Waters of Life

Biblical Studies in Multiple Languages

Search in "Turkish":
Home -- Turkish -- Acts - 030 (The Apostles before the High Council)
This page in: -- Arabic -- Armenian -- Azeri -- Bulgarian -- Cebuano -- Chinese -- English -- French -- Indonesian -- Portuguese -- Russian -- Serbian -- Tamil -- TURKISH -- Urdu? -- Uzbek -- Yiddish

Previous Lesson -- Next Lesson

Elçilerin İşleri - MESİH'in Zafer Alayı!
Studies in the Acts of the Apostles
Bölüm 1 - Yeruşalim, Yahudiye, Samiriye Ve Suriye’de Bulunan İSA MESİH'in Kiliselerinin Temelleri - KUTSAL RUH’un Yönetimindeki ve Elçi Petrus’un Liderliğindeki (Elçilerin İşleri 1 - 12)
A - Yeruşalim’deki İlk Kilise’nin Gelişimi Ve Büyümesi (Elçilerin İşleri 1 - 7)

17. Elçiler Yüksek Kurulun Önünde (Elçilerin İşleri 5:26-33)


Elçilerin İşleri 5:26-33
26 Bunun üzerine komutanla görevliler gidip elçileri getirdiler. Halkın kendilerini taşlamasından korktukları için zor kullanmadılar.27 Elçileri getirip Yüksek Kurul’un önüne çıkardılar. Başkâhin onları sorguya çekti: “Bu adı kullanarak öğretmeyin diye size kesin buyruk vermiştik” dedi.28 “Ama siz öğretinizi Yeruşalim Kenti’nin her tarafına yaydınız. İlle de bizi bu adamın kanını dökmekten sorumlu göstermek istiyorsunuz.”29 Petrus ve öbür elçiler şöyle karşılık verdiler: “İnsanlardan çok, Tanrı’nın sözünü dinlemek gerek.30 Atalarımızın Tanrısı, sizin çarmıha gererek öldürdüğünüz İsa’yı diriltti.31 İsrail’e, günahlarından tövbe etme ve bağışlanma fırsatını vermek için Tanrı O’nu Önder ve Kurtarıcı olarak kendi sağına yükseltti.32 Biz, Tanrı’nın kendi sözünü dinleyenlere verdiği Kutsal Ruh’la birlikte bu olayların tanıklarıyız.”33 Kurul üyeleri bu sözleri işitince çok öfkelendiler ve elçileri yok etmek istediler.

Tanrı, düşmanlarını da seviyor ve onlara aslında bizim tahmin ettiğimizden daha çok merhamet gösteriyor. Öyle ki, kurulun duyduğu sözler yine bir anda elçilerden gelen bir tövbe çağrısına dönüştü. Bu sözler, Yahudiler’in yöneticilerini inandıkları Rableri’ne geri çağırıyordu. Hatta sadece soruşturmayı yöneten kurula da yönelik değilidi bu çağrı, tüm kurula yönelikti.

Tapınağın yöneticisi, Mesih’in elçilerine büyük bir yumuşak huylulukla kurulun önüne çıkmalarını rica etti. Elçiler onunla beraber gittiler, fakat artık birer tutuklu olarak değil, özgür birer kişi olarak. Tapınağın yöneticisi onları tutuklamadı, çünkü halk bu insanları birer Tanrı elçisi olarak görmeye başlamıştı ve bunun için liderler olası bir kaosu engellemek istiyorlardı. Hatta bu yüzden taşlanabilirlerdi bile. Elçiler kendi arzularıyla tapınak görevlisinin ardından gittiler.

Tam yetmiş önder, başkâhinin önünde toplanmıştı. Başkâhin artık çok sabırsız ve huzursuzdu. Yüreği öfke, kin ve hasetle doluydu. Gelişen bu duruma özellikle öfkeliydi, çünkü elçiler hapishaneden olmadık bir şekilde kaçmışlar ve onu halkın önünde zor bir durumda bırakmışlardı. Bunun için onları sertçe azarladı ve getirildikleri zaman onlara, “Bu adı kullanarak öğretmeyin diye size kesin buyruk vermiştik” demişti. Onlara şöyle çıkıştılar: “Bizim kesin kararlarımıza karşın yine de saçma öğretilerinizi tüm şehire yaydınız. Sizin yaptığınız bizleri halkın önünde küçük düşürmekten başka bir şey değil! Bizleri adaletsiz birer önder olarak gösteriyorsunuz, sanki doğru olan sadece İsa, bizler ise sahtekâr gibiyiz. Oysa ki Nasıralı genç adam aldatıcıdır ve Tanrı’ya küfretmiştir. Bunun için öldü ve gömüldü, artık ulusumuz güvendedir. Fakat sizler bizimle dalga geçiyor ve kurallarımıza uymuyorsunuz. Yalan, batıl inanç ve aldatıcılıkla bize karşı geliyorsunuz.”

Bu suçlamanın ardından Petrus ve diğer elçiler Kutsal Ruh’un yönlendirmesiyle şöyle konuştular: “Bizler uydurma masalların peşinden gitmiyoruz. Kötü amaçlarımız da yok. Bizler Tanrı’nın vahyini aldık ve onun için tanıklıklarımızda Rab’be itaat ediyoruz. Bunun için sizlere itaat etmemiz mümkün değildir, çünkü Tanrı sizlerden büyük ve yücedir. O bizim Rabbimiz’dir. Ağzımızı kapatıp gerçeği konuşmazsak, yazıklar olsun bizlere. Bizler Tanrı’nın vahyini iletmek için canlarımızı bile veririz.”

