Waters of Life

Biblical Studies in Multiple Languages

Search in "Turkish":
Home -- Turkish -- Acts - 095 (Riot of the Silversmiths in Ephesus)
This page in: -- Arabic -- Armenian -- Azeri -- Bulgarian -- Cebuano -- Chinese -- English -- French -- Indonesian -- Portuguese -- Russian -- Serbian -- Tamil -- TURKISH -- Urdu? -- Uzbek -- Yiddish

Previous Lesson -- Next Lesson

Elçilerin İşleri - MESİH'in Zafer Alayı!
Studies in the Acts of the Apostles
Bölüm 2 - Diğer Uluslara Verilen Vaazların Raporları Ve Antakya'dan Roma'ya Kadar Kurulan Kiliseler - Kutsal Ruh Tarafından Görevlendirilen Elçi Pavlus'un Hizmeti (Elçilerin İşleri 13 - 28)
D - ÜÇÜNCÜ MÜJDELEME YOLCULUĞU (Elçilerin İşleri 18:23 - 21:14)

4. Efes’teki Gümüşçülerin İsyanı (Elçilerin İşleri 19:23-41)


Elçilerin İşleri 19:23-34
O sırada İsa’nın yoluna ilişkin büyük bir kargaşalık çıktı. Artemis Tapınağı’nın gümüşten maketlerini yapan Dimitrios adlı bir kuyumcu, el sanatçılarına bir hayli iş sağlıyordu. Sanatçıları ve benzer işlerle uğraşanları bir araya toplayarak onlara şöyle dedi: “Efendiler, bu işten büyük kazanç sağladığımızı biliyorsunuz. Ama Pavlus denen bu adamın, elle yapılan tanrıların gerçek tanrılar olmadığını söyleyerek yalnız Efes’te değil, neredeyse bütün Asya İli’nde çok sayıda kişiyi kandırıp saptırdığını görüyor ve duyuyorsunuz. Hem bu sanatımız saygınlığını yitirmek tehlikesiyle karşı karşıyadır, hem de ulu tanrıça Artemis’in Tapınağı’nın hiçe sayılması ve bütün Asya İli’yle bütün dünyanın tapındığı tanrıçanın, ululuğundan yoksun kalması tehlikesi vardır.” Oradakiler bunu duyunca öfkeyle doldular. “Efesliler’in Artemisi uludur!” diye bağırmaya başladılar. Kent büsbütün karıştı. Halk, Pavlus’un yol arkadaşlarından Makedonyalı Gayus ve Aristarhus’u yakalayıp sürükleyerek birlikte tiyatroya koşuştu. Pavlus halkın arasına girmek istediyse de, öğrenciler onu bırakmadı. Hatta, Pavlus’un dostu olan bazı Asya İli yöneticileri ona haber yollayarak tiyatroda görünmemesi için yalvardılar. Tiyatrodaki topluluk karışıklık içindeydi. Her kafadan bir ses çıkıyordu. Çoğu ne için toplandığını bile bilmiyordu. Yahudiler İskender’i öne çıkarınca kalabalıktan bazıları olayı ona bağladı. Eliyle bir işaret yapan İskender, halka savunmasını yapmak istedi. Ama halk kendisinin Yahudi olduğunu anlayınca hep bir ağızdan yaklaşık iki saat boyunca, “Efesliler’in Artemisi uludur!” diye bağırıp durdu.

İmanı sorgulanmak üzere olan Pavlus, Yeruşalim’e gitmeyi kafasına koymuştu. Ama yavaşlamak ve Asya’da kalmak zorundaydı. Rab, ruhlara karşı mücadele etmekle ilgili ona bir ders vermek üzereydi.

Efes’te, tanrıça Diana olarak da bilinen 19 metre yüksekliğinde ve 160 mermer sütunla desteklenen ünlü Artemis tapınağı vardı. Bu tanrıça heykeli güçlü bir keresteden yapılmıştı. Pavlus Efes’te kaldığı iki yıl boyunca Efesliler’in tanrılarının işe yaramaz ve onurlandırdıkları tapınakların ise faydasız olduğunu düşündü. Bunun için Mesih’e inananlar Artemis’teki dini törenlere katılmaktan kaçınmışlardır. Bu taştan ve altın bloklardan yapılmış putlara güvenen insanlara bakıp şaşırıyorlardı.

İnsanların taştan putlardan uzaklaşmaları, anıt ve ikonaların satıcıları tarafından kısa zamanda fark edildi. Büyük Artemis tapınağının minyatürünü ve başka gümüş eserler yapıp hacılara satan gümüşçüler, gerçekten oldukça yüklü bir kazanç sağlıyorlardı. Günümüzde bu gümüşlerden bazıları, Artemis’in taşınabilir modelleri Nil Vadisi’nde ve Hindistan’da keşfedilmiştir. Bazı turistler onları satın almış ve tehlikelere karşı muska olarak kullanmak amacıyla kendi memleketlerine götürmüşlerdi. Fakat Pavlus, Mesih’in rablerin Rab’bi olduğunu açıkladığından beri bu gümüşçülerin kazançları kaybolmaya başlamıştı. İnancını değiştiren herkes; cazibe, muska, tespih ve buna benzer koruma sağladığına inanılan şeylerin, aslında, yanılgı, yalan ve güçsüz hayallerden başka bir şey olmadığını biliyordu.

