Waters of Life

Biblical Studies in Multiple Languages

Search in "Turkish":
Home -- Turkish -- Romans - 050 (The Spiritual Privileges of the Chosen)
This page in: -- Afrikaans -- Arabic -- Armenian -- Azeri -- Bengali -- Bulgarian -- Cebuano -- Chinese -- ENGLISH -- French -- Hebrew -- Hindi -- Indonesian -- Malayalam -- Polish -- Portuguese -- Russian -- Serbian -- Spanish? -- Turkish -- Urdu? -- Yiddish

Previous Lesson -- Next Lesson

ROMALILAR - RAB Doğruluğumuzdur!
Elçi Pavlusun Romalılara Mektubu
BÖLÜM 2 - TANRI’NIN DOĞRULUĞU, ONUN SEÇİLMİŞLERİ OLAN YAKUP’UN ÇOCUKLARININ YÜREKLERİNİN KATILAŞMASINDAN SONRA BİLE, SARSILMAZ (Romalılar 9:1-11:36)

2. Seçilmiş İnsanların Ruhsal Ayrıcalığı (Romalılar 9:4-5)


ROMALILAR 9:4-5
4 Evlatlığa kabul edilenler, Tanrı’nın yüceliğini görenler onlardır. Antlaşmalar, buyrulan Kutsal Yasa, tapınma düzeni, vaatler onlarındır. 5 Büyük atalar onların atalarıdır. Mesih de bedence onlardandır. O her şeyin üzerinde hüküm süren, sonsuza dek övülecek Tanrı’dır! Âmin.

Pavlus, Roma’daki kiliseye, halkının ruhsal hakları ve ayrıcalıklarını hatırlatmak istedi. Aynı zamanda, bu ayrıcalıkların, gerçek Mesih’i kabul etme ve anlama konusunda kendisine ve halkına bir yardımı olmadığını da itiraf etti. Bu nedenle, onlar Mesih’ten nefret ettiler, onu reddettiler ve Kutsal Ruh’a karşı bile yüreklerini katılaştırarak, onu çarmıhta ölüme teslim etme noktasında da onu kıskandılar. Tıpkı karanlığın birden değil de azar azar gelmesi gibi, yüreklerin katılaşması da insanlara böyle geldi.

Pavlus’un hemşerilerinde bulunan ve onları diğer insanlardan ayıran bereketler nelerdi?

Onların özgün isimleri hilekâr Yakup’un çocuklarıydı ve İsrail’in çocukları değildi. Ama günahla suçlanan babaları, Rab’bin onu kutsamasına kadar, Rab’bin gitmesine izin vermedi. Yakup’un sağlam imanı nedeniyle, Rab onun ismini ‘Tanrı’yla, “El (gerçek Tanrı)”, güreşen ve imanıyla yenen’ anlamına gelen, İsrail olarak değiştirdi. Yakup fiziksel olarak güçlü değildi ne de iyi davranışları vardı ama onu Tanrı’nın öfkesi ve yargısından koruyan sağlam iman, onda konut kurmuştu (Yaratılış 32:22-32).

Yakup İsa’nın atalarından biriydi. İsa, dünyanın günahlarını üstlenen ve günahlarımız nedeniyle uğrayacağımız yargıdan bizleri kurtarmak için, Tanrı’yla boğuşan, Tanrı Kuzusudur. Tanrı’ya imanla sarıldı ve Tanrı hepimizi kutsayana kadar da gitmesine izin vermedi. Meryem’in Oğlu, bizleri yargıdan özgür kılan, bizim kurtarıcımızdır. Bu nedenle, Tanrı’yla geçekte boğuşan Yakup değil ama kendisi tek ve gerçek İsrail olan ve bizleri Tanrı’nın öfkesinden kurtaran, İsa’dır.

Bu aracılığı kabul etmeyen ve kendileri için mücadele eden; Yahudiler, Hıristiyanlar ve Müslümanlar ne onun kutsamasına ortak olacak ne de onun ruhsal halkına ait olacaklardır. Bu bilgi Pavlus’un yüreğini kederle doldurdu. Çünkü halkının büyük çoğunluğu vaat edilmiş olan haklarının farkında olmadıklarını ama aksine, bu hakları ruhsal körlükleri ve aşırı kibirleri nedeniyle reddettiklerini gördü.

Rab Musa’ya Mısır Firavun’una gidip, Yakup’un çocuklarının hepsinin, kendisinin ilk doğanlarının olduğunu bildirmesini istedi (Mısırdan Çıkış 4:22; Yasanın Tekrarı 14:1, 32:6; Hoşea 11:1-3). Rab, kendilerine evlat edinilme güvencesi verilmesine rağmen, kendisini onurlandırmayan çocuklarının dik başlılığı nedeniyle çok acı çekti. Onlar yeniden doğmadılar ama Rab için ilk doğanlar olma hakkına sahiptiler.

