama Pavlus yüzbaşıyla askerlere, “Bunlar gemide kalmazsa, siz kurtulamazsınız” dedi. Bunun üzerine askerler ipleri kesip filikayı denize düşürdüler. Gün doğmak üzereyken Pavlus herkesi yemek yemeye çağırdı. “Bugün on dört gündür kaygılı bir bekleyiş içindesiniz, hiçbir şey yemeyip aç kaldınız” dedi. “Bunun için size rica ediyorum, yemek yiyin. Kurtuluşunuz için bu gerekli. Hiçbirinizin başından tek kıl bile eksilmeyecektir.” Pavlus bunları söyledikten sonra ekmek aldı, hepsinin önünde Tanrı’ya şükretti, ekmeği bölüp yemeye başladı. Hepsi bundan cesaret alarak yemek yedi. Gemide toplam iki yüz yetmiş altı kişiydik.

Dalgaların tehdidi ortasında on dört gün uzun bir süredir. Ayın yarısı boyunca sürüklenen bir gemide olmak sonsuzluk gibidir. Yönünü kaybeden ve ölümün gözlerinin içine bakanların yüreğinde birçok ölümler olur. Ancak Pavlus yönünü kaybetmemek için dua etti. Bunun sonucunda dinlenmiş ve kendinden emindi. Onun pusulasının oku daima Tanrı’yı gösteriyordu. Mesih’in doğruluğu ve kanı aracılığıyla aklandı ve teselli buldu.

Birden gece yarısına doğru denizciler bir karaya doğru yaklaştıklarından kuşkulanmaya başladılar. Hemen derinliği ölçtüler ve sahile doğru sürüklendiklerini de bildikleri için suyun gittikçe sığlaştığını gördüler. Geminin kayalıklara bindireceğinden korktular. Bu nedenle çapayı biraz indirerek gemiyi yavaşlatmaya çalıştılar. Aynı zamanda küçük tekneyi de denize indirerek kaçmaya da hazırlandılar. Ne haince tasarlanmış bir tuzak! Tecrübeli Pavlus denizcilerin kurnazlığını sezerek hemen küçük teknenin iplerinin kesilmesi ve suya düşürülmesi emrinin verilmesi için subaya seslendi. Melek ona sadece bazıları değil, “herkes” kurtulacak demişti. Şeytan de-nizcileri kandırarak Tanrı’nın planını engellemeye çalışmıştı. Ama elçinin uyanıklığı sayesinde bu aldatma hemen bertaraf edildi.

Daha sonra Pavlus önlerinde yatan belirsizlik için fiziki güce ihtiyaçları olduğunun farkına vardı. Kurtarılmaları yakın olduğundan bir şeyler yemek zorundaydılar. Oruç tutmalarına gerek yoktu. Pavlus bu karanlık gecede ve korkunç fırtınanın ortasında, hepsini iyice karınlarını doyurmaları için teşvik etti. Onun bu gücü, dikkatliliği, imanı ve cesareti herkesi etkiledi. Orucun bırakılması gerektiğini söylediğinde, ekmeği bölüp herkesin önünde dua etmeye başladığında ve bu fırtınanın ortasında Tanrı’ya lütfu için şükrettiğinde herkes dikkatli bir şekilde ona baktı. Hemen bir araya geldiler ve uzun bir açlıktan sonra Tanrı’nın kendilerini kurtaracağını bilerek büyük bir iştahla yemeklerini yediler. Pavlus, Rab İsa’nın adıyla, dalgalar gemiyi yutsa ve parçalasa bile, saçlarının bir telinin bile zarar görmeyeceğinin güvencesini verdi onlara. Elçinin imanı, bü-yüyen sorunlara rağmen güçlü bir şekilde büyüyordu. Mesih’in ona verdiği söz, karşılaştığı tüm büyük sorunlardan daha önemliydi.

