Waters of Life

Biblical Studies in Multiple Languages

Search in "Turkish":
Home -- Turkish -- Mark - 092 (Jesus Before the Religious Court)
This page in: -- Arabic -- English -- Indonesian -- TURKISH

Previous Lesson -- Next Lesson

MARKOS - İsa Kimdir?
Mesihin İncilinin Markos Göre Yorumu
BÖLÜM 8 - MESİH’İN ACILARI VE ÖLÜMÜ (Markos 14:1 - 15:47)

9. İSA DİNİ MAHKEME ÖNÜNDE (Markos 14:53-65)


Markos 14:53-65
53 İsa'yı görevli başkâhine götürdüler. Bütün başkâhinler, ileri gelenler ve din bilginleri de orada toplandı. 54 Petrus, İsa'yı başkâhinin avlusunun içine kadar uzaktan izledi. Avluda nöbetçilerle birlikte ateşin başında oturup ısınmaya başladı.
55 Başkâhinler ve Yüksek Kurul'un öteki üyeleri, İsa'yı ölüm cezasına çarptırmak için kendisine karşı tanık arıyor, ama bulamıyorlardı. 56 Birçok kişi O'na karşı yalan yere tanıklık ettiyse de, tanıklıkları birbirini tutmadı.
57 Bazıları kalkıp O'na karşı yalan yere şöyle tanıklık ettiler: 58 "Biz O'nun, 'Elle yapılmış bu tapınağı yıkacağım ve üç günde, elle yapılmamış başka bir tapınak kuracağım' dediğini işittik." 59 Ama bu noktada bile tanıklıkları birbirini tutmadı.
60 Sonra başkâhin topluluğun ortasında ayağa kalkarak İsa'ya, "Hiç yanıt vermeyecek misin? Nedir bunların sana karşı ettiği bu tanıklıklar?" diye sordu. 61 Ne var ki, İsa susmaya devam etti, hiç yanıt vermedi. Başkâhin O'na yeniden, "Yüce Olan'ın Oğlu Mesih sen misin?" diye sordu.
62 İsa, "Benim" dedi. "Ve sizler, İnsanoğlu'nun Kudretli Olan'ın sağında oturduğunu ve göğün bulutlarıyla geldiğini göreceksiniz."
63 Başkâhin giysilerini yırtarak, "Artık tanıklara ne ihtiyacımız var?" dedi. 64 "Küfürü işittiniz. Buna ne diyorsunuz?"
Hepsi İsa'nın ölüm cezasını hak ettiğine karar verdiler. 65 Bazıları O'nun üzerine tükürmeye, gözlerini bağlayarak O'nu yumruklamaya başladılar. "Haydi, peygamberliğini göster!" diyorlardı. Nöbetçiler de O'nu aralarına alıp tokatladılar.

Yahudi Yüksel Kurulu üyeleri İsa’yı yargılayıp en ağır cezaya çarptırmak için toplandılar. Çoğunluk, “halkı huzursuz eden" bu Nasıralı gencin öldürülmesi gerektiği görüşündeydi. Roma makamlarının müdahalesinden çekiniyorlardı.

Kinlerini gizlemek amacıyla rezilce planlarını hakka hukuka uydurmaya çabaladılar. İsa’nın şeriat ölçülerine göre günahkâr ve sapık biri olduğunu kanıtlayabilmek için yalancı tanıklar aradılar. Ancak satılmış tanıklar bir türlü işlerine yarayabilecek, mantıklı suçlamalar yöneltemediler. Üstelik ithamlar bir de birbiriyle çelişmeye başlayınca dava kendiliğinden düştü.

Mesih’in tapınak konusundaki sözüne ilişkin suçlamaları da köksüz saçmaydı. Suçlamanın aksine, “Tapınağı yakacağım” dememiş “tapınağı yıkın, onu üçüncü gün tekrar kurarım” (Yuhanna 12:19) demişti. Kaldı ki, O bununla “bedenin tapınağını" ve dirilişini kastediyordu.

Böylece Yahudiler O’nun sözlerini nasıl yorumlayalım derken birbirlerine düştüler. Konunun özünü kavrayamamışlardı: Aralarında duran İsa Mesih, tanrılığın kendisine yerleştiği Allah’ın diri tapınağıydı.

İsa Babasına güvenle insanların akla hayale gelmez yalanları karşısında susmakla yetindi. Babası O’nu insanların bu saçma suçlamalarından dolayı değil, günahlıları sevdiği için çarmıha götürüyordu. Kurul üyeleri hileleri açığa çıkaran İsa’nın bu suskunluğu karşısında afalladılar. İsa kimseden korkmadan, çevresini sarmış düşmanlarına aldırmadan canını sadık Babasının eline bıraktı.

