Waters of Life

Biblical Studies in Multiple Languages

Search in "Turkish":
Home -- Turkish -- Acts - 057 (Beginning of Preaching to the Gentiles)
This page in: -- Arabic -- Armenian -- Azeri -- Bulgarian -- Cebuano -- Chinese -- English -- French -- Indonesian -- Portuguese -- Russian -- Serbian -- Tamil -- TURKISH -- Urdu? -- Uzbek -- Yiddish

Previous Lesson -- Next Lesson

Elçilerin İşleri - MESİH'in Zafer Alayı!
Studies in the Acts of the Apostles
Bölüm 1 - Yeruşalim, Yahudiye, Samiriye Ve Suriye’de Bulunan İSA MESİH'in Kiliselerinin Temelleri - KUTSAL RUH’un Yönetimindeki ve Elçi Petrus’un Liderliğindeki (Elçilerin İşleri 1 - 12)
B - Kurtuluş Mesajinin Samİrİye ve Surİye'ye Yayilmasi ve Yahudİ Olmayanlarin Hrİstİyan Oluşu (Elçilerin İşleri 8 - 12)

9. Yüzbaşi Kornelius'un İmanı ve Diğer Uluslara Müjdelemenin Başlaması (Elçilerin İşleri 10:1 - 11:18)


Elçilerin İşleri 11:1-18
Elçilerle bütün Yahudiye’deki kardeşler, öteki ulusların da Tanrı’nın sözünü kabul ettiklerini duydular. Ama Petrus Ye-ruşalim’e gittiği zaman sünnet yanlıları onu eleştirdiler. “Sünnetsiz kişilerin evine gidip yemek yemişsin!” dediler. Petrus baştan başlayarak olanları tek tek onlara anlattı. “Ben Yafa Kenti’nde dua ediyordum” dedi. “Kendimden geçerek bir görüm gördüm. Büyük bir çarşafı andıran bir nesnenin dört köşesinden sarkıtıldığını, bunun gökten inip benim bulunduğum yere kadar geldiğini gördüm. Gözlerimi çarşafa dikip dikkatle baktım. Çarşafın içinde, yeryüzünde yaşayan dört ayaklılar, yabanıl hayvanlar, sürüngenler ve kuşlar gördüm. Sonra bir sesin bana, ‘Kalk, Petrus, kes ve ye!’ dediğini işittim. “‘Asla olmaz, ya Rab!’ dedim. ‘Ağzıma hiçbir zaman bayağı ya da murdar bir şey girmedi.’ “Ses ikinci kez gökten geldi: ‘Tanrı’nın temiz kıldıklarına sen bayağı deme’ dedi. Bu, üç kez tekrarlandı; sonra her şey yeniden göğe alındı. Tam o sırada Sezariye’den bana gönderilen üç kişi, bulunduğumuz evin önünde durdular. Ruh bana, ayrım gözetmeden onlarla birlikte gitmemi söyledi. Bu altı kardeş de benimle geldiler, varıp adamın evine girdik. Adam bize, evinde beliren meleği nasıl gördüğünü anlattı. Melek ona şöyle demiş: ‘Yafa’ya adam yolla, Petrus diye tanınan Simun’u çağırt. O sana, senin ve bütün ev halkının kurtuluş bulacağı sözler söyleyecek.’ “Ben konuşmaya başlayınca Kutsal Ruh, başlangıçta bizim üzerimize indiği gibi, onların da üzerine indi. O zaman Rab’bin söylediği şu sözü anımsadım: ‘Yahya suyla vaftiz etti, sizler ise Kutsal Ruh’la vaftiz edileceksiniz.’ Böylelikle Tanrı, Rab İsa Mesih’e inanmış olan bizlere verdiği armağanın aynısını onlara verdiyse, ben kimim ki Tanrı’ya karşı koyayım?” Bunları dinledikten sonra yatıştılar. Tanrı’yı yücelterek şöyle dediler: “Demek ki Tanrı, tövbe etme ve yaşama kavuşma fırsatını öteki uluslara da vermiştir.”

Tanrı’nın Ruh’u Petrus aracılığıyla muhteşem mucizeler yapmaya devam ediyordu. Önce Lidda’daki sakat adamın iyileşmesi, sonra Yafa’da ölü kızın dirilmesi gerçekleşmişti. Peki, bundan sonra daha fazla mucize oldu mu? Evet, mucizelerden en önemlisi kurtuluşun diğer uluslara da yayılıyor olabilmesiydi. Bu, Tanrı’nın gücünün doruk noktasıdır. O, lütfuyla Sezariye’deki Yahudi olmayan kişilere Tanrı yolunun kapılarını açılmıştır. Tanrı kendi krallığına, sünnet olmadan, yasaya dayalı işler olmadan, tapınakta yapılan bazı ritüeller gerçekleşmeden, diğer uluslardan insanlar almayı kabul etmişti. Mesih’in Ruhu insanları özgür kılıp kurtarmıştı. Bu işi çarmıh aracılığıyla gerçekleştirmişti. Sezariye’deki bu olay aslında dünyadaki diğer uluslara vaaz etme kapısının açıldığıyla ilgili bir tür semboldü. Aynı zamanda Eski ve Yeni Antlaşma arasındaki ayrılığın da son işareti oldu.