Rab’bin görkemi, seçilmiş insanlar çölde gezinirken, en kutsal yerde, tanıklık çadırının en iç odasında konut kurmuştu. Rab onları korudu ve tehlikelerin arasında onlara rehberlik etti ve birçok mucize yaptı (Mısırdan Çıkış 40:34; Yasanın Tekrarı 4:7; 1. Krallar 2:11; Yeşaya 6:1-7; Hezekiel 1:4-28; İbraniler 9:5). Ancak, Rab, inançsızlıkları nedeniyle, seçilmiş halkını cezalandırdı ve onları ölümle tehdit etti ama Musa ve Harun’un yakarışları onları Tanrı’nın ölümcül görkeminden korudu (Sayılar 14:1-25).

Pavlus, Yahudiler’in; Rab, Yaratıcı ve adil Yargıç olan Tanrı’nın küçük halkına, sonsuza kadar, kendisini bağladığı güçlü ve büyük açıklamalarına tanıklık eden, bir dizi antlaşmasında bulunan ayrıcalıklarını hatırlatır. Kutsal Kitap aşağıdaki antlaşmalardan bahseder:

Tanrı’nın Nuh’la antlaşması (Yaratılış 6:18; 9:9-14)
Tanrı’nın İbrahim’le antlaşması (Yaratılış 15:18; 17:4-14
Rab’bin İshak ve Yakup’la antlaşması (Yaratılış 26:3; 28:13-19; Mısırdan Çıkış 2:24)
Rab’bin Musa’yla antlaşması (Mısırdan Çıkış 2:24; 6:4; 24:7-8; 34:10, 28)

Fakat üzülerek belirtmeliyim ki, Kutsal Kitap tekrar tekrar, eski antlaşma insanlarının vaatleri terk ettiklerine tanıklık eder. Bu nedenle de, Yeremya peygamber Rab’bin; bu itaatsiz halkın ruhsal olarak yeniden doğuşunun da dâhil olduğu, yeni bir antlaşma yapmaya karar verdiğini söylüyor (Yeremya 31:31-34).

Yasa, Musa peygamber aracılığıyla, Rab’bin antlaşmasının temelidir. Yasa kitabı, Maimonides’e göre (Yahudi filozof) on emriyle birlikte, 365 tane negatif (kısıtlama içeren), 248 tane olumlu emirler de dâhil, toplam 613 adet emir için bir başlangıç noktasıdır.

Bu emirlerin başlangıcında direkt bir tanımlama görüyoruz: “Rab benim. Benden başka tanrın olmayacak.” (Mısırdan Çıkış 20:1-3).

On emrin amacını araştıran birisi: “'Kutsal olun, çünkü ben Tanrınız Rab kutsalım” emrini bulur (Levililer 19:2). Bu emrin özü ise: “Tanrınız Rab’bi bütün yüreğinizle, bütün canınızla, bütün gücünüzle seveceksiniz” (Yasanın Tekrarı 6:5) ve “Komşunu kendin gibi seveceksin” dir (Levililer 19:18).

Fakat görüyoruz ki İsa’dan başka hiç kimse, tüm bu emirlere uymuyor (Mezmurlar 14:3; Romalılar 3:10-12)

Tanıklık Çadırı önünde ve sonra da Yeruşalim’deki tapınakta Tanrı’ya tapınmak için, her şeyden önce, Tanrı’ya yaklaşmaya ve samimi bir şekilde tapınma hakkına sahip olabilsinler diye, günahkârların kanlı bir kurban aracılığıyla aklanması gerekliydi. Bu mezmurlar, ilahi ve yakarışlar, günahların itiraf edilmesi, dini yöntemlerin anlatılması ve tapınma yoluyla başarıldı. Her kim, Eski Antlaşmadaki Mezmurlar kitabındaki mezmurlarla çepeçevre sarılırsa, açık bir şekilde, bu açıklamalardaki ruhu ve uygulamaları bulur. Kurban sunmadan yapılan bu tapınma eylemlerinin en önemli noktası ise; bereket ve kutsama almaktır.

Bu tapınma eylemleri; oruçlarla, özellikle mayasız Ekmek gününde, Pentikost gününde, Çadır Bayramında ve Yom Kipurda (Tövbe Günü) en yüksek noktasına ulaşır.

