Waters of Life

Biblical Studies in Multiple Languages

Search in "Turkish":
Home -- Turkish -- Acts - 078 (The Holy Spirit Prevents the Apostles from Entering Bithynia)
This page in: -- Arabic -- Armenian -- Azeri -- Bulgarian -- Cebuano -- Chinese -- English -- French -- Indonesian -- Portuguese -- Russian -- Serbian -- Tamil -- TURKISH -- Urdu? -- Uzbek -- Yiddish

Previous Lesson -- Next Lesson

Elçilerin İşleri - MESİH'in Zafer Alayı!
Studies in the Acts of the Apostles
Bölüm 2 - Diğer Uluslara Verilen Vaazların Raporları Ve Antakya'dan Roma'ya Kadar Kurulan Kiliseler - Kutsal Ruh Tarafından Görevlendirilen Elçi Pavlus'un Hizmeti (Elçilerin İşleri 13 - 28)
C - İKİNCİ MÜJDELEME YOLCULUĞU (Elçilerin İşleri 15:36 - 18:22)

3. Kutsal Ruh, Elçilerinin Asya İlindeki Bitinya'ya girişlerini engelledi (Elçilerin İşleri 16:6-10)


Elçilerin İşleri 16:6-10
Kutsal Ruh’un, Tanrı sözünü Asya İli’nde yaymalarını engel-lemesi üzerine Pavlus’la arkadaşları Frikya ve Galatya bölgesinden geçtiler. Misya sınırına geldiklerinde Bitinya bölgesine geçmek istediler. Ama İsa’nın Ruhu onlara izin vermedi. Bunun üzerine Misya’dan geçip Troas Kenti’ne gittiler. O gece Pavlus bir görüm gördü. Önünde Makedonyalı bir adam durmuş, ona yalvarıyordu: “Makedonya’ya geçip bize yardım et” diyordu. Pavlus’un gördüğü bu görümden sonra hemen Makedonya’ya gitmenin bir yolunu aradık. Çünkü Tanrı’nın bizi, Müjde’yi oradakilere duyurmaya çağırdığı sonucuna varmıştık.

Mesih bazen, elçilerini ağır sınavlar aracılığıyla dener. Bu denemelerin bir çeşidi, kendisine dua edenlere karşı sessiz kalması ya da bir şeyi ısrarla istemelerine rağmen onu reddetmesidir. Pavlus ve Silas Derbe, Listra, Konya ve Pisidya Antakyası’ndaki kiliselerde vaaz ederek bölgeyi geçtiler. En sonunda bir önceki hizmet yolculuklarının sınırına vardılar. Bu noktada Pavlus’un gelişen kiliseleri ziyaret etme ve geliştirmeyle ilgili planı sona erdi (15:36). Şimdi ne yapmalıydılar? Geri mi dönmeliydiler, yoksa ileri mi gitmeliydiler?

İki elçi, eğer Tanrı onların Asya İli’nin Romalılar için önemli olan başkenti Efes’e gitmelerini istiyorsa, bunu kendilerine göstermesi için dua ettiler. Kutsal Ruh onların isteklerini reddetti ve “hayır” dedi. Şimdi ne yapmalıydılar? Geri mi dönmeli, yoksa Konya’da mı kalmalıydılar? Ruh’un cevabı yine aynıydı, “hayır”. Tanrı adamının bu durum için belirli bir planı yoktu. Pavlus büyük bir olasılıkla, Roma eyaletinin merkezi olan Efes’e gitmek istiyordu. Ancak bu, Rab’binin isteklerine karşı çıkmak anlamına geleceğinden gitmeye cesaret edemedi. Rab’bin emri olmadan yapılan her işin günah olduğunu ve bunun başarısızlığa dönüşeceğini bildiği için sü-rekli olarak Rab’bin yönlendirişini istedi.

Silas, Kutsal Ruh’un direk olarak konuştuğu bir peygamberdi (15:32). Aynı zamanda Yahudi olmayan inananlara, buyruklara itaat konusunda özgürlüklerini zaten bildirmişti. Ancak şimdi Silas bile ne yapmaları ya da nereye gitmeleri gerektiğine dair Tanrı’dan herhangi bir yanıt alamamıştı. Tanrı’nın Ruhu onların bütün planlarını iptal etmişti. En sonunda Tanrı’ya güvenerek önce kuzeye, sonra doğuda Galatya’ya ve sonra da Kutsal Ruh’un rehberliğiyle batıya doğru gittiler. Oradan bir kez daha kuzeye, Akdeniz kıyısındaki Troas’a gelene kadar yorucu yolculuklarına devam ettiler. Buradaysa deniz gözlerinin önünde duruyordu.

