Waters of Life

Biblical Studies in Multiple Languages

Search in "Turkish":

Home -- Turkish -- Colossians -- 031 (Paul´s Struggle for the Churches)

Arabic -- Chinese -- English -- French?-- German -- Russian? -- TURKISH

Previous Lesson -- Next Lesson

KOLOSELİLER - MESİH İçinizde!
Elçi Pavlusun Koloselilere Yazdığı Mektup

Bölüm 2 - Mesih’in gizemini anlamak bizi sahte öğretilerden korur (Koloseliler 2:1-23)

9. Mesih’le olan kaynaşmamız (Koloseliler 2:4-7)


Koloseliler 2:4-7
4 Kimse sizi kulağı okşayan sözlerle aldatmasın diye söylüyorum bunu. 5 Çünkü her ne kadar bedence aranızda değilsem de, ruhça sizinle birlikteyim. Düzenliliğinizi, Mesih'e imanınızın sağlamlığını görüp seviniyorum. 6 Bu nedenle Rab Mesih İsa'yı nasıl kabul ettinizse, O'nda öylece yaşayın. 7 Şükranla dolup taşarak O'nda köklenin ve gelişin, size öğretildiği gibi imanda güçlenin.

Pavlus, göklerdeki ve yerdeki tüm bilgelikleri ve bilgilerinin İsa’da saklı olduğuna ait inanç tanıtmasını, Efes’in arka bölgelerindeki yeni imanlıların aldatıcı sözlere kanmamaları için kaleme almıştı. Elçi, sahtekârların imanı sağlam olmayanları tatlı sözlerle kandırabileceklerini, sözde bilgelikle ve fantastik bilgilerle ayartabileceklerini çok iyi biliyordu. Elçi bu nedenle şöyle yazdı; “ Her şeyi, sınayın, iyi olana sarılın.” (Selanikliler 5:21 vb) Kandırıcı sözlerde ve güçlü mucizelere kanmayın, çünkü Mesih karşıtlarının sözde peygamberi güçlü belirtiler gösterir, gökten yere ateş bile indirebilir, kendisine verilen yetkiyi kullanarak yeryüzünde yaşayanları kandırır. (Vahiy 13:13-15)

Esenlik veren yüceliği ve merhametli bilgeliği İsa Mesih’in içinde olduğunu algılayan bir kişi, her türlü felsefeden ve parti programlarından uzak duracaktır.

Pavlus ayartılanlara kendilerini asla unutmayacağını ve terk etmeyeceğini bildirdi. Onları hep düşünecek, dualarından eksik etmeyecekti. Böylece ikileme düştüklerinde Elçi hep yanlarında olacak, kritik sorularını yanıtlayabilecekti. Elçi ayrıca her iki kilisenin de, kutsallar arcılığıyla toplantılarında ve ayinlerinde ruhsal bir düzen içinde bulunduklarını, kurtarıcıları Rab Mesih için tam bir dayanışma içinde beraberce savaştıklarını ve iman ettiklerin, kendilerini ayartmaya çalışmak isteyenlerin karşısında dimdik durduklarını öğrenmişti ve bundan büyük bir sevinç duyuyordu.

Sonra, Kolose ve Laodikya’daki inananların başlangıçta hangi durumda olduklarını anımsadı. Onlar diri Rab’bin iletileri üzerine tartışmaya gerek görmemiş, bunu kendi vicdanlarının arınması olarak algılayarak, imanlarını sağlamlaştıracak bir güç olarak kabul edip, mutlu insanlar topluluğu olarak hep birlikte uygulamışlardı. Tanrı’yı Babaları, İsa’yı O’nun Oğlu ve Kutsal Ruh’u kendilerini tesellicisi ve yöneticisi olarak kabul etmişlerdi. Büyük olasılıkla, İsa’yı kurtarıcıları olarak görmüşlerdi, çünkü İsa onları çok daha önce kurtarmıştı. İman etmeye başladıklarında gerçekleşen kurtarılmayı hazırlayan, içlerinde gerçeğe dönüşmesini sağlayan kendileri değil, Tanrı’nın sevgisiydi. İnançlarının sırrı kendi uğraşları veya niteliklerinde değil, Tanrı’nın Lütfunde saklıydı. Onlar karanlık bir vadide yolunu kaybetmiş gezginler gibiydi, uzakta parlayan ışığı görmüş, ona doğru yürüyerek giderek artan kutsallığı bulmuş, sonunda Lütfun ışığına kavuşmuşlardı. Bu yolla kendilerini çağıran ve kabul eden Rab’bi ve O’nun ışığını kurtarıcıları olarak tanımış, çok fazla düşünmeden O’nun Lütfunu almaya hak kazanmışlardı.

