Waters of Life

Biblical Studies in Multiple Languages

Search in "Turkish":
Home -- Turkish -- Acts - 099 (From Troas to Miletus)
This page in: -- Arabic -- Armenian -- Azeri -- Bulgarian -- Cebuano -- Chinese -- English -- French -- Indonesian -- Portuguese -- Russian -- Serbian -- Tamil -- TURKISH -- Urdu? -- Uzbek -- Yiddish

Previous Lesson -- Next Lesson

Elçilerin İşleri - MESİH'in Zafer Alayı!
Studies in the Acts of the Apostles
Bölüm 2 - Diğer Uluslara Verilen Vaazların Raporları Ve Antakya'dan Roma'ya Kadar Kurulan Kiliseler - Kutsal Ruh Tarafından Görevlendirilen Elçi Pavlus'un Hizmeti (Elçilerin İşleri 13 - 28)
D - ÜÇÜNCÜ MÜJDELEME YOLCULUĞU (Elçilerin İşleri 18:23 - 21:14)

8. Troas’tan Milet’e (Elçilerin İşleri 20:13-16)


Elçilerin İşleri 20:13-16
Biz önden giderek gemiye bindik ve Assos’a hareket ettik. Pavlus’u oradan alacaktık. Kendisi karadan gitmek istediği için bunu böyle düzenlemişti. Bizi Assos’ta karşılayınca onu gemiye alıp Midilli’ye geçtik. Oradan denize açılıp ertesi gün Sakız Adası’nın karşısına geldik. Üçüncü gün Sisam’a uğradık ve bir gün sonra Milet’e vardık. Pavlus, Asya İli’nde vakit kaybetmemek için Efes’e uğramamaya karar vermişti. Pentikost Günü Yeruşalim’de olabilmek umuduyla acele ediyordu.

Pavlus ve birçok kilisenin temsilcileri o muhteşem gece uyumadılar. Sabahleyin de Yeruşalim’e doğru yelken açtılar. Fakat Pavlus, yarımadanın çevresini deniz yoluyla geçen yol arkadaşlarından ayrıldı ve Asos limanına kadar yaklaşık 25 km yürüdü. Pavlus kendini geri çekmek ve biraz yalnız kalmak istemişti. Böylece Rab’bin genç adamı dirilttiği o muhteşem gecede yaptıkları için Tanrı’yla tek başına konuşmayı, dua etmeyi, O’na övgüler sunmayı ve O’nu yüceltmeyi istemiş ve bu süre içerisinde de yalnız kalmayı tercih etmişti. Pavlus tüm yüceliği O’na vermek istedi. Kardeşlerinden ayrıldı. Arkadaşlarının, Tanrı’ya olağanüstü bir şekilde övgüler sunmasını görmelerini istemiyordu. Bunun yerine onların birlikte, Troas’ta dirilen genç adamı ve Rab’bin yaptıklarını düşünmelerini istedi. Ölen genç adamın bu dirilişi, etkin olan Tanrı’nın gücünün bir kanıtıydı. O olay, Müjde’nin saflığının ve doluluğunun vaaz edildiği her yerde, birçoklarının günahlarından kurtuluşunun da sembolüydü. Pavlus uzun mesafeleri yürüyerek geçti. Bizlerin sahip olduğundan daha fazla zamanı vardı. Biz şehirlerarasında hızlı bir şekilde yolculuk ediyor ve dua ettiğimizden de fazla konuşuyoruz. Elçi ise kendi yalnızlığında dua etti ve Mesih’in topluluğuna ve sonsuzluğa katıldı.

Haritada Türkiye’ye baktınız mı hiç? Türkiye ve Yunanistan arasında bulunan Sakız, Midilli ve Samos gibi büyük adaları haritada arayın. Orada Mesih’in zafer geçişinin izlerini temsil eden çizgiler göreceksiniz.

