Waters of Life

Biblical Studies in Multiple Languages

Search in "Turkish":

Home -- Turkish -- Ephesians - 029 (Live worthy of your calling)

This page in: -- Arabic -- English -- German -- Indonesian --TURKISH

Previous Lesson -- Next Lesson

EFESLİLER - Ruh'la Dolun
Mesihin İncilinde Pavlusun Efeslilere Mektubu

Bölüm 3 - Elçinin ahlak anlayışı (Efesliler 4:1 – 6:20)
A - Çeşitli yeteneklerinize karşın, kilisenin ruhsal birliği için çalışın (Efesliler 4:1-16)

Çağrınıza yakışır biçimde yaşayın (Efesliler 4:1-6)


Efesliler 4:1-6
1 Bu nedenle, Rab'bin uğruna tutuklu olan ben, aldığınız çağrıya yaraşır biçimde yaşamanızı rica ederim. 2 Her bakımdan alçakgönüllü, yumuşak huylu, sabırlı olun. Birbirinize sevgiyle, hoşgörüyle davranın. 3 Ruh'un birliğini esenlik bağıyla korumaya gayret edin. 4 Çağrınızdan doğan tek bir umuda çağrıldığınız gibi, beden bir, Ruh bir, 5 Rab bir, iman bir, vaftiz bir, 6 her şeyden üstün, her şeyle ve her şeyde olan herkesin Tanrısı ve Babası birdir.

Pavlus diz çökerek ettiği Babamız duasını tamamladıktan, istemlerinin Yüceliğin Babası tarafından yerine getirileceğine inandıktan sonra, tekrar Efes ve civarındaki kutsallara yöneldi. Onlara değişmeleri için buyruk vermedi, çünkü hiçbir insanın kendi saçlarından çekerek günah ve bağımlılık bataklığından kurtulamayacağını çok iyi biliyordu. İnsanların, ayağını yere sıkı basan, onlara elini uzatarak bataklıktan çeken, kendi yanına yerleştirip temizleyen bir kurtarıcıya, bir yardımcıya ihtiyacı vardı. Bu nedenle Elçi, Mesih içinde yaşayanlara Rab’bin, Kurtarıcının kendilerini esenliğe kavuşturabilmesi için O’na dua etmelerini önerdi. Rab’bi ve O’nun Romalılar tarafından ev hapsinde tutulan sabırlı Elçisine incelemelidirler ki, onun İsa aracılığıyla Hıristiyanlar arasında içinde belirginleşen yaşam felsefesini anlasınlar. Pavlus bize 2000 yıl sonra bile geçerliliğini koruyan şu sözü söyledi: “Çağrınıza uygun biçimde yaşayın.” Düşüncelerinizi değiştirin ve İsa’yı takip edin. Şayet bunu başaramıyorsanız Rab’bin merhametine sığının. Bilin ki, O sevgisi ve sabrı sizlerde yansıyana kadar, sizlere yardım edecek, esenlik verecek ve kutsayacaktır. Kendi davranış biçiminizle sınırlı kalmayın, düşünün ve Rab İsa’nın sizleri değiştirmek istediğini fark edin.

Pavlus yazdığı mektubunda, Efes’teki kutsallara her şeyden önce sabır etmeyi öğrenmelerini, alçakgönüllü ve yumuşak huylu olmalarını bildiriyordu.

Matta’nın Müjde’ini okuyanlar için Pavlus’un sözleri yabancı değildir. İsa öğrencilerine şöyle sesleniyordu :” Boyunduruğumu takının benden öğrenin. Çünkü ben yumuşak huylu ve alçakgönüllüyüm. Böylece ruhlarınız huzura kavuşacaktır.” (Matta 11:29) Pavlus kilise yöneticilerine yumuşak huylu ve alçakgönüllü yaşamalarını ve hizmet etmelerini söylerken, aslında İsa’yı örnek almalarından başka bir şey önermemekteydi.