Tanınmış bir gümüşçü olan ve ayrıca tapınakta da görevli olan Dimitrios, arkadaşı olan tüm el sanatçılarını bir araya getirdi ve para kazanmalarını tehdit eden bu tehlike konusu hakkında onları aydınlattı. Pavlus’un, hem kendi şehirlerinde hem de tüm Asya’da, inandıkları put ve resimlerin değersiz olduğunu söyleyerek, insanların dikkatlerini babalarının inandıkları inanç ve geleneklerden uzaklaştırdığını, dolayısıyla aç ve işsiz kalacaklarını anlattı.

Gümüşçülerin lideri Dimitrios, Pavlus’un sadece taşınabilir minyatür modellerin değil, asıl tapınağın da değersiz olduğunu söylediğini anlatmıştı. Bu durum tüm şehre bir tehlike getirecek, kendi dini liderliklerini yok edecek ve ekonomilerini çöküntüye uğratacaktı. Bu nedenle Pavlus’u, başkent Efes’in baş düşmanı kabul ettiler.

Gümüş üreticileri öfkeli ve heyecanlıydı. Destek bulabilmek için bu düşüncelerini halka anlatmaya başladılar. “Efesliler’in Artemis’i uludur!” diye bağırıyorlardı. Öfkeli göstericiler Pavlus’la yolculuk eden iki Makedonyalı’yı görünce onları yakaladılar. Fakat o kargaşanın içerisinde Rab onları koruduğu için onlara zarar veremediler. Pavlus ödlek biri değildi. İş arkadaşlarını desteklemek istedi ve onların durduğu tarafa yöneldi. Fakat dua için toplanmış olan öğrenciler onu durdurdu. Çünkü bu kibirli sarhoş kalabalığın ve güçlü bir nehrin akıntısı gibi akan gururun önünde konuşmanın ve tanıklıkta bulunmanın anlamsız olduğunu biliyorlardı. Böylesine gürültülü, yaygaracı ve toplumsal öfkenin ortasında kişiler kendi kimliklerini ve kutsal değerlerini kaybederler. Kalabalık, iyilik için değil, fesat için uyumlu bir şekilde bir araya geldi. Bu onların içlerine yerleşmiş olan ruha uygundu.

Arkadaşlarının uyarısına rağmen, Pavlus’un içindeki cesaret onu tiyatroya gitmeye itti. İnsanlar orada sevinç ve üzüntü nedeniyle toplanmaya alışkınlardı. Bu tiyatro yaklaşık 25.000 kişilikti. Tapınak görevlileri Pavlus’a bir mesaj gönderdi ve öfkeyle dolu olan bu insanların bulunduğu tiyatrodaki varlığının faydasızlığının yanında acı dolu da olacağını bildiren tavsiyelerini ilettiler. Pavlus’un oradan uzaklaşması konusunda ısrarcı davrandılar. Tiyatrodaki insanlar, bu galeyana hız veren Dimitrios oradan ayrılırken bağırıyorlardı. Yapılan gösteri için henüz şehir yönetiminden izin alınmamıştı. Roma yönetimi tarafından her türlü toplumsal kargaşa, şehir yönetim yasalarına bağlı olarak yasaklanmıştı. Dimitrios cezalandırılmaktan korkmaya başladı ve orayı terk etti. Böylece çılgın kalabalık da başında bir lideri olmadan bu geniş tiyatroda terk edilmişti.

Pavlus’tan nefret eden Yahudiler, muhtemelen Hristiyan olan ve Pavlus ve kiliseyi savunabilecek başka bir Yahudiyi öne doğru itmeye başladılar. Kalabalık genç İskender’i tutup ortalarında bulunan platforma çıkardı. İskender konuşmaya çabaladı, fakat kalabalık kısa sürede konuşanın Pavlus değil de başka bir Yahudi olduğunu anladı. Böylece kalabalığın öfkesi, İskender’in şahsında Yahudiler’e duydukları öfkeyi dile getirerek patladı. Hep birlikte “Efesliler’in Artemisi uludur!” diye iki saat boyunca bağırıp durdular.

Bugün kimse tanrıça Artemisi bilmez bile. Gümüşçü Dimitrios, müjdenin yayılması nedeniyle kendi ününün yok olacağını söylediğinde çok haklıydı. Aynı yerde on binlerce kişi Artemis için İskender’i hırpalamaya hazırlanıyordu. Pavlus’la birlikte kilise, bu sıkıntı içindeki adam ve ona eşlik eden iki arkadaşı için dua ettiler. Rab, kötü niyetli kalabalığın onların saçlarının bir teline bile zarar vermemesi için, kollarını kendi tanıkları üzerine gerdi. Sadece kötü ruh nedeniyle vahşi bir hayvan gibi davranan, öfkeden kudurmuş kalabalığın bağırması sonucunda oluşan elektriklenmeden dolayı, hava sorun kokuyordu.

Dua: Rab İsa Mesih! Senin krallığının ordusunun kötülüğün ordusundan daha güçlü olduğu için sana şükrederiz. Senin çocuklarından hiç biri Efes’te galeyana gelmiş kalabalığın ortasına düşmedi. Bizlere sana güvenmeyi öğret. Bizleri değerli kanınla satın aldığın için hiç kimse ya da hiçbir ruhtan korkmayalım. Amin.

Soru 95: Dimitrios Pavlus’a neden kızdı?

www.Waters-of-Life.net

Page last modified on September 28, 2012, at 11:19 AM | powered by PmWiki (pmwiki-2.2.109)