Ruhsal ve dünyasal zorlukların ortasındaki yolcular, bu sefer Rab’bin askeri olarak yola çıkmadılar, ama hasatın bereketiyle dolup taşmış bir araç ya da kargoyla yüklü bir gemi gibi çıktılar. Pavlus her bir kiliseden katılan çok kalabalık bir grupla geldi. Elindeki bağışlar Mesih’in kurban oluşunu temsil ediyordu. Eğitilmiş kiliseler, kurban disiplinini uyguluyorlardı. Bu Mesih’in çarmıhtaki ölümünden yirmi beş yıl sonra oluyordu. Rablerine sundukları kurbanlar, sadece ihtiyaçları olanlar için altın ve gümüş paralar değildi. Kendilerini de diri kurbanlar olarak sunuyorlardı. Çevrelerini sarmış olan tehlike ve sorunlara rağmen, zamanlarını ve güçlerini kurban olarak sunuyorlardı. Hayatınızı Mesih için tam bir adanmışlıkla kurban olarak sundunuz mu? Yoksa hâlâ bencil ve cimri misiniz?

Pavlus Yeruşalim’e Pentikost günü varmak istiyordu. Bu eski Yahudi bayramı, hasatın sonunu takip eden günde, Yahudiler’in Tanrı’ya şükranlarını sunmak için yaptıkları bir şükran günüydü. Aynı zamanda bu bayram Hristiyan kilisesinin başlangıcıydı. Pavlus, daha sonraları müjdenin tüm dünyaya vaaz edildiği bir başlangıç noktasına dönüşecek olan büyük bir hasatla gelmişti. Hiç kimse Pavlus’un getirdiği kadar çok şey getirmemişti. Kutsal Ruh’un dua eden öğrencilerin üzerine dökülmesinden sadece bir asır sonra, bereketli bir Ruh’la dolmuş olarak, Yeruşalim ile Roma arasındaki tüm merkez ve başkentlerde kiliseler kurulmuştu. Bu ilk kilise tarihindeki en büyük mucizedir. Bu başkentler, tıpkı vücudumuzun uzuvlarına can veren kanı pompalayan kalp gibiydi. Böylelikle, Müjde tüm bölgelere girmiş oldu. Tüm bunlar bir kılıç darbesi vurmadan, merkezi bir organizasyon olmadan, finans kaynakları ve uluslararası yardımlar olmadan yapıldı. Müjde, henüz, Grekçe yazılmamış olmasına rağmen, İsa’nın Kurtarıcı olan ismi tüm insanların üzerinde parlamaya başladı. Üstelik kurtuluş müjdesi, elçilerin mektuplarının sözlü tanıklıklarına dayanıyordu. Daha sonra ise İsa’nın hayatını ve O’nun yaptığı işleri öğrenmek isteyen yeni kiliseleri güçlendirmek için, Müjde kitapları yazıldı. Kilise tarihinin başlangıcına işaret eden ilk kitaplar müjde kitapları değil, kurtarışın gücünün bir kanıtı olarak elçilerin mektuplarıydı.

Bugün bile Mesih’in elçileri aracılığıyla, elçilerin mektupları kiliseler için; güçlü vaazlar, uyarılar, azarlamalar ve tesellilerle dolu olduğu için, biz de Kutsal Ruh’tan gelen bu güçle yaşıyoruz. Sizler de ilk kiliselerdeki bu kutsal hayatı tanımak ister misiniz? Elçilerin yazmış oldukları mektupları okuyun. Onlarda, günümüze kadar çalışmasına devam eden, yeni inanlılar oluşturan ve Mesih’e itaat etmeleri için onları yönlendiren Kutsal Ruh’un, akan nehirlerinin bir parçası olduğunuzu göreceksiniz.

Dua: Rab İsa Mesih, günah ve suçları nedeniyle ölmüş olanları ölümden dirilttiğin için sana şükrederiz. Lütfunun bir belirtisi olarak onların sözleriyle bizlere yetki verdin. Bedenlerimizi ve yaşamlarımızı, kabul edilebilir ve sonsuz bir şekilde, sadece sözlerle ve duygularla değil, ama gerçekte birer kurban olarak sunmamız için bizlere yardım et. Doğrulukta yürürken, zamanımızı ve paramızı kullanırken, yorgunluğumuzu ve çaresizliğimizi senin önüne getiriyoruz. Amin.

Soru 99: Pavlus Troas’tan Efes’e neden yalnız gitti?

www.Waters-of-Life.net

Page last modified on September 28, 2012, at 11:23 AM | powered by PmWiki (pmwiki-2.2.109)