Waters of Life

Biblical Studies in Multiple Languages

Search in "Turkish":
Home -- Turkish -- Acts - 032 (Organization of the Church)
This page in: -- Arabic -- Armenian -- Azeri -- Bulgarian -- Cebuano -- Chinese -- English -- French -- Indonesian -- Portuguese -- Russian -- Serbian -- Tamil -- TURKISH -- Urdu? -- Uzbek -- Yiddish

Previous Lesson -- Next Lesson

Elçilerin İşleri - MESİH'in Zafer Alayı!
Studies in the Acts of the Apostles
Bölüm 1 - Yeruşalim, Yahudiye, Samiriye Ve Suriye’de Bulunan İSA MESİH'in Kiliselerinin Temelleri - KUTSAL RUH’un Yönetimindeki ve Elçi Petrus’un Liderliğindeki (Elçilerin İşleri 1 - 12)
A - Yeruşalim’deki İlk Kilise’nin Gelişimi Ve Büyümesi (Elçilerin İşleri 1 - 7)

19. Kilise Düzeninin Kurulması ve Yedi Diyakon Seçilmesi (Elçilerin İşleri 6:1-7)


Elçilerin İşleri 6:1-7
İsa’nın öğrencilerinin sayıca çoğaldığı o günlerde, Grekçe konuşan Yahudiler, günlük yardım dağıtımında kendi dullarına gereken ilginin gösterilmediğini ileri sürerek İbranice konuşan Yahudiler’den yakınmaya başladılar. Bunun üzerine Onikiler, bütün öğrencileri bir araya toplayıp şöyle dediler: “Tanrı’nın sözünü yayma işini bırakıp maddi işlerle uğraşmamız doğru olmaz. Bu nedenle, kardeşler, aranızdan Ruh’la ve bilgelikle dolu, yedi saygın kişi seçin. Onları bu iş için görevlendirelim. Biz ise kendimizi duaya ve Tanrı sözünü yaymaya adayalım.” Bu öneri bütün topluluğu hoşnut etti. Böylece, iman ve Kutsal Ruh’la dolu biri olan İstefanos’un yanısıra Filipus, Prohoros, Nikanor, Timon, Parmenas ve Yahudiliğe dönen Antakyalı Nikolas’ı seçip elçilerin önüne çıkardılar. Elçiler de dua edip ellerini onların üzerine koydular. Böylece Tanrı’nın sözü yayılıyor, Yeruşalim’deki öğrencilerin sayısı arttıkça artıyor, kâhin-lerden birçoğu da iman çağrısına uyuyordu.

Öğrencilerin sayısı artmaya başlayınca, yardım konusundaki problemler de artmaya başladı. Kilisenin bir organizasyon kurması gerekiyordu. Çalışacağımız bu bölüm aslında bizlere kiliselerdeki hassas problemleri nasıl çözmemiz gerektiğni öğretir. Ortada 4 problem vardı ve Kutsal Ruh öğrencilere altı farklı yöntemle yönlendirdi. O dönemlerde, Orta Doğu bölgesinde, dul bayanların evlerinin dışında çalışması uygun değildi. Bunun için, Yahudi asıllı Hristiyanlar bir organizasyon oluşturarak eşlerinin ölümünden sonra dul kalan bayanlara yardım etmeye başladılar. Muhtemelen bu kişiler hastaydılar ya da onlara bakabilecek çocukları yoktu. Bu ilk kilise, akşam yemekleriyle dullara hizmet ediyordu. Elbetteki elçiler maddi kaynaklara göz kulak oldukları için bu hizmeti en iyi şekilde yapmaya çalışıyorlardı.

İlk kilisede Aramice konuşan Yahudiler vardı ve İsa’ya inanıyorlardı. Filistin bölgesinden ayrılmamışlardı ve orası halen onların anavatanıydı. Bu bölgede aynı zamanda Grekçe konuşan Yahudiler de vardı. Aramice ve İbranice bilmiyorlardı, sadece Grekçe konuşabiliyorlardı. Elbetteki kendi ülkelerinde yabancı olmuşlardı, çünkü Aramice konuşma konusunda başarısızdılar. Bunun için diğer insanlarla rahat bir iletişim ortamı kuramıyorlar ve kendi problemlerini anlatamıyorlardı. Özellikle Grekçe konuşan Yahudiler’den dul olan kardeşler tam bir hizmet alamadıklarından bahsediyorlardı. Her ne kadar birçok kişi yardım yapmış olsa da, örneğin Barnaba gibi, bu insanlara tam bir yardım ulaşmıyordu.

