Waters of Life

Biblical Studies in Multiple Languages

Search in "Turkish":
Home -- Turkish -- Acts - 084 (Founding of the Church in Berea)
This page in: -- Arabic -- Armenian -- Azeri -- Bulgarian -- Cebuano -- Chinese -- English -- French -- Indonesian -- Portuguese -- Russian -- Serbian -- Tamil -- TURKISH -- Urdu? -- Uzbek -- Yiddish

Previous Lesson -- Next Lesson

Elçilerin İşleri - MESİH'in Zafer Alayı!
Studies in the Acts of the Apostles
Bölüm 2 - Diğer Uluslara Verilen Vaazların Raporları Ve Antakya'dan Roma'ya Kadar Kurulan Kiliseler - Kutsal Ruh Tarafından Görevlendirilen Elçi Pavlus'un Hizmeti (Elçilerin İşleri 13 - 28)
C - İKİNCİ MÜJDELEME YOLCULUĞU (Elçilerin İşleri 15:36 - 18:22)

6. Veriya’da kilisenin kurulması (Elçilerin İşleri 17:10-15)


Elçilerin İşleri 17:10-15
Kardeşler hemen o gece Pavlus’la Silas’ı Veriya Kenti’ne gönderdiler. Onlar oraya varınca Yahudiler’in havrasına gittiler. Veriya’daki Yahudiler Selanik’tekilerden daha açık fikirliydi. Tanrı sözünü büyük ilgiyle karşılayarak her gün Kutsal Yazılar’ı inceliyor, öğretilenlerin doğru olup olmadığını araştırıyorlardı. Böylelikle içlerinden birçokları ve çok sayıda saygın Grek kadın ve erkek iman etti. Selanik’teki Yahudiler Pavlus’un Veriya’da da Tanrı’nın sözünü duyurduğunu öğrenince oraya gittiler, halkı kışkırtıp ayağa kaldırdılar. Bunun üzerine kardeşler Pavlus’u hemen deniz kıyısına yolladılar. Silas ile Timoteos ise Veriya’da kaldılar. Pavlus’la birlikte gidenler onu Atina’ya kadar götürdüler. Sonra Pavlus’tan, Silas’la Timoteos’un bir an önce kendisine yetişmeleri yolunda buyruk alarak geri döndüler.

Pavlus Mesih için şehir şehir dolaştı. Hayatı sorunlar zinciri gibiydi ve bazı tesadüfî istisnalar dışında, zincirin her bir halkası diğerine benziyordu. Pavlus için bir şehre girmeden önce arkadaşlarıyla dua etmesi alışkanlık haline gelmişti. Genelde de başkentlerden küçük şehirlere, köylere geçmeyi tercih ediyordu. Eski topluluğunun üyeleriyle tanık olduğu şeyleri paylaşmak bir alışkanlık olmaya başladığından beri, bir şehre varınca ilk önce Yahudi sinagogu arardı. Onlara önce çarmıhta ölen ve dirilen İsa’yı duyurmaya başlayarak Müjde’yi anlatmak istedi. Onlar da, kendilerinin bir parçası olarak gördükleri Pavlus’un yeni öğretisini Kutsal Yazılar ve peygamberlikler ışığı altında incelediler. Özellikle Yahudi olmayanların arasından eğitimli olanlar olmak üzere birçoğu iman etti ve coşkulu bir şekilde yeni öğretinin gücünü kabul ettiler.

Yahudiler kızmaya başlamışlardı ve alçakgönüllü Tanrı Kuzusu düşüncesinden de memnun değillerdi. Onlar, yasanın üzerinde kurulmuş bir krallığın simgesi olarak; baskıcı, politik bir krallık istediler. Bu nedenle sürekli baskı uyguladılar. Elçilerin hizmet ettiği şehirde geriye kalan Hristiyan grup, Mesih’in Nasıralı İsa olduğuna inanan ve bunu itiraf eden küçük bir gruptu. Bu yeni kiliseler, Pavlus’un şiddetli bir şekilde uzaklaştırılmasından sonra, Selanikliler’e yazdığı (1Se.2:14; 3:1-4; 2Se.1:4) mektupta da belirttiği gibi, sık sık eziyet ve acı çekiyorlardı.

Selanik’te bulunan kardeşler, büyük şehirde olduğundan daha fazla güvende olacağını düşünerek, küçük bir şehir olan Selanik’in 70 km kadar batısında bulunan Veriya’ya giderken Pavlus’a eşlik ettiler. Fakat Pavlus kendi güvenliği konusunda hiç de korku içerisinde değildi. Yüreği, o güne kadar görmüş olduğu gerçek görkemin sahibi, İsa için tutkuyla yanıyordu. Yahudi olmayanlara karşı duyduğu sevgi, birçoklarının kurtulma ihtimali ile onu Yahudi olmayanlara vaaz vermeye zorluyordu.

