Waters of Life

Biblical Studies in Multiple Languages

Search in "Turkish":
Home -- Turkish -- Acts - 047 (Saul Baptized at the Hand of Ananias)
This page in: -- Arabic -- Armenian -- Azeri -- Bulgarian -- Cebuano -- Chinese -- English -- French -- Indonesian -- Portuguese -- Russian -- Serbian -- Tamil -- TURKISH -- Urdu? -- Uzbek -- Yiddish

Previous Lesson -- Next Lesson

Elçilerin İşleri - MESİH'in Zafer Alayı!
Studies in the Acts of the Apostles
Bölüm 1 - Yeruşalim, Yahudiye, Samiriye Ve Suriye’de Bulunan İSA MESİH'in Kiliselerinin Temelleri - KUTSAL RUH’un Yönetimindeki ve Elçi Petrus’un Liderliğindeki (Elçilerin İşleri 1 - 12)
B - Kurtuluş Mesajinin Samİrİye ve Surİye'ye Yayilmasi ve Yahudİ Olmayanlarin Hrİstİyan Oluşu (Elçilerin İşleri 8 - 12)

5. Saul, Hananya Tarafından Vaftiz Ediliyor (Elçilerin İşleri 9:6-19a)


Elçilerin İşleri 9:6-19a
Haydi kalk ve kente gir, ne yapman gerektiği sana bildirilecek. Saul’la birlikte yolculuk eden adamların dilleri tutuldu, oldukları yerde kalakaldılar. Sesi duydularsa da, kimseyi göremediler. Saul yerden kalktı, ama gözlerini açtığında hiçbir şey göremiyordu. Sonra kendisini elinden tutup Şam’a götürdüler. Üç gün boyunca gözleri görmeyen Saul hiçbir şey yiyip içmedi. Şam’da Hananya adında bir İsa öğrencisi vardı. Bir görümde Rab ona, “Hananya!” diye seslendi. “Buradayım, ya Rab” dedi Hananya. Rab ona, “Kalk” dedi, “Doğru Sokak denilen sokağa git ve Yahuda’nın evinde Saul adında Tarsuslu birini sor. Şu anda orada dua ediyor. Görümünde yanına Hananya adlı birinin geldiğini ve gözlerini açmak için ellerini kendisinin üzerine koyduğunu görmüştür.” Hananya şöyle karşılık verdi: “Ya Rab, birçoklarının bu adam hakkında neler anlattıklarını duydum. Yeruşalim’de senin kutsallarına nice kötülük yapmış! Burada da senin adını anan herkesi tutuklamak için başkâhinlerden yetki almıştır.” Rab ona, “Git!” dedi. “Bu adam, benim adımı öteki uluslara, krallara ve İsrailoğulları’na duyurmak üzere seçilmiş bir aracımdır. Benim adım uğruna ne kadar sıkıntı çekmesi gerekeceğini ona göstereceğim.” Bunun üzerine Hananya gitti, eve girdi ve ellerini Saul’un üzerine koydu. “Saul kardeş” dedi, “Sen buraya gelirken yolda sana görünen Rab, yani İsa, gözlerin açılsın ve Kutsal Ruh’la dolasın diye beni yolladı.” O anda Saul’un gözlerinden balık pulunu andıran şeyler düştü. Saul yeniden görmeye başladı. Kalkıp vaftiz oldu. Sonra yemek yiyip kuvvet buldu.

Saul sadece korkmamıştı, neredeyse ölmek üzereydi. Hayatındaki tüm önemli şeyler; imanı, doğruluğu, saygınlığı, tutucu dindarlığı bir kez ve tam olarak, ölümden dirilmiş olan aracılığıyla yıkılmıştı. Saul günahlı olduğunu anlamıştı. Şöyle düşünüyordu: “Ben Tanrı’nın düşmanıyım ve Şeytan’ın tarafındayım. Eğitimin ve tanrısallığımın bana hiçbir yararı yokmuş. Ben isyankâr, nankör ve kötü yürekliyim.” Gerçekten kendisini doğru sanan kişinin düşmesi kadar kötü bir düşüş olamaz. Oysaki bizler doğamız gereği Tanrı’nın düşmanlarıyız.

Bunlara rağmen İsa, kilisesine işkenceler yapan bu adama bir şans daha verdi. Saul mırıldanarak, “Rab, ne yapmamı istiyorsun?” dedi. Bu noktadan sonra özgür biri gibi hareket etmedi. Dünyasal özgürlüğünü bir kenara bırakıp İsa’nın kölesi olmaya karar verdi. Rab’bini bulmuştu ve artık O’na kayıtsız şartsız hizmet etmeye hazırdı. Rab’bi onu ruhsal körlüğünden kurtarmıştı. Saul, İsa’nın yaşayan Rab’bin kendisi olduğunu biliyordu. O, Baba ve Kutsal Ruh’la uyumlu tek Rab’di.

