Waters of Life

Biblical Studies in Multiple Languages

Search in "Turkish":
Home -- Turkish -- Acts - 098 (The Night Sermon)
This page in: -- Arabic -- Armenian -- Azeri -- Bulgarian -- Cebuano -- Chinese -- English -- French -- Indonesian -- Portuguese -- Russian -- Serbian -- Tamil -- TURKISH -- Urdu? -- Uzbek -- Yiddish

Previous Lesson -- Next Lesson

Elçilerin İşleri - MESİH'in Zafer Alayı!
Studies in the Acts of the Apostles
Bölüm 2 - Diğer Uluslara Verilen Vaazların Raporları Ve Antakya'dan Roma'ya Kadar Kurulan Kiliseler - Kutsal Ruh Tarafından Görevlendirilen Elçi Pavlus'un Hizmeti (Elçilerin İşleri 13 - 28)
D - ÜÇÜNCÜ MÜJDELEME YOLCULUĞU (Elçilerin İşleri 18:23 - 21:14)

7. Gece Vaazı ve Troas’ta Rabbin Sofrası (Elçilerin İşleri 20:6-12)


Elçilerin İşleri 20:6-12
Biz de Mayasız Ekmek Bayramı’ndan sonra Filipi’den denize açılıp beş günde Troas’a gelerek onlarla buluştuk. Orada yedi gün kaldık. Haftanın ilk günü ekmek bölmek için bir araya toplandığımızda Pavlus imanlılara bir konuşma yaptı. Ertesi gün oradan ayrılacağı için konuşmasını gece yarısına dek sürdürdü. Toplanmış olduğumuz üst kattaki odada birçok kandil yanıyordu. Eftihos adlı bir delikanlı pencerede oturuyordu. Pavlus konuşmasını uzattıkça Eftihos’u uyku bastı. Uykuya dalınca da ikinci kattan aşağı düştü ve yerden ölüsü kaldırıldı. Aşağı inen Pavlus delikanlının üzerine kapanıp onu kucakladı. “Telaşlanmayın, yaşıyor!” dedi. Sonra yukarı çıkıp ekmek böldü ve yemek yedi. Gün doğuncaya dek onlarla uzun uzun konuştu, sonra oradan ayrıldı. Çocuğu diri olarak evine götüren imanlılar bu olaydan büyük cesaret aldılar.

Homeros’un şiirlerinin ve birçok Grek mitolojisinin beşiği olan Troas şehri, Pavlus ve arkadaşları için Avrupa’nın müjdesel öğretileri almasının başlangıç noktası olmuştu. Efes’te elçiye karşı oluşan huzursuzlukları takiben, Pavlus Troas’a geldi ve Mesih’in adıyla orada da diri bir kilisenin tohumlarını ekti (2Ko.2:12). Yeruşalim’e doğru dönüş yolundayken son kez olarak, bu şehri de ziyaret etti. Luka, aslında Asya’dan Avrupa’ya geçişte sadece iki günlük bir yol mesafesi olmasına rağmen, Filipi’nin liman şehri olan Kavala’dan Troas’a yolculuk için beş gün ve beş geceye ihtiyaçları olduğunu yazdı. Bu da gösteriyor ki, Pavlus’un yolculuğunun son döneminden beri her şey çok hızlı gelişmiş ve daha sert, zor ve sorunlarla dolu bir hal almıştı. Hâlâ her şeye sabır, umut ve büyüyen bir güçle göğüs geriyorlardı.

Troas’taki bu toplantı, Yahudi olmayan inanlıların tapınma için Yahudiler’in Şabat’ı yerine haftanın ilk gününü kullandıklarını gözlemlediğimiz ilk toplantıdır. O gün, Rab’bin ikinci gelişine kadar olan dönemde, Rab’lerinin ölümünü anmak için Rab’bin son yemeğini kutlamak amacıyla birlikte ekmek böldüler. Mesih’in ölümden dirilişi, gizemli bir şekilde Rab’bin Sofrası’ndaki varlığı ve Kutsal Ruh’un gücü ilk Hristiyanlar için imanlarının kaynağı olmuştur. Düşünceleri, dualarını duyan, onları aklayan ve kutsayan, Tanrı’nın huzurunda onlar için aracılık eden ve onları mükemmelleştiren Rab’lerine odaklanmıştı.

Pavlus çok uzun bir vaaz verdi. Yirmi dakika sonra dinleyicilerinden hiçbiri yorgunluk belirtisi göstermedi. Bir saat geçtikten sonra hiçbiri, “Bu yeterli! Artık eve gidelim!” demedi. Kutsal Ruh’un ateşi elçinin yüreğinden onları aydınlatarak, coşkuyla doldurarak ve güçlendirerek onların yüreklerine geçti. Üst odada yanan birçok lamba, Müjde’yle aydınlanmış birçok zihni temsil eder. Bu lambalardan, karanlıkta parlayan büyük bir ışık demeti yayılır.

Yanan birçok lamba nedeniyle odada duman oluşmuştu. Bu da dinleyenlerin rehavete kapılmasına ve uyuklamasına neden olmuştu. Eftihos adında genç bir adam, temiz hava almak için pencerenin kenarında oturuyordu. Muhtemelen gün boyunca çok çalışmış ve yorulmuştu. Pavlus’un vaazını dinlemeyi çok istiyordu, fakat göz kapakları yavaş yavaş kapanıyor, kafası düşüyor ve uyukluyordu. Sonra yana doğru eğildi ve ikinci kattan aşağıya düştü.