Veriya’daki Yahudiler Selanik’tekilere göre daha sağduyuluydu ve yeni öğretiyi dinlemeye hazırlardı. Eski kitapları araştırdılar ve bazıları da bu derin sorgulamayla sonsuz hayatı kazandılar. Onlar, yüreklerine su serpecek bir mesaja özlem duyuyorlardı. Bu, vaaz etmenin tipik bir yöntemiydi. Yine de bu insanları Mesih’e getirmenin tek yolu değildir. Tanrı sözünü derinlemesine çalışan biri, bu sözlerin yaşamında etkin olduğunu görecektir. Bu sözler temizler, doğru kılar, sevgi yaratır ve gelecek olan Mesih’e tanıklık eder. Sevgili kardeşlerim, bitkinlik ve isteksizliğinizin üstesinden gelin. Tanrı sözüne karşı içinizden gelen başkaldırıyı yenin. Yüreklerinizi Mesih’in sözleriyle doldurun. Bunu yaparsanız, çevrenizdekilerin tam ortasında Tanrı’nın sevgisinin aktığı bir çeşme görevini görecek ve mutlu olacaksınız. İçinizdeki Ruh’un eylemleri ve düşünceleri sizden akmaya başlayacaktır.

Pavlus’un vaazı, Yahudi ve Yahudi olmayanlardan oluşan karma kilisede, doğu ve batı gibi insanların ve kültürlerin arasında bir bölünmenin devam ettiği o kiliselerde bir uyanış başlattı. Mesih’in sevgisi, tüm inananlar arasında zafer kazanmıştır. Fakat bu ruhsal zafer büyüdüğünden Şeytan çok rahatsız olmaya başlamıştır. Sonrasında da kiliseleri içten ve dıştan yok etmek için her türlü gayreti göstermiştir. Selanik’teki fanatik Yahudiler, öfkeden kudurmuş bir şekilde Hristiyan olmuş gençleri yalanlarıyla kışkırtarak Veriya’ya geldiler. Karışıklık yaratmayı düşünüyorlardı. Böylece şiddetli bir şekilde Pavlus’u cezalandırabilirlerdi.

Fakat bu davetsiz gelişleri büyük bir karışıklığa dönüşmeden önce, hoş görülü, esenlik dolu Ruh kendisini bu adamların arasında gösterdi. İnananlar denize kadar, yaklaşık 40 km Pavlus’a eşlik ettiler ve onu çabucak bir gemiye yerleştirdiler. Böylece, nefretle dolu kötü niyetli kişiler elçiye ulaşamayacaktı. Pavlus, kiliseyi güçlendirmeleri için arkadaşlarını Selanik’te bırakarak, Veriya’ya yalnız geldi. Şimdi Veriya’dan ayrılıp dünyanın en ünlü entelektüel merkezi ve filozof ve bilim adamlarının buluşma yeri olan Atina’ya doğru yine tek başına yol aldı. Bu büyük şehirde, insanlar kendilerini rahatça hayatın yüzeyselliğinde ve kibrinde kaybedebilirdi. Atinalılar, dünyanın tüm gizemlerini kendi kafalarında derinlemesine araştırabileceklerine inanırlardı. Ancak, ölümden dirilen, yaşayan Rab’bin Kutsal Ruhu’nu bilmiyorlardı.

Pavlus Atina’nın filozoflarının arasında kendini göstermekten ne utanır ne de korkardı. Kendini, bin yıldan fazladır süregelen, kilise tarihi boyunca devamlı olarak kilisenin başına bela olan, uzun bir hengâmenin içerisine girmiş gibi hissederdi. Felsefe; Tanrısız ve müjdenin mesajı olmadan ışıkla karanlığı, cennetle cehennemi, tanrısal esinle şeytani kurnazlığı kıyaslamak gibi olur. Pavlus burada ruhsal bir savaşa girmek istemedi. Bir deha olmadığını, Mesih’in bedeninin bir parçası olduğunu kesin olarak biliyordu. İş arkadaşları Timoteos ve Silas’tan acilen Selanik’ten Atina’ya gelmelerini rica etti. Pavlus ahlaksız ruhla güreşinde, tıpkı İsa’nın Getsemani bahçesinde öğrencilerinden kendisiyle uyanık kalmalarını ve dua etmelerini istediği gibi, arkadaşlarının yardımını aradı. Rab İsa’nın bu savaşa tek başına katlanmak zorunda kalması ve Tanrı’nın gazap kâsesini tek başına içmek zorunda olması gibi, Pavlus da aynı şekilde Atina’ya yalnız yolculuk etmek zorunda kalmıştı. Orada düşünürlerin ve filozofların alaylarına, insanların aşağılamalarına ve onların insani bilgeliğine katlanmak zorunda kalacaktı.

Dua: Rabbimiz İsa, sana teşekkür ediyoruz, çünkü tekrar tekrar acı ve işkenceleri önemsemeden senin kutsal adını yüceltmesi için Pavlus’u yüreklendirdin. Sana hizmet için bizi de arındır. Bizi harekete geçiren sevginle doldur ki, bizler hiç kimseden, hiçbir ruhtan ya da öğretiden korkmayalım. Yalnızca seni özleyen herkese kurtarışını vaaz edelim. Amin.

Soru 84: Bir şehre girdiğinde Pavlus’un alışkanlığı neydi?

www.Waters-of-Life.net

Page last modified on September 28, 2012, at 11:13 AM | powered by PmWiki (pmwiki-2.2.109)