Waters of Life

Biblical Studies in Multiple Languages

Search in "Turkish":

Home -- Turkish -- Ephesians - 007 (Salvation through Christ's blood)

This page in: -- Arabic -- English -- German -- Indonesian --TURKISH

Previous Lesson -- Next Lesson

EFESLİLER - Ruh'la Dolun
Mesihin İncilinde Pavlusun Efeslilere Mektubu

Bölüm 1 - Elçinin mektubunun başında Efes ve civarındaki kiliseler için ettiği dualar (Efesliler 1:3-23)
A - Elçinin mektubunun başında Efes ve civarındaki kiliseler için ettiği dua (Efesliler 1:3-14)

Mesih’in kanı aracılığıyla kurtulmamız (Efesliler 1:7-8)


Efesliler 1:7-8
7 Tam bir bilgelik ve anlayışla üzerimize yağdırdığı lütfunun zenginliği sayesinde 8 Mesih'in kanı aracılığıyla Mesih'te kurtuluşa, suçlarımızın bağışlanmasına kavuştuk.

İsa Mesih tarafından kurtarılmak ne anlama gelmektedir?

Pavlus Efes’teki kutsallara, kendisinin ve onların herkeste olmayan bir şeye sahip olduklarını yazdı. İsa Mesih’in çarmıhta tamamladığı kurtarma, haleflerinin büyük kısmında gerçeğe dönüştü. Onların böyle bir hakkı vardı, ancak bu hak şahıslarına özel değil, diri Mesih aracılığıyla kiliseye aitti. Rab kurtuluşa ilişkin gizemli sözü kendisine bağlıyordu: “ İnsanoğlu da kendisine hizmet edilsin diye gelmedi. Tam tersine, hizmet etmeye ve canının pek çok kişi yararına kurtarmalık olarak vermeye geldi.” (Matta 20:28)

İsa’nın peşinden gidenler diktatör, müdür veya önemli bir kapı değil, hizmetkâr olacaktır. Tüm insanlığın Rab’bi bayramlık giysileri içinde yağız atına binmiş olarak değil, öğrencilerini ayaklarını yıkayan alçak gönüllü bir hizmetkâr olarak yayan gelecektir. (Yuhanna 13:1-17)

Birçok kişiyi kurtaracak bu eylemin verilen mesajı, toplumsal bir devrim niteliğindedir. Rusya Devlet başkanı Breschnew söylediği şu sözlerle anılır: “Komünizm güzel bir sistemdir, ancak komünistler işbirliğine yanaşmıyorlar.” Evet, onlar hizmet etmek istemiyorlardı. İsa bu düzeni değiştirmedi, onun yerine kendisinin yolundan giden bencil insanlara yeni bir duygu aşıladı. Onları birer hizmetkâra ve uşağa dönüştürdü. Tanrımız yumuşak huylu ve alçak gönüllüdür. (Matta 11:29)

O’nun dünyayı kapsayan kurtarıcılığı bu eğilimin bir parçasıdır. İsa öğrencilerine kendisini bir diktatöre itaat eder gibi itaat etmemelerini bildirdi, kendisini kurban ederek onlara başkaları için kurban olmayı öğretti.

Kefaret sözcüğü İsa zamanında, bir köleye özgürlüğünü kazandırmak için ödenmesi gereken bedel anlamında kullanılmaktaydı. Bu nedenle Müjde'ye göre, kurtulmak, günahların köleliğinden azat olmak, şeytanın egemenliğinden ve ölümün boğucu baskısından kaçmak demektir. İsa yaşamını, kendisini seven ve dinleyen her kişi için özgürlüklerinin bedeli olarak verdi. Onlar böylece Tanrı’nın gazabından ve Rab’bin düşmanlarının egemenliğinden kurtuldular.