Bu bize İsa’nın, “Uyanık durup dua edin ki, ayartılmayasınız. Ruh isteklidir, ama beden güçsüzdür” sözlerini hatırlatıyor. Vaaz süresince ve Kutsal Kitap okurken dikkatli ve uyanık durmanın zor bir şey olduğunu kabul ediyoruz. Kiliseye devam edenlerden çoğu, uzun vaazlar nedeniyle uyuklamaya meyillidir. Müjdenin bütünlüğüne rağmen insan, ruhsal ölüme, günaha, kibre ve yüzeyselliğe düşebilir.

Troas kilisesinin üyeleri genç adamın pencereden aşağıya düşmesinden dolayı şok içindeydiler. Pavlus da hemen merdivenlerden aşağıya koştu. Genç adamın kalbi atmıyordu, ölmüştü. Ölümden dirilmiş Olan hakkında vaaz edilirken kötü olan, onların önüne dinleyenlerden birinin ölümünü getirerek, vaazla alay etmek istemişti. Pavlus Şeytan’ın başarısında hoşlanmamıştı ve Kutsal Ruh, peygamber ve Tanrı adamı olan İlyas’ın dul kadının ölmüş oğlunun üzerine üç kere gerilerek dua ve iman gücüyle onu nasıl hayata döndürdüğünü (1Kr.17:17-24) hatırlattı. Böylece Pavlus da korku dolu kalabalığın önünde bir kere ve İsa’nın adıyla, tıpkı İlyas’ın yaptığı gibi üç kere değil, ölmüş olan genç adamın üzerine kapandı. Onu kucakladı ve ölü genç adam nefes almaya başladı. Ruhu ona geri gelmişti ve o tekrardan canlandı. Mesih, Petrus’u Yafa’da kullandığı gibi, bu sefer de ölü adamı diriltmek için Pavlus’u kullandı. Elçilerin bu liderleri aracılığıyla Mesih, öğrencilerine vermiş olduğu emri hatırlattı (Mat.10:7): “Gittiğiniz her yerde Göklerin Egemenliği’nin yaklaştığını duyurun. Hastaları iyileştirin, ölüleri diriltin, cüzamlıları temiz kılın, cinleri kovun. Karşılıksız aldınız, karşılıksız verin.”

Eftihos’un Troas’ta dirilmesi, oraya gelen kalabalık bahçeye ulaştığında gerçekleşti. Pavlus onlara doğru geldi ve, “Telaşlanmayın! Yukarıdaki odaya dönün. Vaazımıza devam edelim. Genç adam yaşıyor!” dedi. Elçi bu mucize nedeniyle gururlanmadı ve doktor olan elçi Luka bununla ilgili olarak çok az betimlemede bulundu. Toplantıyı takiben genç adamın akrabaları onu Pavlus’a eşlik etmesi için gönderdiler. Böylece hayatta olduğu için Pavlus’a teşekkür edebilecekti. Fakat Pavlus kendisine yapılan tüm övgüleri İsa’ya yöneltti. Pavlus sadece kendi Öğretmeni’ni, ölümden dirilebilen, günahları bağışlayan ve kötü olanları kovan Öğretmeni’ni yüceltti.

Mesih’in zaferi, gün doğuncaya kadar devam eden Pavlus’un vaazının ana konusuydu. O sadece konuşmadı, aynı zamanda kendisini dinleyen toplulukla birlikte kutsal ekmeği de böldü. Onlarla birlikte kurtuluş kâsesini paylaştı. Böylece Mesih’in bedeninin üyeleri olarak, O’nun hayatının gücüne eşlik ederek O’nun değerli kanıyla kutsandılar ve tek bir beden olabildiler. Mesih’in, inananların yüreklerinde taht kurması ve O’nu izleyenlerin de O’nun ruhsal bedeniyle bir olması, yüzyıllardır Hristiyan kilisesinin bir gizemidir.

Kardeşim, uykulu ve yorgun musun? Mesih’in sözlerinden daha fazla duymayı ve Müjde’nin kurtarışıyla yeniden dirilmeyi istiyor musun?

Kurtarıcı, köleleri günahın ve ölümün esaretinden kurtardı. Böylece O’nun zafer geçişinde O’na eşlik edebilecekler.

Dua: Rab İsa Mesih, ölmüş olanları onurlu elçilerini kullanarak hayata döndürdüğün için sana tapınırız. Seni çok özlüyoruz. Senin güçlü sözlerinle bizleri de diriltmeni ve gelişini bekliyoruz. Kendi ruhsal bedeninde bizleri bir bütün yaptın. Kutsal Ruh’un yüreğimizin merkezinde yaşıyor. Sana tüm yüreğimizle şükrediyor ve tüm dünyadaki kiliseleri bereketlemeni rica ediyoruz.

Soru 98: Rab’bin, genç adamı Pavlus aracılığıyla diriltmesinin anlamı ve önemi nedir? Rab’bin Sofrası neden Troas’ta haftanın ilk günü kutlanmıştır?

www.Waters-of-Life.net

Page last modified on September 28, 2012, at 11:22 AM | powered by PmWiki (pmwiki-2.2.109)