Waters of Life

Biblical Studies in Multiple Languages

Search in "Turkish":
Home -- Turkish -- Acts - 109 (Paul’s defense)
This page in: -- Arabic -- Armenian -- Azeri -- Bulgarian -- Cebuano -- Chinese -- English -- French -- Indonesian -- Portuguese -- Russian -- Serbian -- Tamil -- TURKISH -- Urdu? -- Uzbek -- Yiddish

Previous Lesson -- Next Lesson

Elçilerin İşleri - MESİH'in Zafer Alayı!
Studies in the Acts of the Apostles
Bölüm 2 - Diğer Uluslara Verilen Vaazların Raporları Ve Antakya'dan Roma'ya Kadar Kurulan Kiliseler - Kutsal Ruh Tarafından Görevlendirilen Elçi Pavlus'un Hizmeti (Elçilerin İşleri 13 - 28)
E - PAVLUS’UN YERUŞALİM VE SEZARİYE’DE TUTUKLANMASI (Elçilerin İşleri 21:15 - 26:32)

4. Pavlus vatandaşlarının önünde kendini savunuyor (Elçilerin İşleri 22:1-29)


Elçilerin İşleri 22:17-21
“Ben Yeruşalim’e döndükten sonra, tapınakta dua ettiğim bir sırada, kendimden geçerek Rab’bi gördüm. Bana, ‘Çabuk ol’ dedi, ‘Yeruşalim’den hemen ayrıl. Çünkü benimle ilgili tanıklığını kabul etmeyecekler.’ ‘Ya Rab’ dedim, ‘Benim havradan havraya giderek sana inananları tutuklayıp dövdüğümü biliyorlar. Üstelik sana tanıklık eden İstefanos’un kanı döküldüğü zaman, ben de oradaydım. Onu öldürenlerin kaftanlarına bekçilik ederek yapılanları onayladım.’ Rab bana, ‘Git’ dedi, ‘Seni uzaktaki uluslara göndereceğim.’”

Müjde’nin lütfunu ya da vaftiz simgesini Pavlus yaratmadı. İsa kendi muhteşem kişiliği için tanıklıkta bulunması ve Tanrı’ya giden yolun sadece O’nda olduğuna tanıklık etmesi için Pavlus’u seçti. Pavlus, Mesih’in ona göründüğü yer olan tapınağın avlusunda, büyük ve sessiz kalabalığın huzurunda tanıklığını verdi. Uluslar tarafından reddedilmiş ve çarmıha gerilmiş olan İsa, Pavlus’un tanıklığı aracılığıyla kutsal Tanrı’nın konutundaki kalabalığın ortasında göründü. Pavlus’un sözleri her Yahudi’nin yüreğine bıçak gibi saplanmıştı. İlk önce İsa’nın tapınakta konut kurmuş olan Kutsal Olan’la sonsuzluk boyunca tek beden olmuş gerçek Tanrı olduğunu açıkladı. İkinci olarak, Pavlus’un tanıklığı, Yahudiler’in İsa Mesih’in katilleri olduklarını açıkça göstermiştir. Tanrı’nın Oğlu’nu öldürdükleri ve O’nun görkeminin farkına varamadıkları için tüm Yahudiler yok olmaya mahkûmdurlar. Pavlus hariç tapınakta olanların hiçbiri İsa’yı göremediler.

Şimdi yine Rabbi, Şam’da olduğu gibi, onunla kişisel olarak değil ama tapınakta karşılaşıyor. Mesih’in dirilişinin bu ikinci açıklanışı da doğrudur. Pavlus’un İsa’nın kişisel görkemi hakkındaki tanıklığı dinleyicilerinin gözleri önünde gerçekleşmiştir. Yasa konusunda onlarla hiç tartışmaya girmedi, fakat diri olan İsa’nın kişiliğine tanıklık etti.

İsa, kendi ruhsal zevki için kendini hizmetkârına göstermedi, tüm dünyada Tanrı’nın kilisesini oluşturmak için gösterdi. İsa ona, “Acele et! Oturma! Yeruşalim’i ve kutsalların topluluğunu terk et. Seni Yahudi olmayan uluslara göndereceğim” diyerek emrini bildirdi. Ama Pavlus inatçıydı ve uzaklara gitmek istemedi. İsa’nın ona göründüğü, Tanrı’nın konut kurduğu yere yakın olmayı tercih etti. Yahudiler’e İsa’nın diri olduğunun tanıklığını vermek konusunda oldukça ısrarlıydı ve onların da tanıklığına inanmalarını umuyordu. Nihayetinde, İstefanos’un taşlanmasının onurlu bir tanığıydı ve Hristiyanlar’ın katili olarak biliniyordu.

Pavlus’un bedeni ve iradesi eyleme geçmekte yavaştı. Yahudi olmayanlar için vaaz etmeyi gözünde canlandıramıyor ve de putperestleri Tanrı’nın antlaşmasına çekmeyi istemiyordu. Fakat diri olan Rabbi, ona, Yahudi olmayanlara gitmesi için açık bir şekilde emir verdi. Sadece Yahudiler’e değil tüm insanlığa Yeni Antlaşma mesajını iletmesi, onu rahat ve huzur bölgesinden çıkarttı. Rab İsa’nın kendisi Eski Antlaşma’nın sınırlarını genişletti ve tüm insanlığın Tanrı’ya yönelmesi için kapıları açtı. Yahudi olmayanların çağı başlıyordu ve lütuf tüm Tanrı’yı arayanların üzerine sağanak gibi yağmaya başlamıştı.