Tanrı’nın Yeruşalim’deki tapınakta bulunmasına odaklanma, toplumun birliğini güçlendirdi. Fakat bu ruhsal merkeze rağmen, Tanrı’nın öfkesini üzerlerine çeken, onların görüntü ve heykellerini yükselterek, diğer tanrılara övgü kurbanları sunan ve Baal için sunaklar yapan birçok köy de vardı.

Eski Antlaşma, üç amaç altında toparlayabileceğimiz, göze çarpan değişik vaatlerle doludur:

a) Tanrıları olan Rab’bin; hazır bulunması, bağışlaması, koruması ve tesellisi (Mısırdan Çıkış 34:9-11)
b) Esenliğin Prensi ve Tanrı’nın alçakgönüllü Kuzusu olan Mesih’in ikinci kez geleceği vaadi (Yasanın tekrarı 18:15; 2.Samuel 7:12-14; Yeşaya 9:5-6; 49:6; 53:4-12).
c) Kutsal Ruh’un seçilmiş olanlara ve tüm bedenlere döküleceği (Yeremya 31:31-34; Hezekiel 36:26-27; Yoel 3:1-5).

Ama ne yazık! Yahudiler’in büyük çoğunluğu, kendi halklarının Kralı, Tanrı’nın Kuzusu’nun gelişini anlamadılar. Politik durumun yükselmesi umuduyla, Kutsal Ruh’un dökülmesine aldırmadılar. Bu nedenle, ne günahlarının farkına vardılar ne de ruhsal doğuşun. Birçok vaat, İsa’nın davranışları ve Kutsal Ruh’un takipçilerin üzerine dökülmesi ile uygulanır. Ama seçilmiş olanların çoğu, bu vaatlerin kendileri için uygulanmasını; ne anladılar ne de kabul ettiler.

Seçilmiş olanların babaları filozof değillerdi ama onlar bir çoban ve başkaları için din adamlığı yapan kişilerdi. O çoban ve din adamları, samimi imanları zayıflıklarına galip geldiği için, İbrahim, İshak ve Yakup tarafından temsil edilmiştir. Antlaşmanın Rab’bi İbrahim’in ve İshak’ın ve Yakup’un Tanrı’sı tarafından çağrılmıştı (Yaratılış 35:9-12; Mısırdan Çıkış 3:6; Matta 22:32).

Ne Musa, ne Davut, ne İlyas ne de Eski Antlaşmanın diğer karakterleri, her hangi bir üniversite ya da yüksek okula devam etmediler. Ama insanın bozulmuşluğuna rağmen, devamlı olarak Rab’bin gücü ve gerçeğini yaşadılar. İmanlarıyla uyum içinde yaşadılar ve halkları için ve torunlarının bereketlenmesi ve kutsanması için de, iyi birer örnek oldular.

Ancak, İsrail halkının en büyük onuru ve ayrıcalığı, Mesih’in, Kralların Kralının, gerçek Baş Kâhin’in ve beden almış Tanrı Sözü’nün, insanların arasında gösterdiği; sevgisi, gücü ve yetkisinin, beklenen gelişidir. O demiştir ki: “Ben dünyanın ışığıyım”. Çünkü Tanrı’nın sevgisi onda konut kurmuştur ve Kutsal Ruh da onu yüceltmiştir. O ve Tanrı: “Ben ve Baba biriz” (Yuhanna 10:30) diyerek açıkladığı gibi, birdir. Bu gerçeğe göre, elçi Pavlus onu “Tanrı” olarak isimlendirmiştir. Pavlus “bir tanrı” demedi ama tıpkı kiliselerin Mesih’in Tanrı’dan Tanrı olduğuna tanıklık ettiği gibi, gerçek “Tanrı” dedi. Işıktan ışık. Gerçek Tanrı’dan gerçek Tanrı. Kendiliğinden var olan, yaratılmamış, Baba ile aynı özden olan.

Yahudiler çileden çıkmışlardı, sorun yaratıyorlardı ve Pavlus’un Romadaki kiliseye yazdığı mektupta belirttiği itirafı nedeniyle de Hıristiyanları lanetliyorlardı. Yahudiler’in büyük çoğunluğu İsa’yı göz boyayan, kâfir ve Tanrı’ya karşı başkaldıran biri olarak değerlendirdiler ve çarmıha gerilmesi için de, onu, sömürgecileri olan, Romalılara teslim ettiler. Yaklaşık olarak İ.Ö. 700’de Yeşeya’nın zamanından beri, yüreklerini katılaştırmaya devam ettiler. (Yeşaya 6:9-13; Matta 13:11-15; Yuhanna 11:40; Elçilerin İşleri 28:26-27)

Bu ayetlerden, yüreklerinin katılaşmasının arttığını ve daha fazla belirginleşip açığa çıktığını anlıyoruz. Günahlarından tövbe etmediler ama Musa’nın yasasına ve birçok başka reddedilmiş şeylere uydukları için, kendilerini doğru saydılar.

