Waters of Life

Biblical Studies in Multiple Languages

Search in "Turkish":
Home -- Turkish -- Acts - 065 (Preaching in Antioch)
This page in: -- Arabic -- Armenian -- Azeri -- Bulgarian -- Cebuano -- Chinese -- English -- French -- Indonesian -- Portuguese -- Russian -- Serbian -- Tamil -- TURKISH -- Urdu? -- Uzbek -- Yiddish

Previous Lesson -- Next Lesson

Elçilerin İşleri - MESİH'in Zafer Alayı!
Studies in the Acts of the Apostles
Bölüm 2 - Diğer Uluslara Verilen Vaazların Raporları Ve Antakya'dan Roma'ya Kadar Kurulan Kiliseler - Kutsal Ruh Tarafından Görevlendirilen Elçi Pavlus'un Hizmeti (Elçilerin İşleri 13 - 28)
A - İlk Müjdeleme Yolculuğu (Elçilerin İşleri 13:1 - 14:28)

3. Önderler Pisidya Antakyasında Vaaz Veriyorlar (Elçilerin İşleri 13:13-52)


Elçilerin İşleri 13:13-25
Pavlus’la beraberindekiler Baf’tan denize açılıp Pamfilya bölgesinin Perge Kenti’ne gittiler. Yuhanna ise onları bırakıp Yeruşalim’e döndü. Onlar Perge’den yollarına devam ederek Pisidya sınırındaki Antakya’ya geçtiler. Şabat Günü havraya girip oturdular. Kutsal Yasa ve peygamberlerin yazıları okunduktan sonra, havranın yöneticileri onlara, “Kardeşler, halka verecek bir öğüdünüz varsa buyurun, konuşun” diye haber yolladılar. Pavlus ayağa kalktı, eliyle bir işaret yaparak, “Ey İsrailliler ve Tanrı’dan korkan yabancılar, dinleyin” dedi. “Bu halkın, yani İsrail’in Tanrısı, bizim atalarımızı seçti ve Mısır’da gurbette yaşadıkları süre içinde onları büyük bir ulus yaptı. Sonra güçlü eliyle onları oradan çıkardı, çölde yaklaşık kırk yıl onlara katlandı. Kenan ülkesinde yenilgiye uğrattığı yedi ulusun topraklarını İsrail halkına miras olarak verdi. Bütün bunlar aşağı yukarı dört yüz elli yıl sürdü. Sonra Tanrı, Peygamber Samuel’in zamanına kadar onlar için hakimler yetiştirdi. Halk bir kral isteyince, Tanrı onlar için Benyamin oymağından Kiş oğlu Saul’u yetiştirdi. Saul kırk yıl krallık yaptı. Tanrı, onu tahttan indirdikten sonra onlara kral olarak Davut’u başa geçirdi. Onunla ilgili şu tanıklıkta bulundu: ‘İşay oğlu Davut’u gönlüme uygun bir adam olarak gördüm, o her istediğimi yapar.’ Tanrı, verdiği sözü tutarak bu adamın so-yundan İsrail’e bir Kurtarıcı, İsa’yı gönderdi. İsa’nın gelişinden önce Yahya, bütün İsrail halkını, tövbe edip vaftiz olmaya çağırdı. Yahya görevini tamamlarken şöyle diyordu: ‘Beni kim sanıyorsunuz? Ben Mesih değilim. Ama O benden sonra geliyor. Ben O’nun ayağındaki çarığın bağını çözmeye bile layık değilim.’”

Kıbrıs’ta Mesih’in zaferinin parlamasının ardından, Kutsal Ruh onların Barnaba’nın memleketinde daha fazla kalmalarını istemedi. Böylece demir alıp Anadolu’nun dağlık kıyılarına geldiler. Muhtemelen Barnaba ve Yuhanna Kıbrıs’ın sıcak sahillerinde kalmak istediler ve oradaki oluşabilecek kiliselere göz kulak olmak istediler. Ama Pavlus Anadolu’ya gitmesi gerektiğini biliyordu. Barnaba da kadim dostu ve partneri Pavlus’tan ayrılmak istemediği için memleketini terk edip Kutsal Ruh’un yönlendirdiği yere doğru yol aldılar.

Böylece Pavlus ve arkadaşları kendilerini Rab’bin yönlendirişine bıraktılar. Önce Perge’ye geldiler, fakat burada çok fazla kalmadan yaklaşık 160 km ötedeki Pisidya Antakyası’na gitmeye karar verdiler. Yaklaşık 8 günlük bu sıkıntılı yolculukta birçok dağ geçmek zorunda kaldılar. Fakat genç Yuhanna bu yolculuktan pek de memnun kalmamıştı. Böylece iki elçiyi terk edip geri dönme kararı aldı. Buna rağmen Barnaba akrabası Yuhanna ile dönmek yerine bir kez daha Pavlus’la kalma kararı verdi. Üzgün bir şekilde yeğenini yolcu ettikten sonra Rab’bin hizmetine geri döndü.