Alçakgönüllü olmak küçük kalmayı istemek, önemsiz olduğumuzun bilincine varmak ve Tanrı’nın gazabını hak ettiğimizi bilmektir. Ama İsa’nın kefaret ölümüyle yaşamımızı sürdürme ve cesaretle ilerleme hakkına kavuştuk. İsa şöyle der: “ Aranızda kim birinci olmak istiyorsa, sizlere hizmet etmekle yükümlüdür.” (Matta20:27) Dört yaşındaki bir kız çocuğuna, büyüyünce ne olmak istiyorsun diye sorulduğunda” anıt olmayı istiyorum” yanıtını vermiş. Niçin sorusuna da” hep bana bakmanız için” demiş. Kibir ve gurur kanımıza işlemiştir. İşte bu nedenle Pavlus, bize küçük kalmayı ve alçakgönüllü olmayı öğütler, böylece şeytanın tuzağına düşmemiş oluruz. Oysa İslam dininde, kibirli ve zorba olan yalnız insan değil, bizzat Allah’ın kendisidir. O kendisini “Kibirli” olarak niteler.(Hasır Suresi 29:23) Alçakgönüllülük hizmet severlik diye de yorumlanabilir. Yalnız küçük kalmak değil, gösterişe kaçmadan kibirsiz olmamız gerekir, aynı İsa’nın kendisini patron değil hizmetkâr olduğunu söylemesi gibi. (Matta 20:28)

Tüm insanlığın kurtarıcısı alçakgönüllü ve de özellikle yumuşak huyluluğunu vurgular ki, bunun tersi dik kafalılıktır. İsa yaşam planını Babası’nın istemlerine göre ayarlamış, takvimini O’na danışmadan yapmamıştır. Tanrı’nın istemlerine göre hareket edenler, işlerini modern ekonomiye göre ayarlayanlardan çok daha başarılı olurlar. Tanrı’nın sözlerine itaat eden ve buna göre yaşayan, mutlu bir insan olur ve çağırılmasının hedeflerine kolayca erişir. Oysa planlarını ve düşlerini zorbalıkla, terörle ve savaşla gerçekleştirmek isteyenler, bazen başarıyı yakalayabilse de şeytanın egemenliğine girmiş sayılır ve yüreğindeki barışı kaybederler.

Alçakgönüllülük ve yumuşak huyluluk hizmet edenin sabrını sağlamlaştırır. Sabır sözcüğü Yunancada iki anlama gelir. “Yükü altında kalmak” ve “Uzun süre soluksuz kalabilmek.” Pavlus, sevgi içinde birbirinize hoşgörü gösterin” der. Her akrabalık ilişkisinde, okulda, iş yerinde insanların sinirlerini bozan ve genellikle dışlanan insanlar muhakkak vardır. Rab İsa bizleri bazen bu tip insanlarla yan yana koyar, böylece sabırlı olmayı ve bağışlamayı öğreniriz. Bu insanlarla olan ilişkilerimiz sonsuza giden yol üzerindeki sınav notumuzu belirler.

Bizden beklenen ruhsal özelliğin amacı kendi huzurumuz değildir, önemli olan kiliseye gösterdiğimiz uyum ve kutsallar topluluğuyla ahenk içinde bulunabilmemiz için gereken ruhsal düzeyimizdir. Kilisenin İhtiyarları uyanık olmalı, topluluk içinde ortaya çıkan çatlakları dua, sabır ve ruhsal sorumlulukla yok edebilmelidir. İsa öğrencilerinin İncil’in öğretisine uymayan davranışlarına sevgi içinde yaklaşmış, onları uyarmıştır. Yanlış hoşgörü kilise içindeki barışın sağlanmasına katkı sağlayamaz. Kardeşlerimizle olan konuşmalarımız, ancak onlar için edeceğimiz bir dua ile tamamlanır. İlk Müjde’de, İsa’nın karşılıklı bağışlamanın nasıl olması gerektiğini ve kilise içinde barışın nasıl sağlanacağını anlatan uzun bir bölüm bulunmaktadır.(Matta 18:1-35)

Pavlus Efes ve civarındaki kiliselerde, Yahudi-Hıristiyanlar ve Yunanlı inananlar arasında var olan görüş ve yaşam biçimlerinin farklılığını giderebilmek için dua edip sabır diliyordu. Sözü geçen bu iki guruptan birincisinde Musa Yasalarının oynadığı büyük rol, sadece duygu ve düşüncelerin bertaraf edilmesini yetersiz kılıyor, Yasa’dan kaynaklana sorunlara da çözüm getirilmesini gerektiriyordu. Bu nedenle Pavlus, kilise yetkililerinden ortaya çıkan bu farkların giderilmesini diliyordu. Çünkü bu tip çatışmaların başladığı yerde çıkan yangın şayet hemen söndürülemezse, şüphecilik, nefret ve ayrımcılık ön plana çıkabiliyordu. Bunun dışında, Elçi ufak sorunların ortaya çıktığı durumlarda, çözüm için hemen Kutsal Üçlemeye olan bağlılığımızı dile getiriyordu. Kendimizin ve sorularımızın doğru ölçüleri yakalayabilmesi için gereken güç ve esenliği burada buluruz.

