Waters of Life

Biblical Studies in Multiple Languages

Search in "Turkish":
Home -- Turkish -- Romans - 057 (Is Israel Responsible for their Unbelief?)
This page in: -- Afrikaans -- Arabic -- Armenian -- Azeri -- Bengali -- Bulgarian -- Cebuano -- Chinese -- ENGLISH -- French -- Hebrew -- Hindi -- Indonesian -- Malayalam -- Polish -- Portuguese -- Russian -- Serbian -- Spanish? -- Turkish -- Urdu? -- Yiddish

Previous Lesson -- Next Lesson

ROMALILAR - RAB Doğruluğumuzdur!
Elçi Pavlusun Romalılara Mektubu
BÖLÜM 2 - TANRI’NIN DOĞRULUĞU, ONUN SEÇİLMİŞLERİ OLAN YAKUP’UN ÇOCUKLARININ YÜREKLERİNİN KATILAŞMASINDAN SONRA BİLE, SARSILMAZ (Romalılar 9:1-11:36)
4. Tanrı’nın Doğruluğuna, Yasaya bağlı Kalmakla Değil, Sadece İman Yoluyla Ulaşılır (Romalılar 9:30 - 10:21)

d) İsrail Kendi İnançsızlıklarından Sorumlu mudur? (Romalılar 10:16-21)


ROMALILAR 10:16-21
16 Ne var ki, herkes Müjdeye uymadı. Yeşaya’nın dediği gibi: "Ya Rab, verdiğimiz habere kim inandı?" 17 Demek ki iman, haberi duymakla, duymak da Mesih’le ilgili sözün yayılmasıyla olur. 18 Ama soruyorum: Onlar duymadılar mı? Elbet duydular 19 Yine soruyorum: İsrail anlamadı mı? Önce Musa, "Ben sizi ulus olmayanla kıskandıracağım, Anlayışsız bir ulusla sizi öfkelendireceğim" diyor. 20 Sonra Yeşaya cesaretle, "Aramayanlar beni buldu, Sormayanlara kendimi gösterdim" diyor. 21 Öte yandan İsrail için şöyle diyor: "Söz dinlemeyen, asi bir halka bütün gün ellerimi uzatıp durdum."

Pavlus, Roma’daki kiliseye, kesin bir tanımlamayla; Mesih’in gelişini bekleyen Yahudiler’in büyük çoğunluğunun, ne onun ne de ondaki zaferin sevindirici haberinin farkında olmadıklarını ama her zaman Tanrı’nın sözüne karşı olduklarını bildirmiştir. Bu, 2700 yıl önce halkı için üzüntü ve keder dolu bir şekilde: “Verdiğimiz habere kim inandı?” (Yeşaya 53:1) diyen, Yeşaya peygamber zamanında ortaya çıkmıştı.

Yahudiler’in çoğu müjdeyi duymuştur. Fakat onlar bunu; ne anladılar ne de buna inandılar. Bazıları, kendilerine sunulan lütfu hissettiler ama ona itaat etmek için, hiç de istekli değillerdi. Kendi inançsız çevrelerini ve yürekleri taşlaşmış uluslarını, kurtaran Rab’bi sevdiklerinden daha fazla sevdiler ve insanlardan merhametli Yaratıcı’dan daha fazla korktular.

Pavlus, bu eğilimi daha önceki konuşmasının bir özetiyle cevapladı: iman vaaz edilen haberi duymakla gelir. Burada önemli olan, müjdenin size nasıl ulaştığı değildir; bir ilahi aracılığıyla ya da belirli bir İncil ayetiyle ama önemli olan, Tanrı yüreğinizin kapısını çaldığında, o kapıyı ona hemen açmanızdır. Aksi takdirde, sizi geçip gitmesi tehlikesiyle karşı karşıya kalırsınız. Müjdeyi başkalarına taşıyan insanlar, bunu sıradan insanların anlayamayacağı, çok seçkin sözcüklerle yapmamalı ama dinleyicilerin anlayabileceği, basit sözcükler kullanarak yapmalıdır. Konuşmacılar Tanrı’nın sözlerini dinleyicilerin dillerinde sunmalıdır. İçeriğin tamamını sunmalıdır. Kısmen değil! Vaaz eden herkes, konuşmalarında pratik örnekler verecek şekilde kendilerini eğitmeli ve konuşmasını da dostça ve kişisel bir şekilde yapmalıdır. Dua; sözün yayılmasına ve Tanrı’nın isteğine eşlik etmelidir ve konuşmacı, tanıklığını övgüyle ve Tanrı’ya şükürle taçlandırarak, söylediği her şeye inanmalıdır.

Vaaz etmek teorik bir öğreti değildir ama onunla güçlenmiş olanlar için emir ve talimatlarında bulunan, Rab’bin çağrısıdır. Bu nedenle, dinleyecek olanlara; onları uyarmak, öğretmek, çağırmak, teşvik etmek ve sarsmak için bizlere vermiş olduğu sözü nedeniyle, Rab’deki imanımız müjdeye olan inancımızdan daha önemlidir. Konuşmacı, kendisini Mesih’in yerine koyarak konuşmamalıdır. Bunun yerine, tıpkı Pavlus’un da dediği gibi: “Böylece, Tanrı aracılığımızla çağrıda bulunuyormuş gibi Mesih’in adına elçilik ediyor, Onun adına yalvarıyoruz: Tanrı’yla barışın.” (2. Korintliler 5:20) onun sadık elçileri olmalıdır.