Elçiler vaaz verme, dua etme, müjdeleme, ev ziyaretleri, şifa verme ve maddi işleri yönetme konusunda çok yoğundular. Tüm bu işlerin tamamını düzgün ve harika bir şekilde başarmaları mümkün değildi. Bunun için kendilerini ifade edemeyen bu dul bayanlar ihmal edilmişlerdi. Hatta bugün bile birçok kilise liderinin birçok işle yoğun olmasından dolayı, dünyevi ve ruhsal işlerin tamamını beraber yürütemediklerini görüyoruz.

Rab’be şükretmeliyiz ki, ilk çağdaki bu kilise birbirleriyle açıkca konuşabiliyorlardı. Fakat bu problem çözülmediği için kilisede büyük bir huzursuzluk başladı. O kadar büyüdü ki, neredeyse bu ağır ve ateşli tartışma bir ayrılığa neden olacaktı.

Elçiler her işi kendilerinin yapamayacaklarını fark ettiler, özellikle de sayıları artmaya başlayınca. Yardım konusunda hizmet edecek kardeşlere ihtiyaçları vardı. Kutsal Ruh onları bu yeni hizmet için aileleri ve arkadaşları arasından bir seçim yapmamaları gerektiği konusunda yönlendirdi. Bu hizmet alış veriş ve yemek yapma işini ve aynı zamanda sofraya hizmet etme konularını içeriyordu. Bunun için tüm kiliseyi toplayıp, kardeşlere bu hizmeti layığıyla yapacak olacak yedi kişi seçmeye karar verdiler.

Peki nasıl oldu da elçiler bu seçimin gerekli olduğunu açıklayabildiler?

Şöyle dediler: “Gerektiği gibi vaaz veremiyoruz. Dua ve Tanrı sözü, yiyeceğin ötesinde bir şeydir. İnsan sadece ekmekle yaşamaz, ama Rab’bin ağzından çıkan sözlerle yaşar.” Bunu söyleyerek aslında elçiler duanın, öğretiş ve vaazdan daha önemli olduğunu savunuyorlardı. O zaman bu konu hakkında devam etmeden önce duanın önemini anlayalım. Eğer duanın önemini anlamazsak, ne öğretimizin ne vaazımızın yararı olmaz. Peki sen sevgili kardeşim, düzenli bir şekilde dua ediyor musun?

Kimdir bu hayır işlerine yardım etmeye yeterli olan kişiler? Bu kişiler öncelikle Kutsal Ruh’la dolu ve hikmetli olmalıydılar. İlk şart, yeniden doğmuş olmaktır. Sevgi, sabır, umut, duanın gücü ve Kutsal Ruh’un bereketlemesiyle gelen Tanrı sözünü vaaz etme isteği de bu şartların başında gelir. İkinci özellik ise daha çok tecrübeyle alakalıydı: Kişilerle iletişimde hikmet, parayı yönetmede hikmet, satın alım, yemek hazırlama gibi konularda yeterlilik gerekliydi. Ayrıca kilisedeki hizmetin iki farklı şartı da vardır. Birincisi, yürekten gelen sevgi ve Mesih’e imandan kaynaklanan alçakgönüllülük. İkincisi, hizmet ettiğimiz konuyla ilgili tecrübe. Tabii ki, hizmet ettiğimiz kişilerle ilgili bilgi ve onlara karşı davranışlarımızda bilgelik de unutulmamalı!

