Waters of Life

Biblical Studies in Multiple Languages

Search in "Turkish":
Home -- Turkish -- Acts - 083 (Founding of the Church in Thessalonica)
This page in: -- Arabic -- Armenian -- Azeri -- Bulgarian -- Cebuano -- Chinese -- English -- French -- Indonesian -- Portuguese -- Russian -- Serbian -- Tamil -- TURKISH -- Urdu? -- Uzbek -- Yiddish

Previous Lesson -- Next Lesson

Elçilerin İşleri - MESİH'in Zafer Alayı!
Studies in the Acts of the Apostles
Bölüm 2 - Diğer Uluslara Verilen Vaazların Raporları Ve Antakya'dan Roma'ya Kadar Kurulan Kiliseler - Kutsal Ruh Tarafından Görevlendirilen Elçi Pavlus'un Hizmeti (Elçilerin İşleri 13 - 28)
C - İKİNCİ MÜJDELEME YOLCULUĞU (Elçilerin İşleri 15:36 - 18:22)

5. Selanik’te Kilisenin Kuruluşu (Elçilerin İşleri 17:1-9)


Elçilerin İşleri 17:1-9
Amfipolis ve Apollonya’dan geçerek Selanik’e geldiler. Burada Yahudiler’in bir havrası vardı. Pavlus, her zamanki gibi Yahudiler’e giderek art arda üç Şabat Günü onlarla Kutsal Yazılar üzerinde tartıştı. Mesih’in acı çekip ölümden dirilmesi gerektiğine dair açıklamalarda bulunuyor, kanıtlar gösteriyordu. “Size duyurmakta olduğum bu İsa, Mesih’tir” diyordu. Onlardan bazıları, Tanrı’ya tapan Grekler’den büyük bir topluluk ve ileri gelen kadınların da birçoğu ikna olup Pavlus’la Silas’a katıldılar. Yahudiler bunu kıskandı. Çarşı pazardan topladıkları bazı kötü insanlardan bir kalabalık oluşturup kentte kargaşalık çıkarttılar. Pavlus’la Silas’ı bulmak ve halkın önünde yargılamak amacıyla Yason’un evine saldırdılar. Onları bulamayınca, Yason ile bazı kardeşleri kent yetkililerinin önüne sürüklediler. “Dünyayı altüst eden o adamlar buraya da geldiler” diye bağırıyorlardı. “Yason onları evine aldı. Onların hepsi, İsa adında başka bir kral olduğunu söyleyerek Sezar’ın buyruklarına karşı geliyorlar.” Bu sözleri işiten kalabalık ve kentin yetkilileri telaşa kapıldı. Sonunda yetkililer Yason ve öbürlerini kefaletle serbest bıraktılar.

Selanik şehri, bugün bile, stratejik, ticari bir büyük şehirdir. 500.000’den fazla nüfusu ile Filipi’den 150 km uzaklıktadır. Pavlus Selanik’e gelmeden önce, tek Tanrı’yı aramış ve sevmiş olanlarla karşılaştığı yer olan, Yahudiler’in sinagoguna gitti. Bu kişiler mesajını dinleyen insanlardı da. Diğer yeni dinlere izin verilmemiş olsa bile, Yahudiliğe yetkililer tarafından yasal olarak izin verilmişti. Pavlus, üç Şabat boyunca Mesih’in görkemli bir kral olmak için ya da göksel güçleriyle dünyanın üzerinde bir güç olmak için gelmediğini gösterdi. O reddedilmek, belirli bir süre acı çekmek, utanç içinde ölmek ve ölümden dirilmek için gelmişti. Böylece insan Tanrı’yla barışabilir ve pişmanlıkla dolu yüreğini yenileyebilirdi.