İsa bu kurtarma eylemi için ölmek mi zorundaydı? Eski Antlaşma Yasalarına göre, yasaya uymayan her günahkâr öldürülecektir. Ancak her insan günah işleyebileceğinden, bir süre sonra dünyada insan kalmazdı. Bu nedenle merhametli Rab insanların yerine hayvanları öldürülmesine izin verdi. Böylece her günahkâr tapınağa kendi yerine ölecek bir hayvan getirir, elini hayvanın başına koyarak günahlarını çıkarır ve onu kendi elleriyle kestikten sonra,(Levililer 1:4; 3:2-8; 4:13; 15:22,24,27,29,33 ; 8:14; 18:22; 16:21) görevli rahip akan kanı hayvanın boynuzlarına sürerdi. Böylece kutsal Rab’be karşı istemeyerek yapılmış her suçun kefareti ödenmek zorundaydı. Ancak kim ki, kasten günah işlerse, ortadan kaldırılacaktı.

Yeni Antlaşma’da üç kez kutsallara karşı işlenen suçlarda kan dökülmeden bağışlamanın gerçekleşemeyeceğini okuyoruz.(İbraniler 9:22) Ancak, Eski Antlaşma’da karşımıza çıkan bir bölümde, Mesih’in başkalarını kurtarma yetkisi olduğunu açıkça bildiren bir iletiyle karşılaşıyoruz.” İnsanlarca hor görüldü, yapayalnız bırakıldı. Acılar adamıydı, hastalığı yakından tanıdı. İnsanların yüz çevirdiği biri gibi hor görüldü. Ona değer vermedik. Aslında hastalıklarımızı o üstlendi, acılarımızı o yüklendi. Bizse Tanrı tarafından cezalandırıldığını, vurulup ezildiğini sandık. Oysa bizim isyanlarımız yüzünden onun bedeni deşildi. Bizim suçlarımız yüzünden o eziyet çekti. Esenliğimiz için gerekli olan ceza ona verildi. Bizler onun yaralarıyla şifa bulduk. Hepimiz koyun gibi yoldan sapmıştık, her birimizi yoluna döndü. Yine de Rab hepimizin cezasını ona yükledi. O baskı görüp, eziyet çekse de ağzını açmadı. Kesime götürülen kuzu gibi, kırkıcıların önünde sessizce duran koyun gibi açmadı ağzını. (Yeşaya 53:3-7)

Elçi Pavlus’un Rab İsa’ya niçin “Sevgili” (Efesliler 1:6) diye hitap ettiğini merak edenler, bu ayetleri ezberlesinler veya birçok defa okusunlar ki, İsa’ya olan büyük sevgilerini en sonunda keşfedip O’na dua etsinler, O’nu yürekten sevsinler. Mesih bizim adımıza acı çektiği ve öldüğü için, kurtarılmış milyonlarca kişi tarafından “Sevgili” olarak sayılır ve tanınır. (Vahiy 7:9-10)İsa’yı gerçekten de seviyor muyuz? Bu sevgi kendini nasıl belli eder?

İsa çarmıhta bütün insanlık için öldü ve tüm haydutların günahlarını bizim için ölerek ödedi. O, Yahudiler, Müslümanlar veya Hindular için bir kez daha ölmek zorunda değildir. Dünyanın kurtuluşu kurulmuş düzen içinde tamamlanmıştır. Peki, o halde niçin çok kişinin, ancak herkesin kurtarılmadığını okuyoruz? Suçlarından temizlenmesinin getirdiği yükümlülükleri kabullenip kabullenmemesi, elbette her insanın kendisini ilgilendiren bir konudur. İsa’ya inanmaya ve O’nu sevmeye asla zorlanamaz. Kendisini mahşerden kurtarılması istemediği gibi, Tanrı önünde vereceği sınavdan, iyi hazırlandığını düşünerek çekinmeyebilir. Günümüzde insanların büyük çoğunluğu İsa tarafından kurtarılmaya karşı çıkmakta, O’nu ciddiye almamaktadır. Böylece umarsızlaşır ve şeytana av olur. Dünyadaki Mesih karşıtlarını sayısı giderek artmaktadır. İnsanların üçte ikisi Hıristiyan kilisesine üye değildir. Dünya nüfusun fazlalaşmasıyla beraber, her türlü misyonerlik eylemlerine karşın, Mesih karşıtlarının sayısı da, sözde Hıristiyanlara göre çoğalmaktadır. İsa bizi uyarıyor: ”Çağrılanlar çok, ama seçilenler azdır.” (Matta 20:16; 22:14)