Sorgulama bir yarar sağlamadan bitince, başkâhin Kayafa İsa’dan resmen Halk Kurulu önünde yemin ederek Allah huzurunda Allah’ın Oğlu Mesih olup olmadığını söylemesini talep etti. Kurnazca hazırladığı soruda ölümcül suçlamayı temellendirebilmek için her iki lâkabı da birlikte kullanmıştı. Gerçekten, Yahudiler bir Mesih bekliyorlardı, ama bu öyle zavallı, mahkeme karşısında eli kolu bağlı çıkarılabilecek bir Mesih olmayacaktı.

Kâhinler ve Kurul üyeleri her hangi bir kişinin Allah’ in Oğlu olduğuna dair iddiasını eşi benzeri olmayan tek Allah’a küfür sayarlardı.

Kendi halkının kurulu önünde dimdik duran İsa büyük bir açıklıkla Tevrat bilginlerine kim olduğunu, ne görevle dünyaya gelmiş bulunduğunu açıkladı. Tek bir cümleyle verdiği bu cevap Kutsal Kitab’ın en yüce anlamlı sözlerinden birisidir.

Mesih kendisini kurtarmak için yalana başvurmadı gerçek kimliğini saklamadı. “Ben’im"... Bu küçücük söz dilimi her iki Antlaşma’nın temelidir. Allah On Buyruğu bu sözle bildirmiş, çölde alev alev yanan çalılıkta Musa’ya gene bu sözcükle kendisini göstermişti. Zaman zaman Yuhanna İncil’inde İsa kendisinden “ben O’yum”diye söz eder. Mesih kendisini yalnızca “Allah’ın Oğlu”diye adlandırmadı. Şaşkına dönen yaşlıların karşısında eli kolu bağlı olmasına karşın bizzat Allah’ın kendisine yerleşmiş olduğunu söylemekten çekinmedi.

İsa, bu itirafının, ölümü anlamına geldiğini biliyordu. Ama O daha öteyi de gördü. Dirileceği, göğe yükselip Baba’ya ulaşacağını vaat uyarınca Allah’ın sağında oturacağını bildirdi: “Rab Rabbime, Ben düşmanlarını senin ayaklarına basamak kılıncaya dek sağımda otur dedi” (110.Mezmur)

Bununla İsa önündeki yetmiş ihtiyara, kendisini yargılayamayacaklarını, Allah’ın onları O’nun ayaklarına basamak kılacağını söylemek istiyordu. Bir başka vahiyle de (Daniel 7:13) kendisini yargılayanlara, ölüleri-dirileri yargılamak üzere göğün bulutları içinde gelecek olan İnsanoğlu ve gerçek öncesiz Yargıç olduğunu açıklıyordu.

Her İsrailli Mesih’in tek bir cümlede birleştirdiği bu iki ayetin anlamını biliyordu. İsa her iki ayeti de Halk Kurulu önünde Mesih olduğunu duyurmak için zikretti. Bu kısa ama özlü sözlerle Allah’ın Diri Oğlu, Gerçek Mesih, Öncesiz Yargıç ve Mesih olduğunu kanıtlandı. Orada hazır bulunanları hemen sevinç ve şükür çığlıklarıyla O’na secde edip tapınmaları gerekirdi.

Böylece İsa’nın ölüm kararını çıkarmaktan başka çare kalmıyordu. İsrail önderlerinin elinde. O’nu Allah’a küfretmekle itham edip ölüm cezasına çarptırdılar. Bu iğrenç günahla ilgilerinin olmadığı Allah katında malum olsun diye topluluğun gözü önünde O’nu dövdüler.

Allah’ın engin yürekli Kuzusu tek bir kelime söylemeksizin onca hakaret ve saldırıya göğüs gerdi. Allah’a başkaldıran bu insanlar Allah’ın Oğlunu tutukladılar. Ya senin tavrın nedir’? O’nu seviyor önünde tapınıyor musun, yoksa reddedip kendisini çarmıhlayanların safında mı olmak istiyorsun?

Dua: Diri Rab İsa, sen Rabb’im, Allah’ım, Yargıcım ve Kurtarıcımsın. Kardeşlerimle birlikte ruhumu, canımı ve bedenimi sana teslim ediyorum. Korkaklığımızı, günahlarımızı bağışla. Ürkmeden, çekinmeden senin tanrılığına tanıklık edebilmemiz için kutsa bizi. İstemini beklemesini öğret bize, çünkü Allah’ın sağında oturan sen, yakında yücelik içinde geleceksin. Amin.

Soru 9: İsa’nın Yahudi önünde verdiği cevabın anlamı nedir?

www.Waters-of-Life.net

Page last modified on January 30, 2013, at 10:44 AM | powered by PmWiki (pmwiki-2.2.109)