Waters of Life

Biblical Studies in Multiple Languages

Search in "Turkish":
Home -- Turkish -- Acts - 122 (Wintering at Malta)
This page in: -- Arabic -- Armenian -- Azeri -- Bulgarian -- Cebuano -- Chinese -- English -- French -- Indonesian -- Portuguese -- Russian -- Serbian -- Tamil -- TURKISH -- Urdu? -- Uzbek -- Yiddish

Previous Lesson -- Next Lesson

Elçilerin İşleri - MESİH'in Zafer Alayı!
Studies in the Acts of the Apostles
Bölüm 2 - Diğer Uluslara Verilen Vaazların Raporları Ve Antakya'dan Roma'ya Kadar Kurulan Kiliseler - Kutsal Ruh Tarafından Görevlendirilen Elçi Pavlus'un Hizmeti (Elçilerin İşleri 13 - 28)
F - SEZARİYE’DEN ROMA'YA GEMİYLE YOLCULUK (Elçilerin İşleri 27:1 - 28:31)

3. Kışı Malta’da Geçiriyorlar (Elçilerin İşleri 28:1-10)


Elçilerin İşleri 28:1-6
Kurtulduktan sonra adanın Malta adını taşıdığını öğrendik. Yerliler bize olağanüstü bir yakınlık gösterdiler. Hava yağışlı ve soğuk olduğu için ateş yakıp hepimizi dostça karşıladılar. Pavlus bir yığın çalı çırpı toplayıp ateşin üzerine attı. O anda ısıdan kaçan bir engerek onun eline yapıştı. Yerliler Pavlus’un eline asılan yılanı görünce birbirlerine, “Bu adam kuşkusuz bir katil” dediler. “Denizden kurtuldu, ama adalet onu yaşatmadı.” Ne var ki, elini silkip yılanı ateşin içine fırlatan Pavlus hiçbir zarar görmedi. Halk, Pavlus’un bedeninin şişmesini ya da birdenbire düşüp ölmesini bekliyordu. Ama uzun süre bekleyip de ona bir şey olmadığını görünce fikirlerini değiştirdiler. “Bu bir ilahtır!” dediler.

Kötü olan, Tanrı’yı ve onun çocuklarını hiçbir zaman sevmedi. Onları her zaman yok etmek ve imanlarını azaltmak istiyor. Ama Mesih’in muhteşem koruması gece ve gündüz devam ediyordu. Pavlus’un da yazdığı gibi, “Mesih’in sevgisi bizi zorluyor…”

Zavallı ve zor durumdaki gemi yolcuları kıyıya ulaştıklarında, Tanrı’nın lütfunu hemen gördüler. Daha sonra Kartacalılar’ın denetimi altına giren adanın yerli halkı onları ne soydular ne de öldürdüler, tam tersine sıcak bir şekilde karşıladılar. Şiddetli rüzgâr ve fırtınalı yağmur altında bir kucak odun toplayıp kendilerini ısıtmak için ateş yaktılar. Pavlus da ateş için eğilip biraz dal parçası topladı. Fakat elçinin kurtuluşuna ve açık denizden kurtarılmasına kızan Şeytan, kenardan sürünerek çıkan ve Pavlus’un bileğine sarılıp dişlerini onun ellerine geçiren zehirli bir yılan gönderdi. Pavlus yanması için elini silkeleyerek yılanı, Şeytan’ın bir kökü olan ateşe attı.

Yılanın Pavlus’un elinde sallandığını gören adanın yerlileri birbirlerine, “Denizdeki ölümden kurtulmasına rağmen Tanrı’nın gazabı onu yakaladı. Günahının suçu ve adalet onun yaşamasına izin vermeyecek” diyorlardı. Pavlus’un vücuduna giren zehir nedeniyle şiddetli bir acıyla kıvranmasını, vücudunun şişmesini ve birden yıkılıp ölmesini bekliyorlardı. Fakat Yahudi olmayanların elçisi dimdik ayaktaydı. Mesih’in, benim elçilerim yılanları ve akrepleri ayaklarının altında ezecekler ve hiçbir şey onların canını yakamayacak vaadine güvendi. Mesih’in gücü onların üzerinde çalışıyordu.