Böylece Pavlus ve Barnaba, önemli bir ticaret merkezi olan ve denizden yüksekliği yaklaşık 1000 metreyi bulan bu Anadolu şehrine geldiler. Kente girer girmez şehir merkezinde vaaz vermek yerine bir sinagoga gitmeyi tercih ettiler. Pavlus burada İsa Mesih hakkında vaaz vermek istedi. Dünyada parlayan bu tanrısal ışığın güçlenmesini ve insanların bu yüceliği görebilmesini amaçlıyordu. Pavlus’un bu bölümdeki konuşması diğer tüm konuşmalarına bir örnek teşkil ediyor. Amacı Eski Antlaşma inancına sarılan bu Yahudiler’in İsa Mesih hakkındaki gerçeği öğrenmeleriydi. Eğer bu vaazı dikkatli bir şekilde incelersen, Barnaba ve Pavlus’un aslında ne kadar ciddi bir şekilde Eski Antlaşma’daki imanın temelini açıkladıklarını görürüz.

Bu sinagogda diğer uluslardan olan kişilerin de tapındıklarını görüyoruz. Bu insanlar Eski Antlaşma inancını benimsemiş ve ahlaki hayata önem veren kişilerdi. Pavlus, bu inanlılarla, aynı Yahudiler’e olduğu gibi, gerçekten saygılı bir şekilde konuştu. Pavlus gittiği her yerde böyle insanlar aracılığıyla güçlü kiliseler kurdu. Böyle kişiler gerçekten Tanrı’yı seven ve O’ndan korkan inanlılardı.

Eğer dikkatlice okursak, 17-25. ayetler arasında on dört fiilin Tanrı’nın işlerini anlattığını göreceğiz. Böylece Eski Antlaşma tarihinin uydurma hikayelere ya da ilahiyatsal araştırmalara değil de, aslında Tanrı’nın yaptığı işlere bağlı olduğunu göreceğiz. Tanrı’nın her şeye egemen, her şeyi bilen ve her şeyin sahibi olduğunun farkına varmazsak, işte o zaman ne Eski Antlaşma’yı ne de Yeni Antlaşma’yı anlayabiliriz. İnsanların yazgısı davranışlarıyla, olaylarla ya da şans eseri değişmez. Bu sadece Tanrı’nın lütfu ile olur. İnsanları şeçmesindeki amaç, aslında çok iyi ya da başarılı olmaları de-ğildir, sadece kendi lütfundan kaynaklanır. Kendi arzusuna uymayan hiç kimseyi kabul etmez. Tanrı’nın işlerini açıklayan tüm fiilleri öğrenin. İşte o zaman harika bir bilgelik elde edeceksiniz.

Tanrı birçok iman atasını seçerek tarihteki kurtuluş tasarısına başladı. Kendi tasarısına göre Mesih gelecekti. İşte bu şekilde Rab Eski Antlaşma’nın halkını kölelikten kurtardı. Bu süreç içerisinde onların isyanlarına dayanan Tanrı, liderlik yapsınlar diye önce hâkimler sonra da halkın isteği üzerine krallar atadı. Önce Saul kral oldu. Saul krallığının ilk yıllarında çok başarılı bir grafik çizdi, hatta Pavlus’un diğer adı olan Saul bu kraldan gelir. Genç bir adam olarak Saul adıyla gurur duyan Pavlus, daha sonra Hristiyan olunca bu isimden utanmaya başladı. Böylece Saul yerine Pavlus adını kullanmaya başladı.

Kral Davut zamanında durum değişti. Davut günahlarından tövbe edip Rab’be yöneldi. Böylece birçok Mezmur yazdı ve yaklaşık 3000 yıldır insanlar coşkuyla dua eder oldu. Mesih, Davut’un kendisiyle ilgili birçok peygamberlikte bulunduğunu söyledi. Fakat Yahudiler bu vaatlerin daha gerçekleşmediğini söylerler. Hâlâ şunu merak ederler: “Davut’un soyundan gelecek olan Oğul nerede, O gerçek ve sonsuz Tanrı olacak?” Tüm Yahudiler gelecek Mesih vaadini iyi biliyorlardı. Bu Mesih tüm halkını esenliğe kavuşturacaktı. Pavlus kısaca, herkesin beklediği Tanrı Oğlu ve Kral olan kişinin gelmesinden ve O’nun Nasıralı İsa olduğundan bahsetti. O’nun tüm sezarlardan yüce biri olduğunu ve sonsuz, kutsal ve övgüye layık olduğunu dile getirdi.

Bu giriş konuşmasından sonra Pavlus, Vaftizci Yahya hakkında konuştu. Vaftizci Yahya, Anadolu’da ismi duyulmuş biriydi, hatta birçokları onu Mesih zannediyordu. Pavlus, Vaftizci Yahya’nın da, kendisinin İsa ile kıyaslanmaması gerektiğini söylediğini açıkladı. O sadece İsa’ya layık olmaya çalışan bir hizmetkârdı. Vaftizci Yahya, Mesih’in gelmesini büyük bir heyecanla bekledi ve kendi öğrencilerini gelen Mesih’e yönlendirdi.

Dua: Yüce ve her şeye egemen Rab, kendi düşüncelerimize odaklanmamıza izin verme. Bu tanrısal tarhiteki zincirin bir parçası olmamızı sağla. Senin Müjde’ni yayalım, senin işlerine tanıklık edelim. Bizlerin geleceğini yönlendiren diğer liderler değildir ya Rab, sadece sensin. Bizlere senin adında tövbe etmeyi öğret. Egemenliğin bizlere ve dünyanın her yerine gelsin, parlasın. Amin.

Soru 65: Tanrı’nın insanla tarih boyunca çalışmasındaki amacı nedir?

www.Waters-of-Life.net

Page last modified on September 28, 2012, at 11:00 AM | powered by PmWiki (pmwiki-2.2.109)