Pavlus işe, ayrı ve dargın olanlara İsa Mesih’in ruhsal bedeninde ortak olduklarını anımsatmakla başladı. Mesih’in ikinci bir bedeni yoktur. Ruhsal bir beraberlik istiyorlarsa, aralarında mutlaka barış egemen olmalıdır. Başka türlü mümkün olamaz. Kol bedenden ayrılamaz, aksi takdirde kısa zamanda çürüyüp gider.

Mesih’le vazgeçilmez bir beraberlik Kutsal Ruh’un iman edenlerin içlerinde konut kurmasıyla gerçekleşir. Birbirlerinden ayrılmış iki tane Ruh olamaz, O tektir ve bir an önce barış ister, yoksa üzgün ayrılır. Baba’nın ve Oğul’un Ruhu dargın olanları Müjde aracılığıyla doğru inanç içinde aydınlatılmaya, kurtarılmaya ve kutsanmaya çağırdı. O muhteşem umuttan verilen avanstır. Kim bu armağanlardan ve vaatlerden basit dünyevi sorunlar nedeniyle vazgeçecek kadar aptal olabilir ki?

Pavlus bu üçüncü yazısından sonra imanımızın ikinci temel şartını yorumladı. “Rab İsa” Biz imanımızla O’na bir daha asla çözülmeyecek biçimde bağlanırız. O’nunla olan Russal bağımızı vaftiz aracılığıyla kurduk. Yeni Antlaşma tüm dargınları kilisede barışmaya çağırır. Barış istemeyen, her şeyi herkese verenleri bağışlayan kurtarıcısından ayrılmak zorunda kalır.(Matta 6.12.14.15) Bu temel Yasa, kavga seven kilise üyeleri için tehditkâr bir giyotin gibidir.

Pavlus ilk inanç yazısının sonunda barışı bozanları Tanrı’ya, Baba’ya havale eder. Elçi, dünyanın yaratıcısı ve yargıcının cemaat içinde kavga edenlerin Babası olduğuna tanıklık etmektedir. Bu bağlamda bir Hıristiyan topluluğu içinde gelişen her dogmatik ve kardeşçe farklılık göklerdeki Babamız’a edilmiş bir hakaret sayılır. Niçin? Çünkü O her çocuğunu kollar, hepsinin içinde etkindir ve hepsinin yüreğinde konut kurmuştur. Cemaat içindeki barışın bozulması göklerdeki Babamız’ı derinden yaralar. Hala daha kavga etmek isteyen var mı?

Elçi aslında tüm barış bozanları Kutsal Üçleme’nin cemaatine çekmektedir. O’nun içinde kavga, huzur bozucu gerilim ve yaralayıcı kibir yoktur. Kutsal Ruh kendisini değil Mesih’i yüceltir. (Yuhanna 16:14) Aynı şekilde İsa kendisini değil, Baba’yı yüceltir. (Matta 6:9; Yuhanna 17:4) İşte bu nedenle Baba biricik Oğlu’na gökyüzünde ve yerde tüm yetkiyi vermiştir. (Matta 28:18) Tanrı’nın Kuzusu da tüm yetkiyi kilisesini kursun diye Kutsal Ruh’a vermiştir. (Yuhanna 14.16.17.26; 15:26; 16:12-13; Vahiy 5:6) İsa kendisinin alçakgönüllü ve yumuşak huylu olduğunu söylemekle, Babası’nın ve Kutsal Ruh’un özelliklerin de vurgulamıştır. Bu Üçlü sevgilerini birleştirerek barışın sürekli kalmasını sağlarlar. Cemaat içinde kavga eden kişinin sağlına tekrar kavuşabilmesi için acilen Tanrı’nın taht salonuna gönderilmesi gerekmektedir.

Dua: Göklerdeki Babamız, Oğlun İsa ile birlikteliğin her gerilimin ve kavganın bitmesini sağladığı için sana coşku içinde dua ediyoruz. Senin alçak gönüllüğünün, yumuşak huyluluğunun ve sabrının bize de geçmesini, böylece kilisenin içinde kavga ve mutsuzluğun ortadan kalkmasını, barışının bağlarının bizleri birleştirmesini istiyorsun. Bizlere senin sevginle dolu yeni yaşam ver ki, çağrılmamıza uygun biçimde davranalım. Âmin.

Sorular:
1.Efes Mektubun göre Kutsal Üçleme’nin gizemi nedir?
2.Alçak gönüllüğümüzü, yumuşak huyluluğumuzu ve sabrımızı gerçekte nasıl kullanabiliriz?

www.Waters-of-Life.net

Page last modified on February 03, 2018, at 05:06 PM | powered by PmWiki (pmwiki-2.2.109)