Bunun sonucunda, elçilerin katılmadığı bir oylama yapıldı. Kilise aynı fikirde birleşerek elçilerin önüne ruhla ve bilgelikle dolu yedi kişi çıkarttı. Elçiler Rab İsa’ya, dullara ekmek dağıtma işini yapacak olan kişinin uygun olması için dua ettiler. Seçilenlerden oluşan bu listeye baktığımızda, kişilerin çoğunun Grekçe konuşan konuşan Yahudiler’den oluştuğunu görüyoruz, çünkü isimlerin çoğu Grekçe’den geliyor. Elçilerin İşleri Kitabı’nda İstefanos ve Filipus hakkında birçok şey okuyoruz. Bu bölümde ayrıca ilk kez Antakya şehrinden söz ediliyor. Bu şehir, daha sonra müjdeciliğin merkezi konumuna gelmişti. Yahudi olmayan fakat sonraları Yahudiliğe ve ardından Hristiyanlığa dönen Nikolas ve Luka da Antakya kilise-sindendiler. Bu bölümlerden sonra Elçilerin İşleri Kitabı’nı okuduğumuzda, Grekçe konuşan Yahudiler’in daha çok önde hizmet ettiklerini görüyoruz. Onlar artık Mesih’i kabul etmişlerdi. O andan itibaren de müjdenin yayılmasında önemli bir rol almışlardı. Elçi Pavlus da bu gruba dahil olanlardandı.

Görevlilerin seçiminden sonra, kilise seçilenleri elçilerin önüne çıkarttı. Böylece elçiler onların üzerlerine el koyup dua edebilirlerdi. Bu şekilde elçilerdeki güç yeni hizmet edecek kardeşlere aktarılabilirdi. Bu yedi kişi zaten Kutsal Ruh’la doluydular. Fakat tüm inanlılar elçilerdeki özel güçleri biliyorlardı. Bunun için, kilise elçilerin bu kardeşleri yeni görevlerine atamasını uygun gördü. Bu atanma kilise ve elçilerin arasındaki birlikten ortaya çıktı. Herkes bu yeni hizmetkârlar için dua etti ve Rab’bin onları yeni hizmetlerinde güçlenmelerini arzuladı.

Elçilik hizmeti diyakonluk hizmetinden üstün görülmemelidir, çünkü tek bir Tanrı vardır ve bu hizmetlilerin her biri ruhla doludur. Elçilerin sayısı az olduğundan dolayı elçisel hizmetteki her şeyi kendileri yapamıyorlardı. Diyakonların hizmetleri sadece sofrada çorba doldurmaktan ibaret değildi. Yedi kişiden biri olan İstefanos, Mesih’in en önemli tanıklarından biri oldu ve kısa bir süre sonra da Hristiyanlığın ilk şehidi oldu. Filipus da aynı zamanda müjdeciydi. Daha sonraları Etiyopyalı bir hadıma Rab’bin gücüyle müjdeyi anlattıktan sonra onu vaftiz etmişti. Açık bir şekilde diyakonların sadece hayır işleriyle uğraşmadıklarını, güçlü bir şekilde Mesih’in tanıkları olduklarını da görüyoruz.

3 sayısının cenneti simgeleyen bir rakam olduğunu görüyoruz. 4 rakamı da dünyayı simgelemektedir. Elçiler toplam 12 kişiydiler, yani başka bir anlamda 3x4. Muhtemelen bundan dolayı diyakonların sayısı 7’dir, çünkü 3+4, 7 eder. Bu iki örnekte de cennetin dünyayla birlik içerisinde olduğunu ve bunun Rab tarafından seçildiğini görüyoruz.

Bu yeni organizasyon kilisenin büyümesine yardımcı oldu ve Tanrı sözü yaşayan bir hal aldı. Bu nedenle ayetlerde, “Tanrı’nın sözü yayılıyor” diye okuyoruz, çünkü şehirdeki inanlıların sayısı Yüksek Kurul’un “İsa’nın adını ağzınıza almayın” kararına rağmen artıyordu. Fakat on iki elçi hâlâ sırtlarını parçalamış kırbaçların acısını taşıyorlardı.

İşin en şaşırtıcı yönü, İsa başkâhinin düşmanı olmasına rağmen aralarından birçok kâhin kendilerini Mesih’e adamıştı. Kutsal Ruh, Mesih’in öğrencileri aracılığıyla çalışıyordu, öyle ki yürekleri katı olan birçok kâhin dahi Tanrı’nın sevgisine karşı koyamamıştı. Birçokları tövbe edip Müjde’nin mesajına itaat etmeye başladılar. Bu yeni inanç işlerini tehlikeye atmıştı. Fakat Mesih’in müjdesi onlara ulaşmıştı ve onlar da içtenlikle bunu kabul etmişlerdi. Onlar, artık yeni imanlarına dayanıyorlardı.