O’nun kanı aracılığıyla günahlarımız bağışlanır

Avrupa’da yaşayan insanlar, günahkârların doğruyu bulması adına kan dökülmesini kesinlikle onaylamamaktadır. Ancak onların unuttuğu şey, Rab’bin Müjdesinin ilk önce Sami Irkına iletildiğidir. Habil’in hayvan sunusu, Kabil’in torağın ürünlerinden oluşan sunusundan daha fazla saygınlık görmüş, bu nedenle de kardeşi Kabil tarafından öldürülmüştür. (Yaratılış 4:1-8) İbrahim bir düve, bir keçi ve bir koçtan oluşan sunusunu, hizmetkârıyla birlik kurmuş Rab’bin önünde kurban etmiş, gece olunca da yakmıştır. (Yaratılış 15:9; 11:17) Rab, Oğlu İshak’ı kurban etmek isteyen İbrahim’e, insan sunusunu yasaklamıştı. (Yaratılış 22:6-14) Musa halkının günahlarından arınabilmesi için, Rab’be çok sayıda hayvan kurban etmiştir. Fısıh Kuzusunun kapılar üzerine sürülecek kanı, halkını Tanrı’nın yargı meleğinden koruyacaktı. (Mısır’dan Çıkış 12:3; 7:21; 24:29) İsrail’in on iki oymağının birleşmesi şerefine Sina Dağında yapılan tek seferlik kurban törenleri (Levililer 16:5-10; 23:26-32) Eski Antlaşma’daki önemli olaylardır. Eski Antlaşma’ya göre kan dökülmeden bağışlama söz konusu olamaz, çünkü her türlü suç ancak bir hayvan sunusu ile bağışlanır. (Levililer 17:10-14) Bu nedenle Yahudiler ve konukları, kanlı gıda maddelerini yemezler. (Levililer 17:10)

Rab İsa, Eski Antlaşma’nın bu kurban geleneğini, kendisinin başkaları yerine çektiği acılar ve ölümünün, eski bir sembolü olarak değerlendirmiştir. Düşüncelerini son akşam yemeğinin açılış konuşmasında dile getirir. Ardından bir kase aldı, teşekkür sunduktan sonra onlara verdi. “Bundan için, çünkü bu birçoklarını kapsayan-günahların bağışlanması için akıtılan- antlaşma kanımdır.”(Matta 26:27-28)

Fısıh Bayramından bir gün önce tapılan kutlama sırasında, İsa tüm öğrencilerinin içmesini istediği şarabı, Yeni Antlaşma’nın yerine getirilmesi için dökülen kanı olarak niteliyordu. O’nun haleflerinin tümü bağışlanacaktır. Tanrı’nın her kıtayı ve tüm zamanları kapsayan affı, şüphesiz bütün insanlık için hazırlanmıştır. Ancak Tanrı’nın Kuzu’suna iman etmeyen ve O’nunla sonsuza dek birlikteliğe hayır diyenler, bu kusursuz barışmadan pay alamayacaklardı. Bu nedenle kusursuz barışma herkesin değil, birçoğunda gerçekleşecektir. Müjdenin yüreğini doldurduğu Katolik rahip Boos, bu gizemi çözerek şu sözleri söylemiştir: “ Aptallaşan dünya kurtarılmıştır, ancak bunu kabullenmemektedir.” Elçilerden Petrus, Yuhanna ve Pavlus’un mektuplarında ve de İbranilere yazılan mektupta bu dolu dolu bağışlamanın kanıtları yeterince verilmiştir. Biz, bazıları bu kitapta daha önce açıklanmış olan şu metinleri de bu listeye eklemek istiyoruz.