Elçilerin İşleri 22:22-29
Pavlus’u buraya kadar dinleyenler, bu söz üzerine, “Böylesini yeryüzünden temizlemeli, yaşaması uygun değil!” diye seslerini yükselttiler. Onlar böyle bağırır, üstlüklerini sallayıp havaya toz savururken komutan, Pavlus’un kalenin içine götürülmesini buyurdu. Halkın neden Pavlus’un aleyhine böyle bağırdığını öğrenmek için onun kamçılanarak sorguya çekilmesini istedi. Kendisini sırımlarla bağlayıp kollarını geriyorlardı ki, Pavlus orada duran yüzbaşıya, “Mahkemesi yapılmamış bir Roma vatandaşını kamçılamanız yasaya uygun mudur?” dedi. Yüzbaşı bunu duyunca gidip komutana haber verdi. “Ne yapıyorsun?” dedi. “Bu adam Roma vatandaşıymış.” Komutan Pavlus’un yanına geldi, “Söyle bakayım, sen Romalı mısın?” diye sordu. Pavlus da, “Evet” dedi. Komutan, “Ben bu vatandaşlığı yüklü bir para ödeyerek elde ettim” diye karşılık verdi. Pavlus, “Ben ise doğuştan Roma vatandaşıyım” dedi. Onu sorguya çekecek olanlar hemen yanından çekilip gittiler. Kendisini bağlatan komutan da, onun Roma vatandaşı olduğunu anlayınca korktu.

Yahudiler, En Yüce Olan’ın İbrahim ve onun soyunu seçmesine dayanarak Tanrı’nın Musa’yla yaptığı antlaşmadaki vaatlerine yapışıp kalmışlardı. Tanrı’nın birden, temiz olmayan Yahudi olmayanları da O’nun kendi topluluğuna kabul etmiş olması, onlar için imkânsız gibi geliyordu. Yasa, sünnet, Şabat ve tapınağın kendileriyle birlikte Tanrı’nın varlığının güvencesinde olduğunu düşünüyorlardı. Bu nedenle öfkeyle parladılar. Yahudi olmayanların da, yasaya uymak için herhangi bir çaba sarf etmeden bu lütfu sadece iman yoluyla alabileceklerini ve tüm bu değerli hazinenin yararsız oluğunu düşünmeyi reddettiler. Bu inanılmaz iddia Yahudiler’in anlayışlarının çok ötesindeydi. Bunun sonucu olarak da patladılar ve Pavlus’u da gerçekleri saptıran, hain, küfürbaz ve Tanrı’nın bir düşmanı olarak gördüler. Onun bir an önce yok edilmesini istediler. Kalabalığın artan kızgınlığı, üstlerini parçalamak ve toz toprağı havalara atıp savurmak şeklinde, şeytani bir kargaşaya dönüştü. Yine de Pavlus kargaşa içindeki kalabalığın ortasında durmaya devam etti. Yahudiler Mesih’in tövbeyle ilgili son çağrısının farkına bile varamadılar. Pavlus’u insanlara İsa Mesih göndermişti. Pavlus kendi isteğiyle gelmemişti. Yine de Yahudiler’in inatçılığı, Tanrı’nın Ruhu’nu çekmesine karşı tamamen katılaşmıştı.

Luka yazmış olduğu kayıtlarında, kitabını kabul etmiş olan Teofilos’a, Romalı subayın Pavlus’un Romalı olduğunu öğrenir öğrenmez, ona çok yakın davrandığından bahseder. Aslında onlar işkence yaparak onun itiraf etmesini umuyorlardı. Komutan, İbranice konuştuğu için Pavlus’un konuşmalarını anlamamıştı. Ancak Pavlus’un isteğinin bir sonucu olarak, Yahudiler’in vahşi ve kontrol dışı tepkilerini görmüştü.

Pavlus ölüme hazırlanmasına rağmen, hâlâ Mesih için bir tanık olarak kalmaya çalıştı. Bir Roma vatandaşı olarak özgürlüğünü korumak için haklarını kullanmaya hazırlanıyordu. Kendisine işkence yapılmasını emreden komutana, bir Roma vatandaşını kırbaçlatırsa başına gelebilecek tehlikelerden bahsetti. Gerekli işlemleri yapmadan bir Roma vatandaşını kırbaçlatmanın cezası ölümdü. 1000 askerin komutanlığını yapan subay, özgür bir Roma vatandaşını zincire vurdurmuş olduğu için korku içinde hemen Pavlus’a yöneldi.

Elçinin savunmasından, ailesinin Antony Sezar’ın Kleopatra’yla evliliğinin ertesinde, birlikte Tarsus’u ziyaret ettiklerinde, büyük ihtimalle, Roma vatandaşı olduklarını öğreniyoruz. O günlerde, şehrin tüm vatandaşlarına Roma vatandaşlığını armağan etmişti. Bu imtiyazı olmasaydı, tıpkı İsa’ya yaptıkları gibi bilenmiş kırbaçlar Pavlus’un sırtını delecek ve işkenceciler sırtını yaracaklardı.

Dua: Rab İsa Mesih, değersiz olduğumuz halde, tüm insanlar arasından yasaya bağlı kalmadan sadece lütufla, senin seçilmiş halkın olmamız için bizleri seçtin. Sana bunun için şükrederiz. Yetersiz minnettarlığımız için bizleri bağışla ve senin huzurunda sevgide kutsal olabilmemizi sağla. Tüm insanlığa kurtuluşunu anlatabilmemiz için bizlere yardım et. Bizlere sessiz kalmamamız ve konuşabilmemiz için de yardım et. Amin.

Soru 109: İsa’nın kendisini Yahudi olmayanlara da gönderdiğini öğrendiklerinde, Yahudiler neden öfkeden kudurdular?

www.Waters-of-Life.net

Page last modified on September 28, 2012, at 11:28 AM | powered by PmWiki (pmwiki-2.2.109)