Sevgili kardeşim, peki sen İncil’in bu müjdesini iyi anladın mı? Tanrı’nın çağrısını kabul ettin mi? Kutsal Ruh’a itaat ediyor musun? Bugün kendini Mesih’e ada, çünkü O sana bu yaşamı sen bunlardan habersizken verdi.

Dua: Ya Rab İsa, sana bu dünyanın kurtarıcısı olduğun için şükrederiz. Sen günahkârları kurtarır, kilisene zafer kazandırır ve inananlara yeni bir yürek verirsin, öyle ki, seni yüceltsinler. Birçoklarını kurtar Rab. Böylece onlar da sana gelip senin topluluğuna katılsın. Onları çağır Rab, öyle ki, doğru yoldan sapmış olanlar sendeki sonsuz paydaşlığı görsünler. Amin.

Soru 32: Rab İsa, Kutsal Ruh aracılığıyla, okuduğumuz bölümdeki yedi diyakonu nasıl seçti? Bu durum bugün bizler için ne anlam ifade ediyor?

KISA SINAV - 2

Sevgili Okur,
Elçilerin İşleri kitabı ile ilgili bu çalışmayı okuduğunuza göre, şimdi aşağıda ki soruları yanıtlayabilirsiniz. Eğer soruların %90ını doğru yanıtlarsanız, sizleri aydınlatacağını düşündüğümüz bu çalışma serisinin devamını göndereceğiz. Lütfen isim, soy isim ve adresinizi, okunaklı bir şekilde, cevap kâğıdının üzerine yazınız.

  1. “Nasıralı Mesih İsa’nın Adıyla” cümlesi ne anlama gelmektedir?
  2. “İsa Mesih’in adıyla iman” ne anlama gelir?
  3. İnsanlık tarihinin amacı nedir?
  4. Yüksek Kurul ve iki elçi arasındaki toplantının önemi neydi?
  5. Petrus’un liderlerin önünde anlattığı önemli konu nedir?
  6. Neden dünyanın tamamının kurtuluşu sadece İsa’nın ismine dayanıyor?
  7. Tanrı sözünü duyurmak neden gerekli ve Kutsal Ruh’un çalışması niçin önemlidir?
  8. İlk kilisedeki karakteristik özelliklerden hangisi, sence bugün bizlerin hayatında yaşamamız gereken özelliktir?
  9. Neden Kutsal Ruh Hananya’ya bu kadar çabuk bir ölüm getirdi?
  10. Evli çiftlerin birbirlerine karşı olan ruhsal görevleri nedir?
  11. İlk kilisedeki hayırseverliğin püf noktası neydi?
  12. Meleğin hapishanedeki elçilere buyruğunun önemi nedir?
  13. Elçilerin savunmasında en çok hangi kısım ilginizi çekip hoşunuza gitti?
  14. Yüksek Kurul’un yargısı, Hristiyan kilisesinin devamı hakkında ne açıklar?
  15. İsa, Kutsal Ruh aracılığıyla okuduğumuz bölümdeki yedi diyakonu nasıl seçti? Bu durum bugün bizler için ne anlam ifade ediyor?

Eğer Elçilerin İşleri üzerine olan bu serinin tüm kitapçıklarındaki çalışmaları tamamladıysanız ve her kitabın sonundaki soruları cevaplayarak bize gönderdiyseniz, ileride Mesih’in hizmetleri için sizleri teşvik etmek adına, size, en kısa zamanda;

Elçilerin İşleri Bölümünü Anladığınızla İlgili Olarak; İleri Düzeyde Çalışma Sertifikası göndereceğiz.

Bitmek bilmeyen bir hazine alabilmeniz için, Elçilerin İşleri Bölümü testini bizimle birlikte tamamlamanız için sizi teşvik ediyoruz. Cevaplarınızı bekliyoruz ve sizin için dua ediyoruz. Adresimiz:

Waters of Life
P.O.Box 600 513
70305 Stuttgart
Germany

Internet: www.waters-of-life.net
Internet: www.waters-of-life.org
e-mail: info@waters-of-life.net

www.Waters-of-Life.net

Page last modified on September 28, 2012, at 10:27 AM | powered by PmWiki (pmwiki-2.2.109)