Rab hemen onun imanını denetleyerek, onu Şam’a gönderdi. Oysaki sadece dakikalar önce bu başkentin kapısına gururlu bir şekilde yaklaşıyordu. Elinde gerekli olan evraklarıyla Hristiyanlara zulmetmek için gerekli olan her şeye sahipti. Fakat şimdi Şam’ın kapısında afallamış bir şekilde bakınıyordu. Sonra bir arkadaşının evine uğradı. Muhtemelen arkadaşı da olan olayları duyunca şaşırmıştı.

Saul, kimseyle konuşmadı ve kendini dua ve oruca verdi. Kendini dünyadan soyutlayıp Rab’be döndü. Tek arzusu Rab’bi yüceltmek ve O’nun arzu ettiği gibi biri olmaktı. Dua edip bağış ve kurtuluşu arzuladı. Çarmıhtaki ölüm ve diriliş hakkında da duyduklarını tekrar tekrar düşünmüş olmalı. Artık kendisini Yeni Antlaşma’nın gerçeğiyle donatıyordu.

İsa, Saul’un tüm tövbe dualarını kabul etti. Ardından hemen Hananya adındaki inanlı kardeşi ona yönlendirdi. Bu önemli görevi harika bir haberciye ya da muhteşem bir meleğe vermedi. Bunun yerine tanınmamış bir kardeş yaptı bu işi, fakat bu kardeş Rab’bin gücü ile destekleniyordu. Aynı zaman içerisinde, Rab Saul’a da Hananya adında bir adamın gelip ellerini onun başına koyacağını söyledi. Böylece gelen adam için hazır bir şekilde bekleyecekti ve onun gerçekten Rab’den geldiğini bilecekti.

Hananya bu görevi yapmak için pek de can atmıyordu aslında. Saul’dan korkuyordu, onun yaptığı zulümlerden haberdardı. Hatta tüm inanlılar üst düzey yasa bilgisi olan bu genç adamın kötü yürekli, isyankâr ve işkence yanlısı biri olduğunu biliyorlardı. Hananya bu durumu hiç anlamamıştı elbette. Kutsal Ruh nasıl olurdu da tövbe etmemiş birinde olabilirdi, ayrıca bu adam inanlılara zulmediyordu. Fakat Tanrı, Hananya’nın yüreğindeki isteksizliği aldı ve ona sadece “git” dedi. Eğer Mesih sizleri bir hizmete çağırıyorsa, o zaman buna karşı gelmeyin ve yapın. İster bu söz “git” olsun, ister “yap”, ister “konuş”. Hemen söylediği sözü benimseyin ve uygulayın. Kral olan Rabbimiz’e itaat edip arzusu neyse uygulamalıyız. Çünkü herşeyi bilen yine O’dur.

İsa, Hananya’ya Saul hakkında hiçbir açıklama yapmadı. Bu alçakgönüllü adama sadece Saul’la ilgili amacını açıkladı. Saul’u görevlendirip onu bir elçi olarak gönderecekti. Tanrı onu, içi Kutsal Ruh’un gücüyle dolu olan bir lütuf gemisi olarak kullanmak için seçmişti.

Bu lütuf işinin ne demek olduğunu anladınız mı? Tanrı düşmanından kendine bir elçi yarattı, bu nefretten Mesih sevgisi çıkarttı. Kör bir bağnaz olarak yaşayan bu adamı kurtardı. Hatta onu kullanarak milyonlarca insanın gözlerinin açılmasını sağladı. Daha önce Şeytan’ın kölesi olan bu adamda artık Kutsal Ruh konut kurmuştu. Dünyasal tüm temellere güvenmekten vazgeçen bu adam Mesih’teki umuda gözlerini dikti. Saul iç varlığında İsa’nın ismini taşımaya başladı. Diliyle, yüreğiyle ve zihniyle tövbe etti ve düşünceleri Mesih’in adıyla doldu. Saul, bu isimle tüm yüreğini doldurdu.

Kardeşim, gerçek Hristiyan’ın kim olduğunu biliyor musun? Yüreğinde Mesih’in sözü olan ve karakterinde doğruluğu, gerçeği ve dürüstlüğü barındıran, yani Mesih gibi olan kişidir. Mesih gerçekten senin hayatında parlıyor mu?