Elçilerin İşleri 27:38-44
Herkes doyduktan sonra, buğdayı denize boşaltarak gemiyi hafiflettiler. Gündüz olunca gördükleri karayı tanıyamadılar. Ama kumsalı olan bir körfez fark ederek, mümkünse gemiyi orada karaya oturtmaya karar verdiler. Demirleri kesip denizde bıraktılar. Aynı anda dümenlerin iplerini çözüp ön yelkeni rüzgâra vererek kumsala yöneldiler. Gemi bir kum yükseltisine çarpıp karaya oturdu. Geminin başı kuma saplanıp kımıldamaz oldu, kıç tarafı ise dalgaların şiddetiyle dağılmaya başladı. Askerler, tutuklulardan hiçbiri yüzerek kaçmasın diye onları öldürmek niyetindeydi. Ama Pavlus’u kurtarmak isteyen yüzbaşı askerleri bu düşünceden vazgeçirdi. Önce yüzme bilenlerin denize atlayıp karaya çıkmalarını, sonra geriye kalanların, kiminin tahtalara kiminin de geminin öbür döküntülerine tutunarak onları izlemesini buyurdu. Böylelikle herkes sağ salim karaya çıktı.

Gün ağardığında, Tanrı’nın onları, ölümcül dalgaların gücünü kesen kıyıdaki kayalığa değil, küçük ve sessiz kumlu bir körfezin kıyısına yönelttiğini neşe içerisinde gördüler. Onları, gemilerini doğanın şiddetli öfkesinin ortasından alıp fırtınanın sürüklemesiyle Malta adasına getiren ve denizin ortasındayken kaza yapmalarına izin vermeyen, En Yüce Olan’dan cesaret aldılar. Sonunda rüzgâr onları daha sığ kıyıya doğru sürüklemeye başladı. Birden büyük bir çarpışma oldu. Gemi kumsala vurdu ve karaya oturdu. Yüksek dalgalar ve şiddetli çarpışma nedeniyle geminin kıç tarafı parçalanırken, pruvası da kötü bir şekilde kuma çarptı. Su bir nehir gibi gemiye hücum etti ve askerler tutukluları öldürmek için birden kılıçlarını çektiler. Sahile ulaşıp kaçmalarına izin verilirse, onların yerine aslanlara kendileri atılacaktı. Bu nedenle Şeytan, son anda bile Pavlus’un kurtuluşunu ve Müjde’nin Roma’ya ulaşmasını engellemek istedi.

Ama Mesih, Pavlus’un geçmiş sıkıntılarında ve zorluklarında onu gözetmiş olan, iyiliksever yüzbaşı Yulius’u kullandı. Elçinin, adadan ayrılmadan önce yapmış olduğu peygamberliğe güvendi ve bu nedenle de tutuklulardan hiçbiri oradan kaçamadı. Böylece, askerlerin tutukluları öldürmesini engelledi ve herkesin gemiyi terk etmesi için emir verdi. Bazıları kalaslara, bazıları gemi parçalarına tutunup sahile ulaşırken, bazıları da yüzerek karaya çıktılar. Hiç kimse boğulmadı. Güvenli bir şekilde karaya ulaşanların sayısı 276 idi. Islak bir şekilde ve soğuktan titreyerek kayaların üzerinde durdular ve kurtardığı için Tanrı’ya övgüler sunup O’nu yücelttiler.

Mesih Pavlus’a verdiği sözü tuttu. Onun hatırına subayın, görevlilerin, gemi sahibinin ve tüm tutuklu ve yolcuların hayatlarını onlara bağışladı. Pavlus ve arkadaşları Luka ve Aristarhus’un kurtulmasıyla, su geçirmez bir deri kılıfta muhafaza ettiği Luka’nın Müjdesi’nin metinleri ve el yazmaları da kurtulmuş oldu. Mesih elçinin ve Müjde’nin mutlaka Roma’ya ulaşmasını istedi ve bu isteğini de uyguladı. Hiç kimse O’nun kurtarışla ilgili isteğinin önüne geçemez.

Dua: Güçlü Rab, Pavlus’u ve gemiyi denizde batmaktan kurtardığın için sana şükrederiz. İnanıyoruz ki, son yargı gününde de bizleri boğulmaktan ve şimdiki düzensizliklerden kurtaracaksın. Müjde’ni azgın deniz gibi olan bu dünyadaki ulusların arasında yüreklerimizde taşımamız için bize yardım et ve böylece birçokları kurtulabilsin. Amin.

Soru 121: Mesih’in elçiyi ve arkadaşlarını kurtardığı üç olay neydi?

www.Waters-of-Life.net

Page last modified on September 28, 2012, at 11:40 AM | powered by PmWiki (pmwiki-2.2.109)