Her iki düşünce de, politik ve güçlü bir Mesih beklentisi içerisinde olan Yahudiler için yeni ve garipti. Bu nedenle, Tanrı’nın uysal kuzusunu kabul etmediler. Pavlus dinleyicilerine Nasıralı İsa’nın, Tanrı sevgisinin beden almış hali olduğunu anlattı. Kalabalıklar O’nun sözlerini duymak, verdiği şifaları, büyük işlerini ve mucizelerini görmek için yarışıyorlardı. Bu nedenle, Yahudi Yüksek Konseyi onu kıskandı. O’nun tanrısallığını reddettiler, gaddarca işkence ettiler ve O’nu yanlış bir şekilde mahkûm ettiler. Sonuç olarak, O Romalılar tarafında haça gerildi. Ancak O’nun ölümü, bizim suçlarımızın telafisi ve bizim günahlarımızın bağışlanması için, Tanrı’nın kutsal adaletini hoşnut eden yegâne kurbandı. Pavlus ilk önce Eski Antlaşma’nın bölümlerinden referanslar vererek Mesih’in ölmesi gerektiğini gösterdi. İkinci olarak da gözleriyle tanık olduğu olayı kendi yetkisiyle vurguladı.

Bazı Yahudiler kurtuluş müjdesine iman ettiler. İsa Mesih’in Tanrılığını kabul ettiler ve elçi Pavlus’un mesajına itaat ettiler. Ayrıca, birçok dindar Grek de yürekten iman etti. Pavlus’un yasayı açıklaması onları etkilemişti ve açık bir şekilde elçi Pavlus’a ve Silas’a katıldılar. Birçok saygın kadın da doğruluk ve kutsallığın müjdesini kabul ettiler. Kendilerini kutsal Mesih’in Ruhu’na açtılar ve kurtuluş yolunda yürüdüler. Böylece Pavlus, Silas ve Timoteos’un kararlılıkla imanlılara öğretmeye devam ettikleri Selanik şehrinde etkin bir kilise doğdu.

Elçi Pavlus’un Selanikliler’e yazdığı ilk mektubu okuduğunuzda (ayet 1 ve 2), hemen Mesih’in elçilerinde oldukça yoğun bir nezaket, güç ve coşkunun farkına varacaksınız. Selanikliler’e Grek dilinde yazılmış olan bu ilk mektubun Yeni Antlaşma’nın en eski bölümü olduğunu, hatta diğer müjdelerden de eski olduğunu biliyor muydunuz? Belki siz de, o ilk bölümlerden itibaren Pavlus’un vaaz verme tekniğini keşfedebilirsiniz. Ayrıca, daha sonraları şehirlere ve her taraftaki insanlara kapılar açan müjdenin içeriğini de göre-ceksiniz. Bu mektubu dikkatlice okursanız, Elçilerin İşleri Kita-bı’nda anlatılan elçilerin hayatını daha açık bir şekilde anlarsınız.

Yüksek Konsey’dekiler nasıl İsa’ya gıpta ettilerse, Selanik’teki Yahudiler de Pavlus’a tıpkı onlar gibi gıpta ettiler. Yüksek rütbeli üyelerin tümü sinagoga gelmişler ve Pavlus’a inanmışlardı. Elçisel hayatın tanıklığı ve yasaya uygun öğretişleri kusursuzdu. Bu nedenle ona karşı suçlamada bulunamadılar. Ancak ortalığı karıştırmak için caddelerde ve arka sokaklarda yaşayan kalabalığı gözlediler. Düşük karakterli adamlara rüşvet verdiler ve onları bozgunculuk yapmaları için kışkırttılar. Ortalığı karıştırmak için kalabalık şehri teşvik ediyorlardı. Halkı Hristiyanlara karşı kışkırtmayı umuyorlardı.

Halk, Pavlus ve Silas’ı da ağırlamış olan güvenilir, varlıklı Yason’un görkemli evine gittiler. Ancak saldırı ve gösteri yapıldığında elçiler orada değillerdi. Bu yüzden kalabalık eve girdi ve evin her odasını her dolabını aramaya başladı. Onlardan her hangi bir iz bulamayınca da Yason ve bazı kardeşlerini yakalayıp sürükleyerek şehir yetkililerinin karşısına götürdüler. İsa’nın aykırı düşüncelerine karşı şikâyet etmeye başladılar. Şaşırtıcı bir şekilde, yaklaşık yirmi yıl önce Yeruşalim’de Pilatus’un huzurunda Mesih’in duruşması sırasında Yahudi Yüksek Konseyi’nin de dile getirdiği aynı tahrik edici sözleri kullandılar. Pavlus ve Barnaba’nın İsa’nın yüce kral olduğunu ve buna bağlı olarak da herkesin O’na bağımlı olması gerektiğini anlattıklarını iddia ettiler. Böylesine bir gelişme Roma İmparatorluğu’nun sonunu getirebilirdi. Bu şikâyet oldukça ciddiydi ve Roma İmparatorluğu’nu içten sarsabilirdi. Yahudiler İsa hakkındaki ruhsal Kral gerçeğini saptırdılar. Alçakgönüllü ve mütevazı olmasına karşın O’nu herkese karşı baş kaldıran tehlikeli bir asi gibi gösterdiler.