Pavlus merak ediyor: Belki de Yahudiler’in çoğu Mesih’in kurtarışını duymamıştır. Belki de hiç kimse, onlara, açık bir şekilde tek bir Kurtarıcı olduğundan bahsetmedi. Elçinin sorusuna Mezmurlar 19:5’de cevap buluyoruz: Tanrı’nın sözü, doğruluğun güneşi gibidir. Göğün bir ucundan çıkar, öbür ucuna döner ve sıcaklığından da hiçbir şey gizlenemez. Tıpkı güneşin dünyayı aydınlatması gibi, müjde de dünyayı aydınlatır. İsa’nın zamanında, kalabalıklar onun mucizelerini görmek ve sözlerini duymak için yarışıyorlardı. Bugün diyoruz ki; herkim duymak isterse duyabilecek ve herkim ararsa bulabilecek. Radyo ve televizyon programları, müjdeyi duymak isteyenlere hizmet etmektedir.

Bugün, insan merak ediyor: Neyi seçmeliyim; parayı mı, Ruh’u mu? Para mı, Tanrı mı? İtibar, güç, seks ve eğlence mi arayayım? Ya da Tanrı’nın sözünü duymayı ve ona itaat etmeyi mi istemeliyim? İnsanlar, hayatın her alanında, kendi memnuniyetlerine boyun eğmişlerdir. Öyleyse, kim kendi Yaratıcısı’na hizmet etmek ve onu duymak ister? Pavlus merak etmeye devam ediyor: Belki de Yakup’un çocukları kendilerine ne dendiğini anlamadılar! Belki de müjde onlara tam olarak getirilmedi! Ama Tanrı bu soruya, zaten, Musa aracılığıyla: “Ben de halk olmayan bir halkla onları kıskandıracağım. Anlayışsız bir ulusla onları öfkelendireceğim.” dediğinde, onlara cevap vermişti: (Yasa’nın Tekrarı 32:21).

Rab Musa’ya yaptığı açıklamada, insanlara: “Benim sözlerimi duymaya hazır olmadığınız için, kendimi seçilmemiş ve eğitimsiz olanlara açıklayacağım ve sevgimi onlara vereceğim. Sizin yerinize, kendini beğenmiş ve kibirli olan, seçilmiş olmayanların nasıl bende iyilik bulduğunu gördüğünüzde, sizleri kıskandıracağım ve öfkelendireceğim. Onları beni sevmeye ve onurlandırmaya yönlendireceğim.” demek istiyordu.

Tanrı, Mesih’ten 600 yıl önce peygamber Yeşaya aracılığıyla: “Beni sormayanlara göründüm, aramayanlar beni buldu.” diyerek bildirmiştir (Yeşaya 65:1; Romalılar 9:30)

Günümüzde, Tanrı’nın inanmayanları, kendisinin varlığının fark etmeleri için, yollarından çevirdiğini görüyoruz. Kendisini dikkate almayanlara; rüyalar, olaylar ve felaketler aracılığıyla konuşuyor. Görüyoruz ki; bilimsel dünyada birçok bilim adamı, aynı zamanda Tanrı’nın kendi halkı, Rab’lerini ihmal edip ve ondan yüz çevirirken, Yaratıcı’nın varlığını kabul etmeden, evrendeki birçok gelişmeye cevap veremiyorlar. Rab’bin kendisine ait olmayan, bilinmeyen, insanları kendi halkı yapmak için binlerce yolu var. Bu gerçek, Pavlus’un hizmet yolculukları boyunca, sevinç ve üzüntünün her ikisiyle birlikte tecrübe ettiği sırdı (Elçilerin İşleri 28:24-31).

Tanrı, ayrıca, Yeşaya’ya şunu da açıkladı: “Kötü yolda yürüyen, kendi tasarılarının ardınca giden asi bir halka, bütün gün ellerimi uzatıp durdum. Gözümün içine baka baka, boyuna öfkelendirir beni.” (Yeşaya 65:2-3). Rab bu açıklamayla; ellerini, bir annenin ellerinin yok olup gitmesin diye çocuğuna uzatması gibi, itaatsiz halkına doğru uzattığını anlatmak istiyor. Örneğin, Rab halkını korumayı istedi ama onların kendisini dinlemeye hazır olmadıklarını gördü. Onlar kasıtlı bir şekilde onun sözüne itaat etmediler ve kindar bir şekilde de ona baş kaldırdılar.

Kendisini terk eden ve kötü bir şekilde yaşayanları, asiliklerine devam edenleri affeden Tanrı’mızın sevgisi ne de büyüktür. Aksine, o her zaman sevgisini onlara veriyor. Sonunda ise, Yargıç, yargısını seçilmiş halkının çoğunluğuna karşı geri verecektir. Onlar kendi istekleriyle ona itaat etmiyorlar ve onun kendilerini korumasını da istemiyorlar. Onlar tıpkı, çukurla ilgili ikaz edildikten sonra, isteyerek sendeleyen ve o çukura düşen kör bir adama benzerler. Bu nedenle, Rab, onlara olan sevgisine rağmen, İsrail halkının kendi başlarına gelen kötülüklerden, yalnız, kendilerinin sorumlu olduğunu bildirir.

DUA: İsa Mesih’in Babası, sen; tıpkı çocuğu düşmesin diye ona doğru ellerini uzatan bir anne gibi, kollarını bize doğru açan Baba’mızsın. Sevgin için sana tapınırız ve İsa’nın sesini duyup o söze coşku ve şükranla itaat etmeleri için de Yakup’un çocuklarının kulaklarını açmanı rica ediyoruz. Amin.

SORULAR:

  1. İnsanlar eğer isterlerse, bugün, müjdeyi nasıl; duyar, anlar ve kabul ederler?
  2. Tanrı, neden seçilmiş halkının tüm uluslarının hepsini, kişisel olarak yeniledi?

www.Waters-of-Life.net

Page last modified on October 25, 2012, at 12:14 PM | powered by PmWiki (pmwiki-2.2.109)