Belki de önderler onlara şöyle sormuş olabilirler: “İnandığınız vahyin içeriği nedir? Rab’den ne duydunuz?” Muhtemelen elçilerden biri şöyle yanıtlardı: “Bizler İsa Mesih’in dirilişinden başka bir vahye inanmıyoruz. O bizlere bir ruh olarak görünmedi. Tanrı O’nu olduğu bedenle diriltti. Bu nedenle o her zaman Tanrı’yla beraberdi ve sonsuza kadar O’nunla olacaktır.”

O zaman yargıçlardan biri haykırarak, “Sanki bizler Tanrı’ya düşmanmışız gibi konuşuyorsunuz” dedi. Petrus onu net ve kendine güvenir bir şekilde yanıtladı: “Unutmayın ki O’nu sizler mahkûm ettiniz, doğru olan tek kişiyi cezalandırdınız. Sizler Pilatus’u O’nu çarmıha germesi için zorladınız. Evet, Mesih’i öldüren sizlerdiniz ve bunun için Tanrı’nın düşmanlarısınız. İsa kutsaldır, fakat buna rağmen çarmıhta kirli olan bizler için canını vermiştir.”

Önderlerin tüm diş gıcırtılarına rağmen bir elçi söz alarak şunları ekledi: “Tanrı bunlara rağmen, O’nu sadece ölümden diriltmekle kalmadı, kendi sağına alarak yüceltti. O’nu kilisenin başı ve dünyanın tek kurtarıcısı yaptı. O sizlerin beklediği Mesih’tir. Daha önceden ‘İnsanoğlu’nun Tanrı’nın sağında oturduğunu göreceksiniz ve göklerden bulutlarla dönecektir’ diye bildirdiği gibi, şimdi Tanrı’nın sağında oturmaktadır.”

Bunu duyan kurul üyelerinden bazıları gerçekten çok sinirlenmişti. Neredeyse saldıracak kadar öfkeliydiler. Fakat kendilerini kontrol ettiler. Belki de sinirden titriyorlardı, ancak elçilerin savunmasını da dinliyorlardı. Aralarından biri şöyle sordu: “Peki ne yapmamızı istiyorsunuz, sizin Rabbiniz’e mi tapınalım?” Bir elçi şöyle yanıtladı: “İsa sizleri reddetmez, fakat tövbe etmenizi bekliyor. Tüm İsrail halkının dönmesini bekliyor, çünkü kendisi sevgidir. Sizlerin günahlarını bağışlamak için bekliyor. O’na gelin, O’nun merhameti sizin nefretinizden daha güçlüdür. Eğer gerçekten tövbe ederseniz Tanrı sizleri bağışlayacaktır.”

Aralarından bazıları şaşkın şaşkın öğrencilere, “Sizler nasıl önderlerimizi kınamaya cüret edersiniz, hatta onlara bağışlanma dilemeyi teklif edersiniz?” diye sormuş olabilirler. “Siz kimsiniz, kim olduğunuzu düşünüyorsunuz? Siz Tanrı mısınız?” demiş olabilirler.

Kutsal Ruh öğrencilerin öfkeye ya da gurura kapılmamaları için onların yüreklerinde çalışıyordu. Elçiler şöyle yanıtladılar: “Bizler gerçek olan İsa’nın tanıklarıyız. O öldü dirildi ve göğe alındı. Şimdi bizlerin yüreklerinde O’nun Ruh’u çalışmaktadır. Bizler göğe çıkan Mesih’in izleyicileriyiz. Kutsal Ruh yüreklerimizde bilgimizin gerçek olduğunu doğrulamaktadır ve bizler de bunun için Tanrı’yla uyum içerisinde yaşamaktayız.”

Önderlerden bir tanesi gülerek, “Sizin gibi eğitimsiz insanların Kutsal Ruh denilince ne anladığınızı merak ediyorum?” dedi. Elçi hemen cevapladı: “Tanrı, kendi Ruhu’nu O’nun sözüne itaat edene verir. Mesih’in vahyinde yazılanları kabul edene verilir bu Ruh. O’na inanmayan mahvolacak, çünkü Tanrı’nın Kutsal Ruhu’nu reddetmiştir. Tüm günahlar bağışlanır, ama Kutsal Ruh’a karşı edilen küfür bağışlanmaz.”

Elçilerin verdiği her yanıt tanrısal bir gerçek olarak sanki bir ok gibi orada bulunan yetmiş önderin yüreğini delip geçti. Saygıdeğer kurul üyelerinin saygınlıkları insanların önünde küçük düşürülmüştü ve aşşağılandıkları için öfkelenmişlerdi.

Elbetteki onları bir çırpıda öldürmek istiyorlardı. Bu insanlar Tanrı’ya küfreden serseri ruhlu kişilerdi. Kendilerini beğenmiş palavracılar topluluğuydu. Ortam giderek gerginleşiyordu. Cehennem sanki kilisenin liderlerine saldırmak üzereydi. Onları taşlamaya hazırlardı.

Dua: Ya Rab İsa Mesih, sen yaşayan Rabsin. Sana tapınır ve seni överiz, çünkü sen elçilerini güçlendirdin ve teşvik ettin. Bu zor zamanlarda bile seni inkâr etmediler. Oysa ki ne zor sınanma anıydı onlar için. Fakat onlar dayandılar ve sadık bir şekilde bu kötü insanlara karşı dimdik karşı durdular. Bunun için sana övgülerimizi sunarız Rab. Bizleri de güçlendir ki, bizler de zor zamanlarda dimdik ayakta durabilelim. Amin.

Soru 30: Elçilerin savunmasında en çok hangi kısım ilginizi çekti ve hoşunuza gitti?

www.Waters-of-Life.net

Page last modified on September 28, 2012, at 10:25 AM | powered by PmWiki (pmwiki-2.2.109)