Pavlus’un (Saul) kralların, prenslerin ve liderlerin önünde tanıklık etmesi ve aynı Rab İsa gibi cezalar çekmesi gerekiyordu. Rab onu Grek asıllı Yahudiler’e Tanrı’nın sözünü bildirmesi için seçmişti. Pavlus’un yüreğindeki sevgi, kendi ulusu ve diğer uluslar arasında ikiye ayrılmıştı. Pavlus İsa sevgisini herkese göstermek istiyordu. Pavlus’un mektuplarını okuyan, bu sevgi dolu adamın İsa için ne kadar çok acı çektiğini görebilir. Bu duruma rağmen çektiği sıkıntılardan ötürü hiç övünmedi, çünkü ona verilen lütfu ne hak etmiş ne de kazanmıştı.

Hananya, Saul’un geleceği hakkında Rab’den duyduklarına çok şaşırdı, ama O’nun sözünü dinleyerek Saul’un yanına gitti. Muhtemelen yolda insanlara Saul’a olanlar hakkında sorular sormuştur. Rab İsa, Hananya’nın bu eski düşmanını bir kardeş yapmıştı. Mesih’teki lütuf insanları tamamıyla değiştirebilecek güçtedir. Düşmanları barıştırır ve onları bir anda Tanrı’nın sevgisiyle oluşan ailenin üyeleri yapar.

Dua eden Hananya, Rab İsa’nın onu sadece Saul’un gözlerini açsın diye göndermediğini biliyordu. Aynı zamanda törensel bir el koymayla Kutsal Ruh’un onu doldurması, yüreğindeki bağışlamanın etkinleşmesi, Tanrı’daki esenliği anlaması, hizmet için ayırılması ve alçakgönüllülükle güçlendirilmesi için etki olacaktı. Pavlus bu erdemli davranışları kendisi gerçekleştiremezdi. Bunun için kendisine Kutsal Ruh’la dolu bir kardeş gönderilmişti. Bu onun övünmemesi içinde önemli bir uygulamaydı.

Eğitimsiz Hananya, gelip dini konularda resmi bir uzman olan Saul’un başına elini koymuştu. Saul’un gözleri tekrar açılmış ve kendisi Kutsal Ruh’la dolmuştu. Doktor Luka’nın dışında hiç kimse bu konuyu ele alamazdı. O bu olayı anlatırken, pula benzer şeylerin gözünden düştüğünü söylüyor. Saul sonsuz yargıçın aynı zamanda Göksel Babası olduğunu anlamıştı. Aşağılanan ve çarmıha gerilen kişi aslında alçakgönüllü Tanrı Kuzusu’ydu. Tanrı’nın sevgisi ve diri Mesih artık onun için bir umuttu ve tekrar gelecekti. Saul böylece Mesih’teki kurtuluş öğretisinin farkına varmıştı. Yüreği bir lamba gibi karanlık bir tünelde parlamıştı.

Saul, Kutsal Ruh’taki vaftizinden sonra suyla da vaftiz oldu. Mesih’in sözlerine itaat etme arzusuyla doluydu. Tüm inanlıların önününde eski hayatını bırakıp yeni ve sonsuz yaşama adım attığını açıklıyordu. Saul geçmişini gömmüş ve yeni bir adam olarak doğmuştu.

Bu olayın ardından çok hoş bir şey okuyoruz: Az önce kurtulan adam ağzını açıp ilahiler söylemedi, Tanrı’yı yüceltmeye başlamadı ya da birden farklı dillerde konuşmaya başlamadı. Sadece biraz yemek istedi. 3 gün 3 gece orucun ardından acıkmış olmalıydı. Tanrı’yla barışınca, vücudu ve ruhu gençleşmişti sanki. Normal bir insan olmuştu. Pavlus dünyadan kopup başka bir dünyada yaşamaya başlamamıştı. Yine yiyiyor içiyor, ancak bu kez Tanrı’yı yüceltmek için yaşıyordu.

Dua: Ya Ra İsam, Hananya’yı Saul’a gönderip Kutsal Ruh’unun onda işlemesini sağladığın için teşekkür ederiz. Bizleri de aynı Saul gibi gerçek birer tövbekâr yap ve bu yürekle sana dönebilelim. Ruh’un bizleri doldursun ve böylece sevinçle seni izleyelim. Amin.

Soru 47: Saul’un Kutsal Ruh’la dolması ne anlama gelir?

www.Waters-of-Life.net

Page last modified on September 28, 2012, at 10:46 AM | powered by PmWiki (pmwiki-2.2.109)