Elçi felsefe sevenlerin ve yasa fanatiklerinin kafasını karıştırdıkları kimselerden inanmaya başladıkları anda yaşadıkları gibi yaşamalarını istedi. Sevgili Tanrı’nın karşılıksız Lütfu İsa’nın kefaret ölümü aracılığıyla, bir yaşam düsturu ve inançlarının ana kaynağı olarak kalmalıydı, böylece Mesih içinde O’nun Lütfuyle günahlarından arınmış şekilde Tanrı’nın önüne çıkabilirlerdi. Yaşamlarına yön verecek olan pusula, ne kendiişleri, ne felsefi bilgelik, ne de Musa’nın 613 Yasası değil, parlak ışığının içindeki yüceliğiyle, onları koruma altına almış diri Rab olmalıydı. O’nun içinde bir bedenin hareketli üyeleri gibiydiler. O baştı, kendileri ise O’nun ruhsal bedeni. Bunun dışında boş konuşmalar, inandırıcı görünen mantıklı kanıtlar onlar için artık uzak, geçici ve değersizdi. Daha fazlasını öğrenmiş ve tanımışlardı.

Elçi duyguların zamanla soğuduğunu ve azaldığını biliyordu. Bu nedenle kiliselere İsa’yı daha iyi anlayabilmeleri için O’nu daha iyi öğrenmeleri gerektiğini, O’na daha sıkı sarılmalarını söyledi. O’nun büyüklüğü, sevgisi ve gücüyle ikna olarak O’nunla yoğrulmaları gerekmekteydi. Köklerini kendisine güç sağlayacak olan suya doğru salan bir ağaca benzemeliydiler ki, meyve verebilsinler. Ancak bu ilke, Musa Yasalarına bağlılıkla değil, İsa Mesih aracılığıyla yerine getirilmeliydi. (Mezmur 1:3; Matta 5:17-20) Pavlus kilise üyelerine bilge bir mimar gibi olmalarını, evlerini deniz kıyısında inşa etmemelerini, İsa’yı sert bir kaya ya benzeterek, binalarını O’nun üzerinde kurmalarını öneriyordu. (Matta 7:24-27) İnançları denenmeli, sağlamlaştırılmalı ve yüreklerinde demir atmalıydı.

Elçi herkesin inancını kendi istediği biçimde, keyfine göre yorumlamamasına önem vermekteydi. Alçal gönüllülük içinde teşekkür ederek deneyimli ihtiyarların sözlerine değer verilmeliydi, çünkü onların inançları acılar ve ayartmalarla denenmişti. Tek başına yaşamayan, Tanrı’nın yazılı sözlerine benzeyen İncil’in kutsanmış öğretisiyle, vaazlarla ve yeterli ses kayıtlarıyla kendisini geliştiren ve duasında Rabbine danışan Mesih ardıllarına ne mutlu.

Mesih’in kayrasına, doluluğuna ve yüceliğine ruhsal açıdan kani olan Pavlus vaazını şu sözlerle noktalıyordu; “ fazlasıyla teşekkür edin” Tartışmak bazen yararlıdır, oysa teşekkür etmek Rab’bin tahtına giden yolu açar! “Kim şükran kurbanı sunarsa beni yüceltir, yolunu düzeltene kurtarışımı göstereceğim.” (Mezmur 50:23) İşte, bu noktada Hıristiyanlığın zayıflığı kendini belli etmekte. İsteklerimiz zengin, ancak teşekkür etmek konusunda cimri davranıyoruz. Ne yazık ki, böylece ruhen yıpranıyoruz. Ruhsal açıdan yarım körüz, yüceliği içindeki İsa’yı bulanık görüyoruz. Oysa O bize ruhsal yaşamı, adaleti, iman ve hizmet etmemiz için gereken cesareti bağışlayandır. O’nsuz hiçbir şeyi doğru olarak yapamayız. O zaman, sevgisi, sabrı, bizim adımıza ölmesi ve de Ruh’unun gücü, umudunun yüceliği için etmemiz gereken teşekkür nerede kaldı? Tövbe edene, düşünceleriyle kendisini yetiştirene ve göklerdeki Babamıza, Efendilerin Efendisi İsa aracılığıyla teşekkür edene ne mutlu.

Dua: Göklerdeki Babamız, Elçi Pavlus’un sadece İsa’da kök salmak, sofu tarikatların tuzağına düşmemek, bilakis kendimizi bir tek Oğlu’nun yolunda yapılandırmak, O’na teşekkür etmek, sözünü tutmak ve korumak konusunda vermiş olduğu öğütler için seni övüyor, sana dua ediyoruz. İnançları içinde tek başına yaşayan Hıristiyanları özellikle koru. Onlara Ruh’unun ve kendi gücünle derman ver. Âmin.

Soru 2: Pavlus kilisesini tarikatçıların etkisinden nasıl kurtardı?

www.Waters-of-Life.net

Page last modified on March 24, 2011, at 09:23 AM | powered by PmWiki (pmwiki-2.2.109)