“Atalardan kalma boş yaşayışınızdan, gelip geçici gümüşle ya da altınla kurtulmadığınızı biliyorsunuz. Tersine, suçsuz ve lekesiz kuzuyu andıran Mesih’in değerli kanıyla kurtuldunuz. (I. Petrus 1:18-19)

O ışıkta olduğu gibi biz de zamanımızı ışıkta geçiriyorsak, karşılıklı ruhsal paydaşlığımız var demektir. Oğlu İsa’nın kanı bizleri her günahtan arıtır…

Çocuklarım bunları size günah işlemeyesiniz diye yazıyorum. Ama biri günah işlerse, Baba ile birlikte bir savunucumuz vardır. Doğru kişi İsa Mesih’tir bu. O, günahlarımızın, yalnız bizim değil, tüm dünyanın günahlarının bağışlatılmasını sağlayandır. (I. Yuhanna 1:7; 2:1-2)

İman edenlerin tümü, aralarında hiçbir ayrım olmadan İsa Mesih’e iman yoluyla Tanrı tarafından doğru sayılırlar. (Romalılar 3:22-24)

Suçsuz olarak sonsuz Ruh aracılığıyla kendini Tanrı’ya sunan Mesih’in kanı, diri Tanrı’ya hizmet sunabilmemiz için vicdanımızı ölü işlerden ne kadar daha derinden arıtabilir…. Çünkü tek sunuyla kutsal kılınanları sürekli yetkinliğe erdirdi. (İbraniler 9:14; 10:14)

Pavlus, Mesih, in çarmıh ölümünün verdiği dolu bağışlamayı birçok sıfatla betimledi. O’nun bağışlayıcılığının zenginliğinden söz etti. Tanrı ile antlaşması sonucu, İsa’nın haleflerine aktardığı, üç Kutsalla barış, Kutsal Ruh’un lütufları artık O’nun kilisesi için kullanılır duruma gelmiştir. Melekler yüksek sesle şu ezgiyi söylüyorlardı: “Boğazlanan Kuzu gücü, zenginliği, bilgeliği, güçlülüğü, onuru, yüceliği, övgüyü almaya layıktır.” (Vahiy 5:12) Filipi Kilisesi de şu şarkıyı söylüyordu: “ insan biçimine bürünerek kendini alçalttı. Ve itaat ederek ölüme dek, haç ölümüne dek yürüdü. Bu nedenle Tanrı O’nu pek çok yüceltti. Ve O’na her addan üstün olan adı bağışladı. Öyle ki, İsa adına gökteki, yerdeki ve yer altındaki her varlık diz çöksün. Ve her dil İsa Mesih Rab’dir diyerek Baba Tanrı’nın yüceliği için tanıklık etsin. (Filipililer 2:8-11)

Pavlus, Rab İsa’nın bağışlayıcılığının zenginliğini, kendisine, iş arkadaşlarına ve Efes’teki kutsallara yeterli miktarda aktarışına tanıklık etmektedir. O genç bir Tora hukukçusuyken, kentlerini meşhur eden hemşerileri Mesih İsa’nın, Tanrı olduğuna inanan ve buna tanıklık yapan Nasıralıları fanatikçe kovalamıştı. Pavlus onlara kurtarıcılarını inkâr edene kadar işkence yapmış, hatta İsa’ya çok bağlı olan bazılarının öldürülmesine bile yardım etmişti. (Elçilerim İşleri 8:3; 9:1-2; 26:9-11) Daha sonra İtiraf eder: “Daha sonra O’na sövmeme, saldırıda bulunmama, O’nu hor görmeme karşın bugün merhamet edilmiş biriyim. Çünkü her ne yaptımsa, imansızlıktan ve bilgisizlikten yaptım. Rabbimiz’in kayrası bana bol bol verildi. Mesih İsa’da iman ve sevgi sağlandı. Bu güvenilir sözdür ve her bakımdan kabul edilmeye layıktır. Mesih İsa dünyaya günahkârları kurtarmaya geldi. Bu günahkârların başı da benim. İşte bu nedenledir ki, Mesih İsa bana merhamet etti. Öyle ki, sonsuz yaşama kavuşmak için O’na daha sonra dua edecek olanlara, ilkin beni tüm sabrının örneği olarak göstersin.” (I.Timoteos 1:13-16)