Aslında Mesih, kralların Kralı ve rablerin Rabbi’dir. Yaşayan ve dünya üzerinde hüküm süren Baba’nın sağında oturur. O’nun gücü bu dünyadan değildir. Silahlar, vergiler ve zorbalık üstüne kurulmamıştır. Aksine O’nun yönetimi, kendisini Rab olarak kabul etmiş insanların yüreklerinde kurulmuştur. İnanmayanlar kendi kendilerini yozlaştırdılar ve güzelim dünyayı bir gübre yığınına, bir katliam yerine, büyük bir hapishaneye ve bir kâbusa çevirdiler.

Şehrin yöneticileri arasında sağduyulu olanlar, rahatsızlığın sebebini anlamışlardı. Korkunun haricinde Romalılar kışkırtma nedeniyle onlara sorun yaratabilirdi. Kalabalığı yatıştırdılar ve Yason’a da serbest bırakılması karşılığında hatırı sayılır ölçüde bir para ödettiler. O da Hristiyan modelinin hiçbir şekilde politik olmadığını açıkladı. Bunun yerine her bir inanlının şiddet ve haksızlığa uğramaktansa, Mesih’leri gibi ölmeyi tercih edeceğini anlattı. İsa’nın krallığı ruhsaldır ve sadece, dünyanın zamanı dolup yok olduktan sonra, Mesih’in ikinci gelişinde ihtişamlı bir şekilde ortaya çıkacaktır. Pavlus’un politik bir yapılanmayla ilgilenmediğini de bildiği için, Yason onların şehri hemen terk edebilecekleri garantisini verdi.

İsa’nın egemenliğinin gelmesi, kilise tarihinde birçok insanı, kralları, kayserleri ve papaları yerinden etmiştir. Pavlus sık sık çarmıha gerilmiş Mesih’i vaaz etmişti. Ancak onun varisleri sıklıkla, tüm dünyaya hükmeden güçlü bir kayser aradılar. Birçokları Mesih’in krallığının bu dünyadan olmadığını unuttular ve bu da kırık ve pişmanlık dolu yürekler oluşturdu. Aslında Mesih tüm dünyanın kayserlerini, generallerini ve liderlerini kendi kibirliliklerinden ve gururlarından sıyrılıp; alçakgönüllük, hoşnutluk ve acıma duygusunu kucaklamaları için çağırmadı. Mesih’in dini, kılıç ve devrim üzerine kurulmadı, sadece kurtuluş kelimesi ve sevginin gücü üzerine kuruldu. Yine de Mesih geldiğinde Tanrı’ya karşı olan tüm güçleri bozguna uğratacaktır. Ondan sonra bir daha ölüm, acılar ve ayartmalar olmayacaktır. Baba Tanrı’nın yüceliğindeki bu yeni yaratılış Tanrı’nın doğru krallığıdır.

Dua: Rab İsa Mesih, sen yüce olan kralsın. Yüreğime, parama sahip olan da sensin. Kendimizi sana adıyoruz. Sana sadık bir şekilde hizmet edebilmemiz için bizi bilgelikle ödüllendirmeni rica ediyoruz. Diğer birçoklarını da krallığına çağır ki, orada sonsuza dek yaşayalım. Amin.

Soru 83: İsa Mesih nasıl kralların Kralı ve rablerin Rabbi’dir?

www.Waters-of-Life.net

Page last modified on September 28, 2012, at 11:13 AM | powered by PmWiki (pmwiki-2.2.109)