Onların yürekleri katılaştığı zamanda, Vaftizci Yahya Mesih’in yolunu hazırlamak ve insanların iyi bir seçenek olarak, kendisi tarafından vaftiz edilmesi için geldi. Ondan, Mesih’in Tanrı Kuzusu olduğunu duydular ve İsa’nın yeni bir ruhsal krallık kurmak için, Kutsal Ruh’la vaftiz edebileceğini anladılar. Ve çölde haykıranın, Vaftizci Yahya tarafından vaftiz edilenleri, Mesih’i kabul etmek için hazırladığını da anladılar. İsa kendisini izlemleri için; yasa uzmanlarını, dindar olanları ya da din bilginlerini çağırmadı. Ama Vaftizcinin huzurunda günahlarını itiraf edenleri çağırdı ve onlar da onun öğrencileri oldular ve Kutsal Ruh’la doldular. Seçilmiş olan insanların gizemi; ne bilgi, ne zenginlik, ne siyasi tecrübe, ne büyüklükleri değil ama ruhun kırıklığını ve günahlarını itiraf edenlerdir. Bu günahlarını itiraf edenler, tövbekâr bir şekilde, Mesih’in kurtarışını ve sonsuz hayatı aldılar.

İsrail halkının, kendilerindeki Tanrı’nın varlığına ilaveten, hoşlandığı yasa ayrıcalıkları, Yahudi toplumunun büyük çoğunluğunda, olumsuz bir etki yaptı. Gurur yaptılar ve diğer ulusların üzerinde baskı kurdular ve kendilerin doğru olarak gördüler ve bunun için de tövbeye ihtiyaç duymadılar. Günahlarının farkında değillerdi ama asırlardır, haklarında zenginleşip ruhta fakirleşene kadar, yüreklerini Tanrı’ya, Mesih’e ve onun saf Ruh’una karşı katılaştırdılar.

Pavlus, geçmiş hayatında onlardan biri olarak, tutucu ve gururlu biriydi. Mesih’in takipçilerine işkence etti, onları uzaklaştırmak için zorladı ve imanlarında sadık olanları da öldürdü. Ama Şam yolunda, onun ışıltı saçan görkemiyle karşılaşması; hayallerini, hayal gücünü ve gururunu dağıttı ve suç ve bozulmuşluğunu itiraf ettirdi. Mesih’in görkemiyle kırıldı, Kutsal Ruh’la yeniden doğdu ve Rab İsa’nın elçisi oldu.

Pavlus insanı kurtaranın; ne İbrahim’in soyundan gelmesinin ne de sünnet olmasının değil ama Mesih’in kefareti aracılığıyla aklanması ve sonra da Mesih’in Kutsal Ruh’uyla doldurması olduğunu onayladı. Bu durumda da, onun bir üyesi olarak, Mesih’in ruhsal bedenine aşılanmıştır. Pavlus, müjdeyi İbrahim’in yeni soyuna vaaz etmesi aracılığıyla, Tanrı’nın ruhsal krallığının İsrail’in politik durumuyla, hiç de aynı olamayacağını gösterdi. Üzülerek bildirmeliyim ki, Mesih’in ruhsal bedeni, bugün de, İsrail’de acı çekmeye devam etmektedir. Pavlus politik bir durumdan bahsetmedi ama dünyanın her yerinde; iyi ahlakla, doğrulukla ve temizlikle ortaya çıkan, Mesih’in ruhsal krallığından bahsetti.

DUA: Göksel Babamız, seçilmiş olanlarına gösterdiğin sabır için sana şükrederiz ve bu isyankâr halk için, onları uyarmak ve cezalandırmak yerine, Eski Antlaşmada vermiş olduğun vaatler nedeniyle de seni överiz. Eğer senin muhteşem sevgine karşılık iman ve sadakatle cevap vermediysek, bizleri bağışla ve diri olan İsa Mesih’in yaşamında, birçoklarının zihinlerini yenileyerek ve yüreklerini aklayarak, İbrahim’in çocuklarının birçoğunu kurtar. Amin.

SORULAR:

  1. Pavlus, eski antlaşma halkı için kaç tane ayrıcalıktan bahsetti? Bunlardan hangisi sizin için en önemli olarak ortaya çıkıyor?
  2. Tanrı’nın lütfu, neden, bir yargıdan diğerine düşen, seçilmiş olanların birçoğunu kurtaramaz?

www.Waters-of-Life.net

Page last modified on October 25, 2012, at 12:01 PM | powered by PmWiki (pmwiki-2.2.109)