Tanrı onlarla neden konuşmamıştı? Büyük olasılıkla Barnaba’yla aralarında geçen tatsız tartışmayı ve onların Markos yüzünden ayrılışlarını hatırladılar. Kutsal Ruh’u üzmüş ve bu nedenle O’nun onlardan uzaklaşmasına neden olacak herhangi bir hataları mı vardı? Ve sonra Timoteos’un sünnetini düşündüler. Yasadan özgür kalmak için bu bir çıkar hareketi olabilir ve bu nedenle de ruhsal güçleri sınırlandırılmış olabilir miydi? Hizmet ekiplerinin yapısının Rab’bi memnun etmemiş olması mümkün müydü? Onlardan biri kasten bir günah işlemiş olabilir miydi? Vaaz ettikleri ilkelerden herhangi birini ihmal mi etmişlerdi? Bu sorular onları tövbeye, kalp kırıklığına, ateşli yakarışlara ve imanda sadece lütufla oruç tutmaya yöneltti. Ne Mesih’e itaatleri, ne de doğru öğretilerinin bereket, armağanlar ve kendilerinin içinden ve onlar aracılığıyla akan Tanrı’nın gücü için bir neden olamayacağını, bir kez daha anladılar. Onları seçmek, muhafaza etmek ve kutsamak sadece Mesih’in lütfuydu. Vaizlerin kendilerine ait herhangi bir erdemleri yoktu. Davranış ya da başarıları, işlerinin onaylanmasının bir mührüydü. Meyve vermelerini, şükran ve esenliği sağlayan, O’nun çarmıha gerilişi ve bedelsiz lütfuna olan sadakatti. Mesih’in kanı bizi tüm günahlarımızdan temizler ve Tanrı’yla paydaşlığımızı korur. Çarmıhtaki uzlaşma, sadece Rab’be hizmet için gücün ve yetkinin kaynağıdır.

Uzun inanç mücadeleleri, tam anlamıyla tövbe ve içsel savaşı takip eden geceden sonra Tanrı, birden bir görümle Pavlus’la konuştu. Pavlus karşı kıyıda bir görümde Makedonyalı bir adamın, “Makedonya’ya gelin ve bize yardım edin!” diye haykırdığını gördü. Gördüğü kişi, Yahudi olmayanların elçisine görünen Mesih’in kendisi değil, ihtiyacını açıklayan ve kurtuluş bekleyen basit bir köylüydü. Bu kurtuluş çağrısı, doğu ülkelerindeki ışığa bütün Avrupa’daki ülkelerin de ihtiyacı olduğunu simgeler.

Görümden sonra üç kişi bu çağrının anlamı hakkında konuşmaya başladı. Kutsal Ruh’un kesin bir şekilde Asya’da bulunmalarını istemediğini, ama kendilerini batıya doğru, Roma’ya göndermeye çalıştığını fark ettiler. Onlar bu görümü, ilahi bir çağrı olarak adlandırdılar ve Büyük İskender’in ulusuna Müjde’yi vaaz etmek için istek duydular.

Vaizler hemen çağrıya uydular ve bir gemi aramaya başladılar. Ne Makedonya dilini öğrenmeye çalıştılar, ne de oradaki tanıdıklar ve yöneticiler hakkında soru sordular. Kutsal Ruh onlarla konuşur konuşmaz, uzun bir sessizlikten sonra hemen yola çıktılar. Yeni ufuklara doğru önderlik eden ve ışık olan bu lütfu hemen kabul ettiler. Onlara ağır gelen yük artık ortadan kalkmış ve içlerinde büyük bir coşku akmaya başlamıştı. Ruhsal şarkılar ve ilahiler söyleyerek neşe içinde yelken açtılar. Tanrı’nın sevgisinin rüzgârı, yolculuklarında bir kez daha esmeye başlamıştı.

Kitabın yazarı olan Luka, 10. ayette, anlatıcıyı 3. kişiden 1. çoğul kişi şahsına çevirir ve konuşmasına “biz” diyerek başlar. Bu edebi değişikliğin sebebi Luka’nın, Tanrı’nın bildirdiği zamanda, Troas’ta Pavlus’un grubuna katılmasıydı. Buradan da, yeni ülkelerdeki yeni yerlere doğru ikinci hizmet yolculuklarına devam edebilirlerdi. Şu andan itibaren, diri olan Mesih’in Avrupa’daki zafer alayı içinde hizmetkârlarıyla bir arada çalıştığının harika haberlerini görgü tanıklarından duyacağız. Luka, Rab’bin onu bu üç adamla, Rab’bin adını birlikte yüceltmeleri için bir araya getirdiğine emindi. Büyük olasılıkla Pavlus’la daha önceden Suriye Antakyası’ndayken karşılaşmıştı. Şimdiden sonra Avrupa’ya Mesih’in müjdesini duyurmak için birlikte çalışacaklar.

Dua: Rab İsa Mesih, bu dört adamı çağırdığın gibi, değersiz olan bizleri de senin adını yüceltmeye çağırdığın için sana şükrederiz. Bizleri düşüncesiz adımlar atmaktan koru ve tasarılarımızı kutsa. Böylece senin isteklerini yapabilelim ve senin adını yücelteceğimiz yer ve zamanın farkına varabilelim. Amin.

Soru 78: Kutsal Ruh’un inananların kendi amaçları doğrultusunda hizmet etmelerini engellemesinin ve onları yeni hizmete çağırmasının anlamı neydi?

www.Waters-of-Life.net

Page last modified on September 28, 2012, at 11:09 AM | powered by PmWiki (pmwiki-2.2.109)