Waters of Life

Biblical Studies in Multiple Languages

Search in "Turkish":
Home -- Turkish -- Mark - 075 (Warning Against Deceivers)
This page in: -- Arabic -- English -- Indonesian -- TURKISH

Previous Lesson -- Next Lesson

MARKOS - İsa Kimdir?
Mesihin İncilinin Markos Göre Yorumu
BÖLÜM 7 - İSA’NIN ZEYTİN DAĞINDA KUDÜS’ÜN GELECEĞİ VE DÜNYANIN SONU HAKKINDA YAPTIĞI BİR KONUŞMA (Markos 13:1-37)

2. SAPTIRICILARDAN SAKINDIRIYOR (Markos 13:5-8)


Markos 13:5-8
5 İsa onlara anlatmaya başladı: "Sakın kimse sizi saptırmasın" dedi. 6 "Birçokları, 'Ben O'yum' diyerek benim adımla gelip birçok kişiyi saptıracaklar. 7 Savaş gürültüleri, savaş haberleri duyunca korkmayın. Bunların olması gerek,ama bu daha son demek değildir. 8 Ulus ulusa, devlet devlete savaş açacak; yer yer depremler, kıtlıklar olacak. Bunlar, doğum sancılarının başlangıcıdır.

İsa rahatları kaçan öğrencilerinin sorusuna doğrudan cevap vermedi. Can kaygısından O’nun duyurusuna “insanca” karşılık vermişlerdi. Oysa O Allah’ın yargısına uğramamaları için onları ruhsal uyanışa teşvik etmek istiyordu.

İmanlıları tehdit eden tehlikeler savaşlar, acılar ya da hastalıklar değil, dünyamızdaki değişik saptırıcı mezhepler karşısındaki zihni tavırlarıdır. Yargı, gerçek Allah’ın aradan çekilmesidir. Bu nedenle İsa öğrencilerini önce saptırıcılardan sakındırdı. Allah’tan uzaklaşmak yıkıcı ruhsal savaşımın başlangıç noktası olacaktı. Onlardan politik gelişmeleri takip etmelerini istemedi. Gerçek imanı bozacak sapık öğretişlere karşı onları bilinçlendirdi. Tanrı tanımayan düşünce ve felsefeler, yasaları hiçe sayan bozguncular, Allah’tan uzak bir hayat getirirler.

İyilik düşmanı, dindarları doğru yoldan çelmek için çoğu kez ağzından bal damlayan, hitabet yeteneği güçlü dahileri kullanır. Onlar kimi kez garip düşüncelerini kabul ettirebilmek için Rab’bin sözlerine bile başvururlar.

Sayısız önder, din-mezhep sahibi şunu yapıp bunu yapmamaları halinde insanlara cenneti müjdeledi. Bugün ise, hedeflerine ulaşmak için çağdaş ruhbilimin metotlarını, endüstrileşmenin getirdiği imkânları kullanıyor, insanın aslında “iyi” olduğunu öğretiyorlar. Bilerek ya da bilmeyerek yalan söylüyorlar. İnsanlık tümüyle sapıklık batağında, Allah’ın gazabında helâk olmaya hazır. Çarmıha gerilen Barıştırıcı’ya ihtiyaçları var. O’na iman edilmeden Kutsal Ruh yüreğe yerleşmez. Ölümden dirilen Rabbe tutunmayan kişi mahvolmaya mahkûmdur. Zira o Allah’a götüren biricik yolu reddetmiştir.

Türlü sıkıntıların yanında, önümüzdeki günleri dinleri, mezhepleri birbirine katıp karıştıran,“şifa mucizeleri” yapan, ceplerini doldurmak gayesiyle halkların barışı için savaşan(!) düşünür, bilim adamları türeyecek.

Dikkatli ol, sapıklık çoğu kez dindarlık kisvesiyle görünür. Dünyaya ayak basmış reform adamlarından hiçbiri, ikinci kez gelişini en açık biçimde açıklamış olan Mesih değildir. Verdikleri yegâne hizmet insanları yuvarlandıkları batağa biraz daha gömmek olmuştur. Dünyayı düzeltmek isteyenlerden başka ne beklenebilir?

Tanrı tanımaz, ihmal edilmiş insanoğlunun kendini olduğu gibi çevresini de yıkıp viraneye uğratacağı doğaldır. Oysa Mesih kopacak savaşlardan korkmamızı buyurdu. Bireyler arasında yaşanan haset, kin ve çirkin anlaşmazlıklar da bizi umutsuzluğa sürüklememeli. Mesih, “Savaşlar...bunların olması gerek” dedi. Bu söz tüm siyasi barış girişimlerinden daha güçlüdür. Çünkü önemli olan dış görünümleri değil, yürekleri kökten değiştirmektir. Allah huzurunda zihinsel bir devrim gerçekleşmeden kalıcı bir barışın sağlanması imkânsızdır.

Savaş, yıkım haberlerinden korkmayın” diyor Mesih. “Yanınızda olacak olan gök askerleri size karşı olanlardan daha çoktur. Sığınağımız Allah’ın ta kendisidir. Birçok aziz, Allah adamı bu vaadi gerçekten yaşadı. O’nun bilgisi dışında saçımızdan bir tel bile düşmez. Mesih imanlısı, ölümüyle yaşama adımını atar. Dinimiz hayat dinidir ve Mesih’in dirilişi ölüm hayaletini ortadan kaldırmıştır.

Bir kurşun ya da kaza bedenimizin varlığına son verse de ruhumuzun sonsuza dek korunduğunu biliyoruz.

Ancak şu da var ki, sıkıntı, yoğun sapıklık her yerde. İsyan ruhu insanları kabzasında tutuyor. Utanmazlık, başkaldırı, kanaatsizlik, öç ve insanları ortadan kaldırma fikri halkları, büyük devletleri sarmalamış durumda. Büyük güçler diye adlandırılan ülkeler değişik alanlarda kaydedilen gelişmelere karşın dünyayı yok etmek için ellerinden geleni artlarına koymuyorlar. Yeryüzü bile insandan bıkmış sanki. Tarlalar yeterli ürünü vermiyor, açlık-kuraklık dairesi her gün daha da genişliyor. Petrol sorunundan sonra yakında bir de buğday kıtlığı baş gösterecek. Su kaynaklarının çoğu yerde tükenmesi de iyiye alâmet değil.

Bu dünyanın önderi olan İblis, izleyicilerini Allah’ın güzel kâinatını yıkmaya sevk ediyor, ordularını yüce Yaratana doğru yürütüyor.

Mesih gene, “şaşırmayın!” diyor. “Sapkınlık, harpler, isyan... bunlar olağandır, dünyanın sonunu, daha doğrusu yüce adalet gününün eşikte olduğunu gösterir.

Dua: Yüce Rab, yüreklerimiz üstümüze gelen savaş, açlık ve ölümlerden dolayı için için titriyor. Korkumuzu bağışla, huzur içinde senin gücüne dayanabilmemiz için sana olan güvenimizi güçlendir. Saptırıcı akımları kesin olarak reddedebilmemiz için bizi uyanık tutmak istiyorsun. Senin istemini öğrenip uygulayabilmemiz için bize itaat ve ayırt edebilme ruhu bağışla. Amin.

Soru 28: İsa neden, “Savaşların olması gerekir”dedi?

www.Waters-of-Life.net

Page last modified on January 30, 2013, at 10:33 AM | powered by PmWiki (pmwiki-2.2.109)