Pavlus’a bir şey olmayacağı belli olunca ada sakinleri korkmaya başladılar ve aralarında fısıldaşarak, “Tanrılar insan görünümünde aramıza geldiler!” demeye başladılar. Aslına bakarsanız, her bir Hristiyan Tanrı’nın bir çocuğudur. Hristiyanlar, Grek ve Romalılar’ın anlamsız hayalleri gibi, panteondaki bağımsız tanrıların arasındakilerden biri değildir, ama Kutsal Ruh’la dolu ve Mesih’le birleşmişlerdir. Baba Tanrı onun aracılığıyla konuşur ve ona sonsuz hayatı verir. Şeytan Pavlus’u neden yok etmek istediğini net olarak bilir. Çünkü Pavlus tüm dünyadaki müjdeci akımın lideridir. Dünyanın başkentini Mesih için dize getirmek ve orayı, müjdenin tüm dünyaya yayılacağı bir başlangıç noktası yapmak istedi. Cehennemin tüm destekleyicileri Roma’ya giden bu görevin durdurulması için gönüllü oldular: Yahudiler’in Yüksek Kurul’u, aşırı gururlu valiler, kötü ruhlar, ölümcül fırtınalar, kabaran deniz ve zehirli yılan... Ancak zafer kazanan yine de Mesih oldu. Onun zafer geçişi önünde hiç kimse duramaz.

Elçilerin İşleri 28:7-10
Bulunduğumuz yerin yakınında adanın baş yetkilisi olan Publius adlı birinin toprakları vardı. Bu adam bizi evine kabul ederek üç gün dostça ağırladı. O sırada Publius’un babası kanlı ishale yakalanmış ateşler içinde yatıyordu. Hastanın yanına giren Pavlus dua etti, ellerini üzerine koyup onu iyileştirdi. Bu olay üzerine adadaki öbür hastalar da gelip iyileştirildiler. Bizi bir sürü armağanla onurlandırdılar; denize açılacağımız zaman gereksindiğimiz malzemeleri gemiye yüklediler.

Adanın baş yetkilisi Publius, görevlileri, askerleri ve tutukluları kendi evinde kalmaları için davet etti. Onlara oldukça nazik bir konukseverlik gösterdi. Ancak Publius’un babası bulaşıcı bir hastalığa yakalanmış ve ölmek üzereydi. Pavlus, kendilerine göstermiş olduğu konukseverliğe karşı Publius’a minnettarlığını göstermeye hazırdı. Babasının evine giderek onu İsa Mesih’in adıyla iyileştirdi. Doğru bir adamın etkili ve ateşli duası birçok şey kazandırır. Mesih dilediğinde, inananlar ellerini hasta insanların başlarına koyarak ve dua ederek hastalıkları iyileştirebilirler. Tanrı’nın gücü elçi aracılığıyla hasta insana akar ve onu hemen iyileştirir.

Bu mucize, ada sakinleri için harika bir şeydi. Haber çabucak evden eve yayılmaya başladı ve insanlar, iyi tanrıların kendilerine geldiğini düşünerek neşeyle doldular. Tüm hastaları, Mesih’in adıyla dua edip hastaları iyileştiren Pavlus, doktor olan Luka ve Aristarhus’a getirdiler. Üç adam bu hizmetle saatler geçirdiler. Ve geriye kalan yolculukları için gerekli tüm ihtiyaçlarını karşılayarak adadan ayrıldılar. Pavlus, şüphe yok ki, adadaki insanlar için yapabildiği ve izin verildiği kadarıyla, barbar dilinde de dua etti. İsa’nın verdiği şifa bir büyü ya da doğaüstü güçlerle iletişime geçmenin bir sonucu olarak gelmez. Hepsi de İsa Mesih’e tanıklığa ve O’nun doğruluk gücüne dayanan açık işaretlerdir.

Soru 122: Pavlus’u ısıran yılan neyin işaretidir? Malta Adası’ndaki iyileştirmeden ne anlıyorsunuz?

www.Waters-of-Life.net

Page last modified on September 28, 2012, at 11:40 AM | powered by PmWiki (pmwiki-2.2.109)