İşte bunun için Yahudi asıllı Hristiyanlar şok içerisindeydiler. Yürekleri sertleşmişti ve öfkeliydiler. Petrus’un, Yahudi inancını diğer uluslara armağan ettiğini düşünüyorlardı. Öyle değilse, antlaşmanın simgesi olan sünnet işareti neredeydi? Tanrı’nın on iki oymağı seçtiği açıktı. Nasıl olur da bu insanlar kurtuluşa dahil olabilirdiler? Eğer kâhinler ve Ferisiler, diğer ulustan olanların antlaşma halkının bir parçası olduğunu öğrenirlerse, işte o zaman çok öfkelenebilirlerdi, hatta tekrar zulümler başlayabilirdi. İşte böylece Yeruşalim kilisesinde ortalık karışmış ve sesler yükselmişti.

Petrus, Yeruşalim’e döndüğünde inanlılar arasında ciddi bir problem çıkmıştı. İnanlılar iki gruba ayrılmışlardı: Birinci grup, yasacıydı; bu grup yasanın kelime kelime uygulanması taraftarıydılar. İkinci grup, Petrus ve yanındaki arkadaşları, hatta belki de Sezariye’den gelen diğer kardeşlerdi. Yasacı kardeşlerin problemi, Tanrı sözünün diğer uluslara vaaz edilmesi ya da vaftizle kiliseye kabulleri değildi. Ortadaki problem, bu yeni inanlıların sünnet edilip Ya-hudileştirilmemesiydi. Petrus ve arkadaşları sünnetli olma-yanlarla aynı masada yemek yemişlerdi. Oysa ki Tanrı antlaşmasına dahildiler, yani bu yeni kardeşleri Yahudileştirip sünnet etmeyi tercih etmemişlerdi.

Aslında Petrus da önceleri diğer kardeşleri gibi aynı tepkiyi ver-mişti. Çünkü onun da yüreği aynı diğerleri gibi kapalıydı. O da Tanrı’ya karşı gelerek, “Asla olmaz, ya Rab! Ağzıma hiçbir zaman bayağı ya da murdar bir şey girmedi” dedi. Fakat Tanrı üç defa “Tanrı’nın temiz kıldıklarına sen bayağı deme” dedi ve böylece Petrus’un yasacı tavrını kırdı. Hatta göklerden gelen bu hayvanlar tekrar göğe alındı. Nasıl kirli olabilirlerdi ki? Petrus, Kornelius’un yanındayken bu görümün tam olarak ne anlama geldiğini anladı. Tanrı’nın tüm insanları soylarına bakmadan seçtiğini, kurtardığını ve kutsallaştırdığını anladı. Kutsal olan herkesi İsa Mesih’in kanıyla paklamıştı. Onun lütfu bizim düşüncelerimizden yücedir, yasalarımızdan geniştir ve yüreklerimizden daha merhametlidir.

Petrus durumu ve davranışlarını kardeşlere detaylıca açıkladı. Kendisinin otorite ya da diğerlerinden daha üstün biri olmadığını da biliyordu. Böylece alçakgönüllü bir tavırla Kutsal Ruh’un ona gelip Kornelius’a gitmesi gerektiğini ve bir meleğin Kornelius’a görünüp onu yönlendirdiğini ve Petrus’u çağırtması gerektiğini anlattı.

Petrus kendisine söylenmeyen hiçbir şey yapmadı. Kendisine gelenlere ve gönderildiklerine Tanrı sözünü müjdelemişti. Bunun ardından harika bir olay gerçekleşti. Kutsal Ruh, Yahudi olmayan bu inanlıların üzerine döküldü. Bunun için Petrus bir savunma yaparak Sezariye’deki bu olayın Mesih’e imanla gerçekleştiğini ve elçilerin yaşadığı tecrübeyle aynı olduğunu anlattı. Bu olay Kutsal Ruh’un sadece Tanrı’nın lütfuyla geldiği ve yasanın ya da sünnetin bir yararı olmadığını gösteriyordu.

Petrus bu hizmette, Tanrı’ya sırf Ruh’unu iman eden herkese veriyor diye karşı koyamayacağını anladı. Tanrı’nın bu planını çarpıtmak isterdi, ama bu mümkün olmazdı. Aslında bu olay Petrus için iyi bir dersti, çünkü o bütün elçiler arasında en dobra olanı olduğu halde Tanrı, onun vaazı aracılığıyla diğer uluslardan olanları kurtarıyordu. Bu konuşmaların ardından sesler yavaş yavaş dindi.

Bir süre sonra herkes Tanrı’yı sevgisi ve lütfu için yüceltiyordu. Tanrı sözünün önderleri Rab’be bu yeni durum için şükranlarını sundular. İnsanlar yasayı tutmaya çalışarak Tanrı’nın önünde durmaya çalışmayacaklardı. Sadece imana ihtiyaçları vardı. Kutsal Ruh’u sadece duyarak kabul edebilirlerdi. Tanrı’nın yüceliği gerçekten parlıyordu. Rab’bin kendisi, kapıları dünyaya vaaz edilmesi için açmıştı, hem de Petrus’u kullanarak...

Dua: Ya Rab İsa Mesih, Hristiyan tarihi boyunca hem elçilere hem de pastörlere yardım edip hizmetlerini yönlendirdiğin için adını yüceltiriz. Ayrıca lütfun sayesinde diğer ulustan olanlara yol açtığın için de seni överiz. Dünyanın her ulusundan kişileri kendine çek ve onları pakla. Tekrar gelinceye kadar her birinin imanını güçlendir. Gel Rab İsa ve bizlere vaaz vermeyi öğret. Kutsal Ruh’unun yönlendirişiyle bizlerin adımlarını kutsa. Amin.

Soru 57: Yahudi Hristiyanlar’dan yasacı olanlar neden Petrus’la tartıştılar?

www.Waters-of-Life.net

Page last modified on September 28, 2012, at 10:52 AM | powered by PmWiki (pmwiki-2.2.109)