Elçiye göre, Rab İsa lütfünü keyfi olarak ve bir şablona bağlı kalarak değil, bilgelik ve akıllılık çerçevesi içinde dağıtmıştır. O her günahkârı tövbeye, pişmanlığına, doğruluğuna, inancını değiştirmesine, çalışkanlığına ve de sadakatine göre tek tek değerlendirir. Mesih’in Patnos’da Yuhanna’ya dikte ettirdiği vahinin yedi mektubunu okuyanlar, Rab’bin Roma eyaleti Asya ve Efes’te kilise yöneticilerine nasıl adil davrandığını anlayacaklardır. Kurtarıcı Rab hizmetkârlarına katılıkla, sevgiyle, sabırla, acımayla, bilgelikle, yerel şartları da göz önünde tutarak hassas ruhi duygular içinde yaklaşır. Onların ruhsal durumlarını inceleyerek hepsine ayrı davranış biçimiyle yaklaşmış, buna uygun olarak her birinin zaaflarını ve günahlarını, Kutsal Ruh aracılığıyla yenmelerini sağlamıştır. İsa, Petrus’un şu cesur inanç iletisini, üzeride kendi kilisesini kuracağı kayaya benzetir: “Sen diri Tanrı’nın Oğlu Mesih’sin” Ancak sadece birkaç dakika sonra Rab’bin Yeruşalim’de çektiği acılardan, ölümünden ve dirilişinden bahsettiğinde, Petrus O’nu kenara çekerek O’nu bu acılı yoldan geri çevirmek istemiştir. Burada, Rabbi onu şeytan olarak nitelemiş, kötü ruhun onu terk etmesini buyurmuştur. (Matta 16:16-23)

İsa’nın ruhsal kaygıları, kendisini ruhsuz bir sevgi olarak belli etmezler, bunlar daha çok bir Baba’nın kaybolmuş çocuklarına gösterdiği merhamet olarak özetlenebilir. Mahşer sırasında Mesih Babası’nın sağında oturanlara, O’nun tarafından kutsanmış olanlara yargıçlık yapacak, kendilerine Baba’nın Hükümranlığında pay dağıtacaktır. Ancak sol tarafındaki lanetlileri şeytanın inine ve onun meleklerine yollayacaktır. (Matta 25:34-41) Mesih’in bağışlayıcılığının zenginliğini taksim ederken gösterdiği bilgelik ve akıllılık dünyevi ve mantıklı değil, ruhsal ve gökseldir. Bu nedenle bizler olaylara değişik bir açıdan bakmayı öğrenmeli, gerekirse Pavlus’un, Yuhanna’nın ve İsa’nın okullarına gitmeliyiz.

Dua: Göklerdeki Babamız, sana ve Oğlun İsa Mesih’e bize verdiği bağışlamayla ve kanı aracılığıyla doğruluğu bulmamızı sağladığı, bizim yerimize acı çektiği ve öldüğü için teşekkür ediyoruz. Biz kimiz ki, bize merhamet gösterdin? Yaşamımızın bizi kurtardığın için bir övgüye dönüşmesine yardım et, arkadaşlarımızın ve akrabalarımızın sana gelmesine izin ver. Âmin.

Sorular:

  1. İsa Mesih aracılığıyla kurtulmak ne demektir?
  2. Günahlarımızın bağışlanması niçin yalnız Mesih’in kanıyla gerçekleşebilir?
  3. Rab bağışlayıcılığının zenginliğini nasıl bölüştürür?

www.Waters-of-Life.net

Page last modified on February 03, 2018, at 05:03 PM | powered by PmWiki (pmwiki-2.2.109)